Sen gidince ardından bakmadığımı sanma. Dişlerin kenetliydi, tükürüğün boğazında düğüm, düğümdü… Siyah gözlüklerinin arkasında gözyaşlarının yanaklarına süzülüşünü gördüm. Avuçların yumruk gibi sımsıkıydı ve avuçlarının içinde inleyen yüreğimin sesini duyuyordum. Bu ruhsuz dünyanın duygusuz insanlarının pençeleriyle kanatılmış yüreğimi kendinle götürüyordun.
Ben mi? Sadece cesedimle ayrılıyordum senden. Yüreksiz, yarasız ve beyinsiz… Sakın pişmanlık duyma. Sanma ki geride bıraktığın sadece hoş bir seda. Ya da onca fırtınalı geçmişimizden kalma serin bir esinti. Dünyaya saldığımız sessiz aşk çığlığının yankıları Okyanusların kuytu koylarında sonsuza dek sürecek. Aslında gidişin büyük felaketim oldu. Umulmadık bir anda akılsızca kabaran öfkem, onurumu kurtarmanın aptalca duygusuydu kararım. Engelleri bir türlü aşamıyordum. Aşılamayan engeller ayrılığa mazeret miydi? Yoksa Engeller miydi aşkımızı alevlendiren. Ölümsüzleştirme çabasının heyecanından titrek ellerimizle öldürdüğümüz sevdamız belki de böylelikle ölümsüzleştiriliyordu. Çarpışmalı bir aşkın tutkusunu yaşıyorduk. Filizlenen her duygumuzun tomurcuk verilmesine imkân verilmiyordu. Fitnelerin kahkaha seslerini duyar gibiyim.
Beceriksizliğimi kabul ediyorum. Sana dünyanın en kutsal aşk şiirlerini yazmaya çabaladım ama beceremedim. Hoşuna gidecek bir cümle yazabilmek için hecelerin arasında boğulur kalırdım. Kaç geceler uykusuz kaldım. Hiç bir şeyi beceremediğim gibi onu da beceremedim. Şimdi ayrılık mektubunu yazıyorum. Yokluğunun bende bıraktığı derin yaramın sızılarını dile getirmek için en hüzünlü sözcükleri arıyorum. Becerebilecek miyim? Emin değilim. Çünkü dimağım hasta, aklım donuk… Anılarım şimdiden acıtmaya başladı duygularımı. Geçmişimin ardında bakakalacağım. Gözlerim ufukta yeni mutluluklar arasa da umutsuzluk dolacak yüreğime. Hüzün içinde acı çekerken zamanın ilerlemeyişine isyan edeceğim. Beklemek zor gelecek yorgun duygularıma… Sadece geçmişimizin anılarında umudu bekleyeceğim… Çaresiz... Anılarla Yaşamanın gerçek ölüm olduğunu şimdiden anlıyorum. Üzgünüm, Sana ne en güzel aşk şiirlerini yazabildim. Ne de ayrılık mektubunu yazabiliyorum.And olsun ki; bundan sonra hiçbir şey yazmamak üzere kâğıdımı ve kalemimi okyanusların en derin yerine atıyorum.
