CHP Yıldırım’da Gruplaşma Sorunu ve Kaçırılmaması Gereken Fırsat
Bir önceki yazımda da açıkça ifade etmiştim: CHP Yıldırım İlçe Örgütü’nde gruplaşmalar had safhaya ulaşmış durumda. Bu tablo, yalnızca parti içi bir huzursuzluk meselesi değil; CHP’nin Yıldırım’daki siyasal geleceğini doğrudan tehdit eden yapısal bir sorun hâline gelmiş durumda.
Tam da bu noktada şunu net biçimde söylemek gerekir: Ahmet Keskin, Yıldırım için önemli bir şanstır. Doğru bir irade ortaya konulursa, CHP Yıldırım toparlanabilir. Ancak bunun tek bir şartı vardır:
Parti içinde yıllardır alan tutmuş, kendi küçük iktidar alanlarını korumak adına örgütü felç eden grup başları ve klikler mutlaka devre dışı bırakılmalıdır.
Bu yapılarla “denge kurarak”, “idare ederek” ya da “kırmadan dökmeden” yol alma dönemi bitmiştir. CHP Yıldırım’ın yeniden ayağa kalkması isteniyorsa, bu gruplaşmaların partiyle bağlarının tamamen kesilmesi kaçınılmazdır. Aksi hâlde en iyi niyetli yöneticiler bile bu bataklıkta hareket edemez.
Bu olay Saldırının Ötesinde Bir Tablo
Konuştuğumuz partililerin ortak değerlendirmesi, Bayram isimli şahsın “sıkıntılı” bir profil olduğu yönünde. Meclis üyeliğine aday gösterilene kadar parti tabanında neredeyse hiç tanınmadığı, sonrasında ise beklentilerinin karşılanmamasıyla farklı bir çizgiye savrulduğu ifade ediliyor.
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’e yönelik saldırının, bir iş talebinin yerine getirilmemesi nedeniyle gerçekleştiği iddiası son derece ciddidir. Ancak burada durup net bir çizgi çekmek zorundayız:
Kime yapılırsa yapılsın, hangi gerekçeyle olursa olsun bu alçak saldırı girişimi asla kabul edilemez.
Saldırgan ya da saldırganlar en ağır şekilde cezalandırılmalı; zanlıların tüm bağlantıları, geçmiş ilişkileri ve özellikle CHP’den koptuktan sonra kimlerle temas kurdukları titizlikle araştırılmalıdır.
Bu Guplar Fiziki Şiddetin Zeminini Hazırlıyor
Bugün siyasal eleştiri adı altında yürütülen birçok faaliyet, aslında açık birer algı operasyonudur. Hedef gösteren dil, sistematik itibarsızlaştırma çabaları ve bilinçli kutuplaştırma, doğrudan olmasa bile dolaylı biçimde fiziki saldırıların psikolojik altyapısını oluşturmaktadır.
Bu yüzden artık şu sorular ertelenemez:
-
Bu algı kampanyalarını kimler besliyor?
-
Hangi siyasi unsurlar bu dili bilinçli olarak yaygınlaştırıyor?
-
Parti içindeki ayrışmaları derinleştirmekten kimler fayda sağlıyor?
Bu soruların cevapları bulunmadan ne adalet tam anlamıyla sağlanır ne de benzer olayların önüne geçilebilir.
Bu yaşananlar, CHP açısından bir uyarı zilidir. Yıldırım özelinde ise artık “idare etme” siyaseti bitmiştir. Ya gruplaşmalarla, kliklerle ve kişisel hesaplarla yüzleşilecek ya da CHP Yıldırım, kendi kendini tüketmeye devam edecektir.
Ahmet Keskin’in elindeki en büyük sınav da tam olarak budur. Cesur adımlar atılır, parti içi çeteler temizlenir ve örgüt yeniden tabana yaslanırsa; CHP Yıldırım’da gerçek bir toparlanma mümkündür. Aksi hâlde sorunlar sadece ertelenir, çözülmez.
Bursa bunu hak etmiyor. CHP seçmeni bunu hak etmiyor. Demokrasi hiç hak etmiyor.
