Kemal Kılıçdaroğlu’nun yıllar önce imza attığı açıklamalarla bugün yayınladığı videolu mesaj arasındaki uçurum artık kimsenin gözünden kaçmıyor. Bu sadece bir üslup farkı değil; siyasi niyetin tamamen değiştiğini gösteren bir tablo. Kılıçdaroğlu’nun çıkışı, CHP’ye yol göstermekten çok, AKP-MHP iktidarına dolaylı bir kapı aralama hamlesi gibi duruyor.
Videoda söylenen sözler, “partime katkı sunuyorum” görüntüsü altında aslında bambaşka bir mesaj taşıyor. Vatandaşın büyük bölümü bu videoyu net bir şekilde okudu:
“Beni yeniden partinin başına getirin.”
Bugün CHP’de yeni bir kadro, yeni bir siyaset dili ve geniş kitlelerde karşılık bulan bir toplumsal enerji var. Kılıçdaroğlu’nun çıkışının zamanlaması ise dikkat çekici: Tam da iktidarın CHP’yi yıpratmaya çalıştığı, muhalefetin birlik olmak zorunda olduğu bir dönemde geliyor. Tesadüf mü? Hayır. Siyasette tesadüf yoktur, özellikle de böyle videoların zamanlamasında.
Ama asıl kritik nokta şu:
Kılıçdaroğlu bir hafta sonra yapılacak kurultaya katılır ve bu videoda söylediklerini orada da tekrarlarsa, o zaman deriz ki gerçekten CHP için konuşuyor. O zaman “niyet partiyi toparlamakmış” diyebiliriz.
Ama hepimiz çok iyi biliyoruz ki bu ihtimal oldukça düşük.
Çünkü videonun tonu, zamanlaması ve kurduğu cümleler bir CHP çağrısından çok, iktidara verilen bir işaret niteliğinde. Daha açık söyleyelim:
“Ben buradayım, beni bir an önce partinin başına getirin” demekten başka bir anlama gelmiyor.
Ve bu çağrı, CHP’yi güçlendirmek bir yana, AKP ve MHP’nin uzun süredir beklediği bir fırsatı altın tepside sunuyor. CHP içindeki tartışmalar büyüdükçe iktidarın eli güçlenir — bunun farkında olmamak için siyaseti hiç bilmemek gerekir.
