Epstain adası hakkında yayılan iddialar dünya gündemine oturdu.
Çocuk istismarı ve insan eti yemekten, her türlü cinsel fantezilerin yaşandığı, yüreğimizi parçalayan hikayeler anlatılıyor..!
Akıllara durgunluk veriyor gerçekten...
Peki nerede bu Epstain adası?
Boş yere atlasları karıştırmayın. Size söyleyeyim yerini. O ada her yerde...
Belki mahallenizde de vardır bir kaç tane!
Tarikat cemaat yapılanmalarının olduğu her yer Epstain adasıdır.
Kardeşin kardeşe borç para vermediği bir zamanda,
devletin, ilkokul öğrencilerine bir öğün öğle yemeği veremediği bir zamanda,
Devletin universite kazanmış öğrencilerine güvenli yurt sağlayamadığı bir zamanda; üç öğün yemekli yataklı tek kuruş ücret almadan sizin çocuklarınızın masraflarını çekerek, eğitim verdiği iddiasını taşıyan her yer Epstain adasıdır.
O çocuklar, ya tam da sizin aklınızdan geçtiği biçimde iğfal edilecekler! Ya da bir yerde kendilerine makam mevki verilip, kazandırılan nüfuz üzerinden iğfal edilecekler!..
Ciğerinize çizik atan o vahşi eylemlerin gerçekleştiği yüzlerce mekan var bütün ülkelerde. Ama dikkatinizi bir adaya çekip diğer Epstain vakalarını görünmez kılıyorlar!
YÖK protestolarından dolayı, bedava eğitim hakkı talebini yükselttikleri eylemlerden dolayı, işçi eylemlerine verdikleri desteklerden dolayı gözaltına alınıp çırılçıplak soyularak Filistin askısına asılmış 19 yaşında kızların gördükleri muamele Epstain adasından geri mi kalır?!.
Manisa davasını hatırlayın. Tam bir Epstain vakası değil mi idi?
"Ama o adada önemli devlet başkanları yapıyormuş bunu!"
Öylemi?
Peki bizim yukarıda söylediklerimizi kim yapıyor?
"Ama onlar masum çocuklara yapıyormuşlar!"
Öylemi?
"Yök kapatılsın, eğitim ve sağlık hizmetleri bedava olsun" diyen öğrenciler suçlu mu? Epstain adasından geçmeyi hak mı ediyorlar?
Vicdanınız varsa, mazlumların başına gelen felaketlerden olumsuz etkilenecek bir ruh haline sahipseniz size söylüyoruz:
Epstain adası her yerde..!
1150 odalı saray yapan zihniyet, onun zeminini nasıl tasarlamıştır acaba? "Yenidoğan çetesi" diyerek zincirden koparılıp müstakilmiş gibi lanse edilen çetenin başındaki doktor devlet erkanı tarafından daha önceden de kollanmış olduğu deşifre olmadı mı? Olay bütün çıplaklığı ile patlak verdiği halde açılan soruşturmalarda çeteyi kollamaya çalışıldığı belli olmadı mı?
Bu çeteyi kollayan irade, Burak Oğraş dosyasını da kapatmadı mı?
Dr Yusuf Sönmez, Kosova'da, kaynağını bilmediği 2.400 adet böbreğin naklini yaptığını itiraf etmedi mi?
Epstain adası ha!!!
Sovyetlerin yıkılması sonucu işsiz güçsüz aç perişan kalan bir ülkede, Yunanistan'a temizlik işlerinde çalışmak üzere götürülme vaadi ile Türkiye'ye getirilip Karadeniz'de pasaportlarına el konup dayakla tehditle fuhuşa zorlanan, yapayalnız ve çaresiz kadınların hikayeleri Epstain hikayesi sayılmaz mı? Pezevenklerin odaya kapatıp döve döve önce kendi tecavüz ettiği, ertesi gün başkalarına sattığı kadınların hikayesi azmı dıramatik geliyor?
Irak işgalinde 2 milyon civarında kadın tecavüze uğradı!
Her biri adına iki milyon kere empati yapabilirmisiniz? Birinde çocuğunuz başına aldığı darbe ile yanınızda bayıltılmış yatıyor olsun! Birinde babanız yeni kurşunlanmış daha kanları akmaya devam ediyor olsun! Birinde çeyiz eşyalarınız yerlere saçılmış sizi üzerine düşürsünler! Birinde !!!
Afganistan'da Libya'da Suriye'de küçük kızların neler yaşadığını hiçbir zaman öğrenemeyeceksiniz!!?
Molla rejimli İran'da kadınların neler yaşadıklarını bilmiyorsunuz değil mi?
Kur'an kurslarında tarikat ve cemaat yurtlarında, karakollarda, F tipi ya da kuyu tipi hapishanelerde neler yaşandığını bilmiyorsunuz!
Sonra bir gün önünüze "Epstain adasında çocukların ırzına geçiliyormuş" diye bir haber düşüyor! Siz de dünyanın orada kirlenmeye başladığını zannediyorsunuz belkide.
Hayır! Bu dünya kapitalist emperyalist bataklıkta çoktan pisliğe bulandı!!!
Epstain adası her yerde ve hepsininde arkasında büyük devlet adamları var..!
19 aralık 2000'de Türkiye Epstain adasını canlı yayından izledi!
"Onlar terörist idi" diyerek söndüremezsiniz vicdanınızın ateşini. Evet bu ülkede çok sayıda terörist vardır ve bunların %99'unun hükümetler ile arası iyidir. Teröristler öyle bir muamele görmezler. Devrimciler demokratlar ise terörist değildir.
İmamoğlu'nun gayri hukuki biçimde kaçırılması karşısında protestolara katılan üniversiteli genç kızların apış aralarına defalarca joplarla vurarak kasıklarını parçaladılar!
Polis elbisesi giyiyordular ama kasklarında numaraları yoktu!
O kızlar terörist değildi. Vatanseverdiler...
Cumhuriyetin ilerici aydın yüzleri idiler hepsi.
İğfalin bizde ki kadar çok çeşidi yoktur dünyada!
Biliyorum,
okur; depremde kaybedilen çocukların akıbetini Epstain adasına bağlamamızı bekler...
Bildiğinizi niye yazalım?
Kaybedilen o çocuklar karşısında suskun kalan Cumhurbaşkanlığını, Milli İstihbarat Teskilatını, Genelkurmay başkanlığını, Emniyet genel müdürlüğü'nü yazmalıyız asıl... Kaybedilen çocukların araştırma önergesine red veren AKP MHP oylarının arka planını yazmalıyız asıl!
Onlar susunca iddialar sümen altında kayboluyor kendiliğinden! İnsan hafızasının acizliği işte!
Başka bir iğfal vakası:
Seçimi önde götürdüğünü gören filanca aday; "eyvah kazanıyoruz" diye panikle bir kayboldu ortalıktan, sayı muktedirin hanesine yazılınca anca çıktı piyasaya...
Bütün ülke iğfal edildi orada!
Lise yıllarında ve liseden sonra dershaneye para ödedi gençler. Bir çoğuna, cevap kağıdı incelenmeden kaybettiği bildirildi. Kontenjanda yer bulup kazananlar da üniversiteyi bitirdiler. Ama bir taraftan KYK borçlarını ödemek için ayak işlerinde çalıştılar bir taraftan KPSS'ye hazırlandılar. Onca emekten sonra 90 puan alan 60 puan alanın karşısında mülakatta elendi..
İğfal mi demiştik? Al sana iğfal...
Bir zamanların kara harp okulunda, "devrimci insanlara iftiralar atarak, itibarlarına suikast yaparak savaşılabileceği" ders olarak okutulmuş bir ülkede Epstain adasına şaşmak nasıl bir zeka sorunudur böyle?
Pozantı çocuk ceza evi skandalları ve Alper Şirin'in "unutulma hakkı" talebine o malüm büyüklerin verdiği destek Epstain vakası değil midir?
Onun haberini yapan gazeteci neler yaşadı?
Yıllar önce Yılmaz Güney'in DUVAR filmine konu olmuş bir mekanda, kaç yıl sonra aynı konuda skandallar patlaması bir 'sürgit' durum olduğunu göstermiyor mu?
Bunun örneklerini yazmaya, ağaçlar kalem okyanuslar kağıt olsa yetişmez. Anlayana bu kadarı saz gelir...
Bursa'da bir tekstil fabrika sahibi, fazla mesai ücretlerinin peşin ödenmesi talimatını verirken, muhasebe müdürüne; "orospunun parası peşin ödenir" diyorsa mesela, fabrikalarda kadınlar için potansiyel birer Epstain adasıdır demek ki..
Bütün delilli ispatlı aklın inkar edemeyeceği belirtilere rağmen, bu toplum bu karanlığa ısrarla yetki veriyorsa, Epstain adasında yaşıyorsunuzdur haberiniz yoktur!
Nazım Hikmet'in seslenişi ile sesleniyoruz bir kez daha:
"Hava kurşun gibi ağır
Bağır
bağır
bağır
bağırıyorum
Koşun
kurşun
erit
-meğe
çağırıyorum.
O diyor ki bana
Sen kendi sesinle kül olursun ey
Kerem
gibi
yana
yana
Deeeeeert
çok
hemdert
yok
Yürek
-lerin
kulak
-ları
sağır...
Hava kurşun gibi ağır
Ben diyorum ki ona;
kül olayım
Kerem
gibi
yana
yana
Ben yanmasam
sen yanmasan
biz yanmasak
nasıl
çıkar
karan
-lıklar
aydın
-lığa
Hava toprak gibi gebe
Hava kurşun gibi ağır
bağır
bağır
bağır
bağırı
-yorum
Koşun
kurşun
erit
-meğe
çağı
-rıyorum
Dünya
Bir
Epstein
Ada
-sıdır.
Kapitalist Emperyalist Dünya
Bir Epstain adasıdır...
Aç artık gözünü
farkeyle gözüm...
