Muhammet karasu
Köşe Yazarı
Muhammet karasu
 

İBB kalesi düşmüyorsa, çevredeki tüm mevzileri ateşe ver.

Türkiye siyaseti, rasyonel zeminden hızla uzaklaşıp yargı eliyle tasfiye sürecine hapsolmuş durumda. Bir yanda çarşı-pazardaki yangın, diğer yanda durmak bilmeyen zam yağmuru altında ezilen bir halk; öte yanda ise bu gerçekliği görünmez kılmak için CHP’li belediyelere yönelik başlatılan sistematik kuşatma... İBB davasında kurgulanan dosyanın temelleri her duruşmada biraz daha sarsılırken, iktidar ajandasındaki “B planını” devreye sokmuş görünüyor. Strateji net: İBB kalesi düşmüyorsa, çevredeki tüm mevzileri ateşe ver. Son bir aya baktığımızda karşımıza çıkan tablo, adli bir süreçten ziyade siyasi bir haritayı andırıyor. Bolu, Kuşadası, Uşak ve Bursa’nın ardından adresin Üsküdar Belediyesi olması, iktidarın 2024 yerel seçimlerinde yaşadığı travmanın rövanşını alma çabasıdır. Özellikle muhafazakar kimliğiyle bilinen ve AK Parti’nin KALESİ olarak görülen Üsküdar’ın kaybı, iktidar bloğunda sembolik bir yara açmıştı. Şimdi, yapı ruhsatı ve iskan süreçleri gibi teknik konular üzerinden yürütülen "şafak operasyonları" bu siyasi yenilginin yargısal rövanşına dönüştürülmek isteniyor. Bu saldırı dozajındaki artışın tek bir sebebi var: Yönetememe krizi. Ülkede her sabah yeni bir zam haberiyle uyanan vatandaşın öfkesini dindiremeyen, ekonomiyi rayına oturtamayan iktidar; BEKA söyleminin yerini YOLSUZLUK suçlamalarıyla doldurmaya çalışıyor.  Yapılan anketlerde erime durdurulamadıkça, Halkın sandığından kaçacaklar.  Ekrem İmamoğlu üzerinden kurgulanan davanın kamuoyu vicdanında karşılık bulmaması, iktidarı yerel yönetimlerin kılcal damarlarına müdahale etmeye itiyor.  Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın da vurguladığı gibi; "Hiçbir hizmet cezasız kalmıyor." Yapılamayan hizmetlerin, sosyal belediyeciliğin karşısına kelepçe görüntüleri çıkarılarak halkın seçtiği irade itibarsızlaştırılmak isteniyor. Belediye başkanlarının tutuklandığı, kayyum söylemlerinin havada uçuştuğu bu iklim, aslında iktidarın elindeki enstrümanların ne kadar azaldığının kanıtıdır. Halkın ekmeğini küçültenler, bu boşluğu CHP’li belediyelere baskı kurarak dolduramazlar. Tarih göstermiştir ki; sandıkla gelenin yargı darbesiyle gitmeye zorlanması, her zaman ters tepmiş ve o iradeyi daha da güçlendirmiştir. Bugün Üsküdar’da, Bursa’da veya Uşak’ta atılan her adım, aslında iktidarın kendi sonunu hızlandıran birer siyasi hatadan ibarettir. Yani Siyasetin Yeni Denklemi: Yönetemedikçe Saldır, Kaybettikçe Kuşat
Ekleme Tarihi: 08 Nisan 2026 -Çarşamba

İBB kalesi düşmüyorsa, çevredeki tüm mevzileri ateşe ver.

Türkiye siyaseti, rasyonel zeminden hızla uzaklaşıp yargı eliyle tasfiye sürecine hapsolmuş durumda. Bir yanda çarşı-pazardaki yangın, diğer yanda durmak bilmeyen zam yağmuru altında ezilen bir halk; öte yanda ise bu gerçekliği görünmez kılmak için CHP’li belediyelere yönelik başlatılan sistematik kuşatma...

İBB davasında kurgulanan dosyanın temelleri her duruşmada biraz daha sarsılırken, iktidar ajandasındaki “B planını” devreye sokmuş görünüyor. Strateji net:

İBB kalesi düşmüyorsa, çevredeki tüm mevzileri ateşe ver.

Son bir aya baktığımızda karşımıza çıkan tablo, adli bir süreçten ziyade siyasi bir haritayı andırıyor. Bolu, Kuşadası, Uşak ve Bursa’nın ardından adresin Üsküdar Belediyesi olması, iktidarın 2024 yerel seçimlerinde yaşadığı travmanın rövanşını alma çabasıdır. Özellikle muhafazakar kimliğiyle bilinen ve AK Parti’nin KALESİ olarak görülen Üsküdar’ın kaybı, iktidar bloğunda sembolik bir yara açmıştı. Şimdi, yapı ruhsatı ve iskan süreçleri gibi teknik konular üzerinden yürütülen "şafak operasyonları" bu siyasi yenilginin yargısal rövanşına dönüştürülmek isteniyor.

Bu saldırı dozajındaki artışın tek bir sebebi var:

Yönetememe krizi.

Ülkede her sabah yeni bir zam haberiyle uyanan vatandaşın öfkesini dindiremeyen, ekonomiyi rayına oturtamayan iktidar; BEKA söyleminin yerini YOLSUZLUK suçlamalarıyla doldurmaya çalışıyor.

  •  Yapılan anketlerde erime durdurulamadıkça, Halkın sandığından kaçacaklar.

  •  Ekrem İmamoğlu üzerinden kurgulanan davanın kamuoyu vicdanında karşılık bulmaması, iktidarı yerel yönetimlerin kılcal damarlarına müdahale etmeye itiyor.

  •  Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın da vurguladığı gibi; "Hiçbir hizmet cezasız kalmıyor." Yapılamayan hizmetlerin, sosyal belediyeciliğin karşısına kelepçe görüntüleri çıkarılarak halkın seçtiği irade itibarsızlaştırılmak isteniyor.

Belediye başkanlarının tutuklandığı, kayyum söylemlerinin havada uçuştuğu bu iklim, aslında iktidarın elindeki enstrümanların ne kadar azaldığının kanıtıdır. Halkın ekmeğini küçültenler, bu boşluğu CHP’li belediyelere baskı kurarak dolduramazlar.

Tarih göstermiştir ki; sandıkla gelenin yargı darbesiyle gitmeye zorlanması, her zaman ters tepmiş ve o iradeyi daha da güçlendirmiştir. Bugün Üsküdar’da, Bursa’da veya Uşak’ta atılan her adım, aslında iktidarın kendi sonunu hızlandıran birer siyasi hatadan ibarettir.

Yani Siyasetin Yeni Denklemi: Yönetemedikçe Saldır, Kaybettikçe Kuşat

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve medyakorkusuz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.