Zor zamanda yaşıyoruz. Zalim zorbaların eline düştük. Yaşamaktan yorulduk. Ciğerlerimizde barut, yüreklerimizde öfke… Mezarlarımızı bombalarla kazıyorlar, bizler kefenlerimizi kesip biçiyoruz. …Aklımızı aldılar. Bir kutuya hapsettiler. Düşünmeyi unuttuk. Beden denen makinenin işçileriyiz. İki delik arasında gidip geliyoruz. Yukarıdan dolduruyor, aşağıdan boşaltıyoruz. Doğduğumuz günden beri bağırsaklarımıza giren bok uğruna çalışıp çabalıyoruz. Sevgiyi unuttuk… Sevgi korkak… Sevgili ürkek... Elimde bir buket çiçek uzatırım alan çıkmaz, elimde kalır, şüpheyle bakarlar, sanki top tüfek. Yapay zeka ile zekamızı çaldılar, bilim ve teknoloji ile sonumuzu hazırlıyorlar. Dinden imandan çıkardılar, merhametli Tanrımızı unuttuk, zalimlerin merhametine kaldık.
Hepimiz üşüyoruz. Sevginin sıcaklığı söndü. Kanımız dondu, Kuduruyoruz hep birlikte. Ey sevgisiz sevgili bana gökyüzüne bak diyorsun, yıldızları doldur yüreğine, umutsuzluk günah diyorsun, umudumu yitirdim, ben artık günah işliyorum.
Bir mum yak içine, gör güller bahçesini diyorsun. Sen gidince bütün güller kurudu, dikenleri kaldı ellerimde….Mum aydınlatamaz içimi, ben öldüğümde yakarsın mezarımın üzerinde… Nasılsa gün gelir bu dünyadan göçüp gideceğiz ikimizde…
