Muhammet karasu
Köşe Yazarı
Muhammet karasu
 

Yıldırım'da Koltuk Hırsı, Parti Aklının Önüne Geçerse

CHP’de il ve ilçe kongreleri sonrasında ortaya çıkan tablo, ne yazık ki sağlıklı bir parti içi muhalefet tablosu değildir. Özellikle Kılıçdaroğlu’na yakın çevreler tarafından şekillendirilen ve kendisini “muhalif kanat” olarak tanımlayan bazı grupların tutumu, siyasetin doğasına ve parti kültürüne zarar verir noktaya ulaşmıştır. Bu çevrelerin önemli bir kısmı, farklı fikirleri savunmak yerine adeta bir trolleşme refleksiyle hareket etmektedir. Parti içi muhalefet; yanlışları durdurur, yönetimi uyarır ve partiyi ileri taşır. Ancak bugün tanık olduğumuz tablo, muhalefet değil; açıkça parti içi kötülüktür. Üstelik bu kötülük artık sadece sözle de sınırlı değildir. Koltuk hırsının geldiği nokta, ne yazık ki “ayağını kırarım” gibi açık tehditlere, ben onu devirdim senide deviririm aymazlığı ile baskılara ve sindirme girişimlerine kadar uzanmaktadır. İlçe örgütlerinin sosyal medya paylaşımlarında kendilerine muhalif bir ismi görenlerin, yöneticileri arayıp “Onun orada ne işi var?”, “İsmi niye yazılıyor?” diye hesap sorması; parti kültürüyle açıklanabilecek bir durum değildir. Bu, kendisini partinin üzerinde gören bir zihniyetin ürünüdür. Bu anlayış, CHP’yi bir ortak mücadele alanı olarak değil; kişisel mülk, kişisel iktidar alanı olarak görmektedir. İşte trolleşme tam olarak burada başlar. Eleştiri değil, baskı; siyaset değil, tahakküm üretir. Bu kötülük yalnızca CHP’ye değil, Türkiye’ye yapılmaktadır. Çünkü CHP bugün itibarıyla Türkiye’nin birinci partisidir ve ilk genel seçimde iktidar olma potansiyeline en güçlü şekilde sahip olan siyasal yapıdır. Böylesi bir partiyi içeriden zayıflatmaya çalışmak, kişisel hırsları siyasi aklın önüne koymak, memleket adına da büyük bir kayıptır. Son dönemde kulis faaliyetleri ve organize sosyal medya saldırıları, parti içi siyaseti zehirlemektedir. Özellikle CHP Yıldırım İlçe Örgütü, bu trolleşmiş anlayışın en çok hedef aldığı yapılardan biridir. Oysa Yıldırım İlçe Örgütü; toplu üye katılımları, sahadaki çalışmaları ve örgütlü yapısıyla yalnızca Yıldırım’da değil, Bursa genelinde en çok adından söz ettiren ilçe örgütlerinden biri haline gelmiştir. Böylesine emekle büyüyen bir örgütü yıldırım gençlerinin üzerinden tehdit ederek, itibarsızlaştırma çabalarıyla baltalamanın kimseye faydası yoktur. Eleştiri yapılabilir; yanlışlar söylenebilir. Ancak tehdit ederek, baskı kurarak, isimler üzerinden korku iklimi oluşturarak yapılan hiçbir şey siyasetin meşru alanında değildir. Parti içi seçimlerde kazanan kaybeden iş vaadi, makam vaadi ya da farklı beklentiler sunulması her partide görülebilir; doğru değildir ama siyasetin bilinen bir gerçeğidir. Asıl sorun, Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin yarattığı zihinsel kırılmadır. Bu sistem, insanlara bulundukları makamları geçici bir görev değil, vazgeçilmez bir mülk gibi görme alışkanlığı kazandırmıştır. Unutulmaması gereken çok temel bir gerçek var: Bu arkadaşlarımızın büyük çoğunluğu, itibarlarını bu parti sayesinde kazanmıştır. Partiden istifa edip geri gelenler CHP olmasa, bugün sahip oldukları siyasi ve toplumsal görünürlüğe sahip olmaları mümkün değildir. Kimi çevreler alanları yıkılmasın koruma duvarları yıkılmasın diye iktidar olmak istemeyebilir. Kimileri mevcut düzenin devamından memnun olabilir. Ancak CHP’nin böyle bir lüksü yoktur. CHP, bu ülkeye karşı sorumluluk taşır. CHP, iktidar olmak zorundadır. Ve evet, CHP ilk seçimde iktidar olacaktır. Bu yürüyüşü tehdit diliyle, trol aklıyla ve koltuk hırsıyla sabote etmeye çalışanlar; ne parti vicdanında ne de tarihin doğru tarafında yer bulamayacaktı
Ekleme Tarihi: 29 Ocak 2026 -Perşembe

Yıldırım'da Koltuk Hırsı, Parti Aklının Önüne Geçerse

CHP’de il ve ilçe kongreleri sonrasında ortaya çıkan tablo, ne yazık ki sağlıklı bir parti içi muhalefet tablosu değildir. Özellikle Kılıçdaroğlu’na yakın çevreler tarafından şekillendirilen ve kendisini “muhalif kanat” olarak tanımlayan bazı grupların tutumu, siyasetin doğasına ve parti kültürüne zarar verir noktaya ulaşmıştır.

Bu çevrelerin önemli bir kısmı, farklı fikirleri savunmak yerine adeta bir trolleşme refleksiyle hareket etmektedir. Parti içi muhalefet; yanlışları durdurur, yönetimi uyarır ve partiyi ileri taşır. Ancak bugün tanık olduğumuz tablo, muhalefet değil; açıkça parti içi kötülüktür.

Üstelik bu kötülük artık sadece sözle de sınırlı değildir. Koltuk hırsının geldiği nokta, ne yazık ki “ayağını kırarım” gibi açık tehditlere, ben onu devirdim senide deviririm aymazlığı ile baskılara ve sindirme girişimlerine kadar uzanmaktadır. İlçe örgütlerinin sosyal medya paylaşımlarında kendilerine muhalif bir ismi görenlerin, yöneticileri arayıp “Onun orada ne işi var?”, “İsmi niye yazılıyor?” diye hesap sorması; parti kültürüyle açıklanabilecek bir durum değildir. Bu, kendisini partinin üzerinde gören bir zihniyetin ürünüdür.

Bu anlayış, CHP’yi bir ortak mücadele alanı olarak değil; kişisel mülk, kişisel iktidar alanı olarak görmektedir. İşte trolleşme tam olarak burada başlar. Eleştiri değil, baskı; siyaset değil, tahakküm üretir.

Bu kötülük yalnızca CHP’ye değil, Türkiye’ye yapılmaktadır. Çünkü CHP bugün itibarıyla Türkiye’nin birinci partisidir ve ilk genel seçimde iktidar olma potansiyeline en güçlü şekilde sahip olan siyasal yapıdır. Böylesi bir partiyi içeriden zayıflatmaya çalışmak, kişisel hırsları siyasi aklın önüne koymak, memleket adına da büyük bir kayıptır.

Son dönemde kulis faaliyetleri ve organize sosyal medya saldırıları, parti içi siyaseti zehirlemektedir. Özellikle CHP Yıldırım İlçe Örgütü, bu trolleşmiş anlayışın en çok hedef aldığı yapılardan biridir. Oysa Yıldırım İlçe Örgütü; toplu üye katılımları, sahadaki çalışmaları ve örgütlü yapısıyla yalnızca Yıldırım’da değil, Bursa genelinde en çok adından söz ettiren ilçe örgütlerinden biri haline gelmiştir.

Böylesine emekle büyüyen bir örgütü yıldırım gençlerinin üzerinden tehdit ederek, itibarsızlaştırma çabalarıyla baltalamanın kimseye faydası yoktur. Eleştiri yapılabilir; yanlışlar söylenebilir. Ancak tehdit ederek, baskı kurarak, isimler üzerinden korku iklimi oluşturarak yapılan hiçbir şey siyasetin meşru alanında değildir.

Parti içi seçimlerde kazanan kaybeden iş vaadi, makam vaadi ya da farklı beklentiler sunulması her partide görülebilir; doğru değildir ama siyasetin bilinen bir gerçeğidir. Asıl sorun, Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin yarattığı zihinsel kırılmadır. Bu sistem, insanlara bulundukları makamları geçici bir görev değil, vazgeçilmez bir mülk gibi görme alışkanlığı kazandırmıştır.

Unutulmaması gereken çok temel bir gerçek var:
Bu arkadaşlarımızın büyük çoğunluğu, itibarlarını bu parti sayesinde kazanmıştır. Partiden istifa edip geri gelenler CHP olmasa, bugün sahip oldukları siyasi ve toplumsal görünürlüğe sahip olmaları mümkün değildir.

Kimi çevreler alanları yıkılmasın koruma duvarları yıkılmasın diye iktidar olmak istemeyebilir. Kimileri mevcut düzenin devamından memnun olabilir. Ancak CHP’nin böyle bir lüksü yoktur. CHP, bu ülkeye karşı sorumluluk taşır. CHP, iktidar olmak zorundadır. Ve evet, CHP ilk seçimde iktidar olacaktır.

Bu yürüyüşü tehdit diliyle, trol aklıyla ve koltuk hırsıyla sabote etmeye çalışanlar; ne parti vicdanında ne de tarihin doğru tarafında yer bulamayacaktı

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve medyakorkusuz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
dini chat giftcardmall/mygift bizim mekan cinsel chat mobil chat sohbet izmir chat sohbet dini chat islami chat