Geçenlerde kulağıma çalınan, bir başkan ile genel merkezin yeni gözdesi, kendisini hukukun ve siyasetin üst kurulu gören bir Mutlak Butlancı arasında geçen telefon görüşmesi nasıl olabilirki, tam da bu durumun resmi niteliğinde. Siyasetin geldiği noktayı, koltuk kapma yarışını ve taktiksel manevraları öyle güzel özetliyor ki
KONUŞMA MUHTEMELEN BÖYLE GEÇMİŞTİR
PUTLANCI; Şöyle bir sesini duyayım, bir hâl hatır edeyim dedim gözüm. Sesini aldım ya, hamdolsun daha iyi oldum şimdi. Seni aradım çünkü her şey davanın selameti, AK Parti’mizin ve Reis’in bir kez daha kazanması için! Reis-i Cumhurumuza hürmetlerimizi, bağlılığımızı ilettim; canımız feda!
BAŞKAN; Var olasın başkanım, eksik olma. O selamı başımızın üstüne yerleştiririz; her şey Reis için, o sandıktan yine zaferle çıkmamız için! Çok şükür, bin şükür... Bu süreçte bana güvendiğin, o kıymetli desteğini esirgemediğin için de ayrıca teşekkür ederim başkanım, iyi ki varsın. Tam bittik derken zamanında yetişti reis.
PUTLANCI; Her şeyin farkındayım başkanım. Biz senden yana açıkça tavır aldık, şimdi senden de il yönetimine bizim ekipten birkaç isim yazmanı istiyoruz. Vallahi mutlak butlan tarihine geçtin; attığın her adım, yaptığın her analiz baştan aşağı bir şaheser. Karşı tarafı bitirmek için, Reis için tam da senin gibi adamlar lazım. Hastayım senin bu oyunlarına.
BAŞKAN; Aynen öyle Çekemiyorlar başkanım, yeni baş efendiye, Reis’in en yakın halkasına bu kadar yakın olmamı hazmedemiyorlar. Erdoğan’ın ve partinin zaferi için ben de il başkanlığı için 3-4 isimle tam destek vereceğim, müsterih ol.
PUTLANCI; Maşallah, maşallah… Yeni baş efendinin beyin takımındasın artık, Reis’in mutlak karar mekanizmasındasın. Çok güzel, inan teşkilat olarak buna çok sevindik. Sonuçta hepimiz AK Parti’nin bekası için buradayız.
BAŞKAN; vekillik yolunun açılması için içerideki pürüzleri temizlemek en kutsal görevim, önce içeriyi bir süpürelim! Reisimizi bir kez daha kazandıralım, beni de Ankara'ya yollayalım ne dersin.
PUTLANCI; Heh, bak şimdi taşlar yerine oturdu işte. Dedikleri gibi sen tam bizdensin, baş efendinin "Truva Atı" sın.
BAŞKAN; benim bu ilçede önümüzdeki dönem vekillik yolumun mutlak surette açılması lazım abi Reis'in beyin takımına girmişken. Yoksa biterim ben. Bu aralar tabanda ve muhalefette bu mutlak butlan işine, bize çok ciddi bir tepki var, sesler yükseliyor. Hatta doğrudan bana da çok tepki var abi, hedef tahtasına koydular beni. Acaba diyorum, ortalık biraz durulana kadar bir süre daha rengimi belli etmeyip gizliden gizliye, yine o eski günlerdeki gibi Truva Atı olarak mı devam etsem, ne dersin?
PUTLANCI; sen ne diyorsun Allah aşkına? Ne gizlisi, ne Truva Atı olarak devam etmesi? Senin zaten Truva Atı olduğun kabak gibi ortaya çıktı, herkes her şeyi biliyor artık! Bu saatten sonra neyi gizleyeceksin? Ağlayacaksan, erkenden havlu atacaksan bu oyuna hiç girmeyecektin! koli moli dağıtarak tepkiyi falan da kırıp gizlenemezsin artık.
BAŞKAN; Benim önce ili sonra ilçelerde güçlenmem lazım anladığım bu.
PUTLANCI; Aynen öyle ilçelerdede gücünü arttır hazır butlan varken yoksa tamamen bitersin.
Gördüğünüz gibi sevgili okurlar. Tabanda yükselen sese, tepkilere kulak tıkamak mı dersiniz, kendi varlıklarını ve geleceklerini tamamen suni formüllere bağlamak mı dersiniz, yoksa Ankara koltuğu için il teşkilatına 4 koldan pusu kurmak mı.
Güç savaşları içinde Truva Atı olmaktan gocunmayanların, ifşa olunca da oyundan çekilemeyenlerin hikayesi bu. Siyasette her yolun mübah sayıldığı, tasfiyelerin temizlik adı altında pazarlandığı bu düzende, bakalım mutlak butlan formülleri bu isimleri meclis koltuğuna taşımaya yetecek mi, yoksa siyaset tarihi bu taktikleri de baştan aşağı yok hükmünde mi sayacak. İzleyip göreceğiz.
