Kim seni tunç fanusun içine hapsetti kadın?. Etrafındaki dikenli telleri kim ördü. Hiç düşündün mü? Başını kabuğundan çıkarmaya cesaret edemiyorsun. Bastırılmış duygularının çığlığını yüreğinin sessizliğine gömersin. Acı çekiyorsun, isyan edip bağırmak istiyorsun sesin çıkmaz. Tıpkı rüyalardaki gibi… Can bedenden çıksın diye tanrıya yalvarırısın. Duan kabul olmaz, ıstırap içinde kıvranmaya devam edersin. Aynı yatakta hemen yanı başındaki sesini duymaz. Hayallerin suya düşmüş, umudun kırılmış, beklentilerin ters düz olmuş... Kuştüyü yatağın kirpi derisine dönüşmüş. Dikenler kanatır bedenini. Acısını duymazsın. Aslında sen artık oralı değilsin. Terk etmelisin orayı. Ahlak, din, töre ve namus zırhlarıyla hapsetmişsin kendini. Ele güne karşı rezil olmamak için eziyetlere katlanırsın. Kabuğunun içinde kalmaya devam edersin. Istıraplarını içinde saklar korkularınla beslersin. Gün geçtikçe yaşama arzunu kaybedersin. An olur çıldırırsın. En sert şaraplar sarhoş etmez seni. Tuz basmak istersin yaralarına. Daha çok acıyla acılarını dindirmek istersin. Gözyaşların içine akar. Kahrından kahkahalar atarsın. Her kahkaha yüreğine kandamlası olup iner. Acılarını gizlersin. Kimseler anlamasın diye yazdığın oyunu tiyatro sahnesinde kahkaha atarak oynarsın. Arzularına, hasretlerine ancak rüyalarında sarılırsın… Rüya bittiğinde yaralarınızın fitili ateşlenir yeniden, bomba gibi patlar içinde. Duygular paramparça, beden darmadağın olur. Umutsuzluk içinde yeniden kendi içine kendini bırakırsın. Tutuşmuş saman alevi gibi için için yanar durusun. Bedeninde biriken zehir içinize akar durur..
Çık fanusun içinden. Dışarıda bir dünya daha var. Kurtarıcı bekleme boşuna. Ancak sen kendini kurtarabilirsin. Biraz gayret biraz da cesaret… Yumurtanın içindeki civciv yumuşak gagasıyla kabuğunu kırarak dışarı çıkabiliyorsa, kardelen yumuşak tomurcuğuyla buz delip gün yüne çıkabiliyorsa, sende yapabilirsin. Biraz gayret biraz cesaret yeter.
