İnsan dedim, yaşlı adam derin bir of çekti ve sorma dedi:
Evet, biz insanız, insan…Ne diyeyim, nasıl tarif edeyim. Kendimden bilirim... Hepimiz yalancıyız. Kendimizi kandırıyoruz, yaratılmışların en şereflisi falan değiliz. Böyle bir etiketi biz uydurduk. Şeref ne demek? Zayıfin karşısında cesur, güçlüsün karşısında korkak... Kuzudan katil çıkar mı? Katil olan insandır insan…Doğanın katili insan, insanın kurdu yine insan. Çocukları yapan insan çocukları öldüren yine insan...
Emanete ihanet ederiz. Tuzak kurar birbirimizi arkadan vururuz. Yuva kurar sıkılınca yuvayı yıkarız. Hepimiz sahtekârız. İki yüzlüyüz, olduğumuz gibi görünmüyoruz.. Kendimize bakmaktan utanıyoruz. Dışımız temiz İçimiz pislik...Kendimizden utanıyoruz. Dünya balo salonu, yüzümüzde maskeler, bir ömür dans ediyoruz. Nezaket maskesi altında riyakârca konuşuyoruz. Utan, utan biz insanız insan…
Kendimizle gurur duymuyoruz. Başkaları bizimle gurur duysun diye kılıktan kılığa giriyoruz. Öyle merhametli, adaletli, vicdanlı falan değiliz. Çalışanın emeğini çalar sonra çaldıklarımızdan fitre, zekât veririz. İnsan aç gözlüdür doymaz. Köpekler bile bok yemeden önce koklar, insan bulduğu her boka balıklama atlar.
Besmeleyle bebelere tecavüz eden insan, günaha fetva bulan yine insan. Derimizi soysalar altından pislik fışkırır. .
İnsan göründüğü gibi değildir. Dışarıda Manukyan, evde Meryem ana… Camide dindar, sokakta münafık… Şeytan ile imanı aynı yürekte barındıran maharetli tek yaratık...Daha neler, neler...
Evet; sende insansın insan, utan, utan…
Dedi yaşlı adam
