Muhammet karasu
Köşe Yazarı
Muhammet karasu
 

Birleştiren CHP, Alan Kaybeden AK Parti Oldu

İstanbul’da düzenlenen Barış ve Demokrasi Sempozyumu, CHP açısından bir etkinlikten çok daha fazlasını ifade etti. Bu toplantı, CHP’nin son dönemde adım adım inşa etmeye çalıştığı yeni siyasal hattın en somut göstergelerinden biri oldu. Önce fotoğrafa bakalım. Toplantı İstiklal Marşı ile açıldı. Salon CHP bayraklarıyla doluydu. Açılış konuşmaları kamuoyuna açık biçimde yapıldı, televizyon kameraları çekimini yaptı. Panel aşamasında ise her eğilimden gazeteci salondaydı. Gizli ajanda, kapalı kapılar ardında yürütülen bir pazarlık, radikal bir siyasi çıkış yoktu. Ama yine de bu toplantı çok şey söyledi. Çünkü mesele ne konuşulduğu değil, kimin konuşabildiği ve kimin bir araya getirilebildiğiydi. Ne Cumhuriyet’in kurucu ilkeleri hedef alındı, ne Kemalizm tartışmaya açıldı, ne Anayasa’nın ilk dört maddesi masaya yatırıldı. Anadilde eğitim ya da vatandaşlık tanımı gibi başlıklar, CHP liderliğinin konuşmalarında yer almadı. Buna rağmen salondaki isimlerin tamamı, CHP’nin böyle bir toplantıyı yapabilmesini siyasi bir cesaret ve özgüven göstergesi olarak değerlendirdi. Asıl kritik nokta da burada. Son bir yılda Kürt meselesi, çözüm süreci ve Suriye başlıklarının konuşulduğu çok sayıda toplantı yapıldı. Bu toplantıların önemli bir kısmı sivil toplum, düşünce kuruluşları ya da bölgesel aktörler tarafından organize edildi. İçerik olarak bakıldığında, CHP’nin düzenlediği sempozyumda konuşulanlar bu toplantılardan çok farklı değildi. Fark şuydu:CHP ve Özgür ÖZEL'di Bu kez o çevreleri bir araya getiren parti CHP’ydi. Bu, CHP açısından net bir siyasi kazanımdır. Çünkü bu isimlerin önemli bir bölümü, geçmişte CHP’ye mesafeli, hatta yer yer eleştirel durmuş; buna karşılık AK Parti’nin demokratikleşme ve çözüm süreci dönemlerinde daha yakın ilişkiler kurmuş aktörlerdi. Akil İnsanlar Heyeti’nden çözüm süreci toplantılarına kadar bu temasları kuran parti AK Parti’ydi. Bugün ise tablo tersine dönmüş durumda. Aynı çevreleri, aynı isimleri, aynı uzmanlık alanlarını bir masada toplayabilen parti artık AK Parti değil. Bu kapasiteyi eksikleriyle birlikte CHP göstermeye başladı. Bu durum, CHP’nin bir anda her şeyi başardığı anlamına gelmez. Ama AK Parti’nin ciddi bir siyasi alan kaybı yaşadığını net biçimde gösterir. Siyaset, yalnızca sandık matematiğiyle yürümez. Kitle partileri, toplumsal kesimlerle doğrudan değil; onların güvendiği aktörler üzerinden bağ kurar. Akademiyle, sivil toplumla, yerel aktörlerle temas kurabilen partiler genişler. AK Parti bir dönem bunu başaran bir partiydi. CHP ise uzun yıllar boyunca içine kapalı, temas etmekten çekinen, sınırları sert bir yapı olarak algılandı. Bugün CHP bu algıyı bilinçli biçimde kırmaya çalışıyor. Elbette hâlâ direnç var. CHP’nin davet ettiği isimler hâlâ kendi tabanına “ihbar” ediliyor. “Bunlar altı okla nasıl yan yana gelir?” tepkileri sürüyor. Ama tam da bu yüzden, CHP’nin yıllarca yüzde 25–30 bandına sıkışıp kalmasının sebebi daha net görülüyor: kapsayıcılıktan duyulan korku. Özgür Özel’in liderliğindeki CHP, bu korkuyla yüzleşmeye çalışıyor. “Dedelerinizin partisi” vurgusu herkes için ikna edici olmayabilir; özellikle Kürt seçmen açısından sınırlı bir anlam taşıyabilir. Ancak bu sempozyum, söylemden çok pratik bir siyaset dili sundu. Siyasette bazen en güçlü mesajlar, yüksek sesle verilen demeçler değil; kimleri yan yana getirebildiğinizdir. Bu masayı kurabilmek, bugün için CHP’nin hanesine yazılır. Kuramamak ise, yıllarca “çözümü ben yönettim” diyen AK Parti’nin hanesine bir eksik olarak kaydedilir.
Ekleme Tarihi: 02 Şubat 2026 -Pazartesi

Birleştiren CHP, Alan Kaybeden AK Parti Oldu

İstanbul’da düzenlenen Barış ve Demokrasi Sempozyumu, CHP açısından bir etkinlikten çok daha fazlasını ifade etti. Bu toplantı, CHP’nin son dönemde adım adım inşa etmeye çalıştığı yeni siyasal hattın en somut göstergelerinden biri oldu.

Önce fotoğrafa bakalım.

Toplantı İstiklal Marşı ile açıldı. Salon CHP bayraklarıyla doluydu. Açılış konuşmaları kamuoyuna açık biçimde yapıldı, televizyon kameraları çekimini yaptı. Panel aşamasında ise her eğilimden gazeteci salondaydı. Gizli ajanda, kapalı kapılar ardında yürütülen bir pazarlık, radikal bir siyasi çıkış yoktu.

Ama yine de bu toplantı çok şey söyledi.

Çünkü mesele ne konuşulduğu değil, kimin konuşabildiği ve kimin bir araya getirilebildiğiydi.

Ne Cumhuriyet’in kurucu ilkeleri hedef alındı, ne Kemalizm tartışmaya açıldı, ne Anayasa’nın ilk dört maddesi masaya yatırıldı. Anadilde eğitim ya da vatandaşlık tanımı gibi başlıklar, CHP liderliğinin konuşmalarında yer almadı. Buna rağmen salondaki isimlerin tamamı, CHP’nin böyle bir toplantıyı yapabilmesini siyasi bir cesaret ve özgüven göstergesi olarak değerlendirdi.

Asıl kritik nokta da burada.

Son bir yılda Kürt meselesi, çözüm süreci ve Suriye başlıklarının konuşulduğu çok sayıda toplantı yapıldı. Bu toplantıların önemli bir kısmı sivil toplum, düşünce kuruluşları ya da bölgesel aktörler tarafından organize edildi. İçerik olarak bakıldığında, CHP’nin düzenlediği sempozyumda konuşulanlar bu toplantılardan çok farklı değildi.

Fark şuydu:CHP ve Özgür ÖZEL'di
Bu kez o çevreleri bir araya getiren parti CHP’ydi.

Bu, CHP açısından net bir siyasi kazanımdır.

Çünkü bu isimlerin önemli bir bölümü, geçmişte CHP’ye mesafeli, hatta yer yer eleştirel durmuş; buna karşılık AK Parti’nin demokratikleşme ve çözüm süreci dönemlerinde daha yakın ilişkiler kurmuş aktörlerdi. Akil İnsanlar Heyeti’nden çözüm süreci toplantılarına kadar bu temasları kuran parti AK Parti’ydi.

Bugün ise tablo tersine dönmüş durumda.

Aynı çevreleri, aynı isimleri, aynı uzmanlık alanlarını bir masada toplayabilen parti artık AK Parti değil.
Bu kapasiteyi eksikleriyle birlikte CHP göstermeye başladı.

Bu durum, CHP’nin bir anda her şeyi başardığı anlamına gelmez. Ama AK Parti’nin ciddi bir siyasi alan kaybı yaşadığını net biçimde gösterir.

Siyaset, yalnızca sandık matematiğiyle yürümez. Kitle partileri, toplumsal kesimlerle doğrudan değil; onların güvendiği aktörler üzerinden bağ kurar. Akademiyle, sivil toplumla, yerel aktörlerle temas kurabilen partiler genişler.

AK Parti bir dönem bunu başaran bir partiydi.
CHP ise uzun yıllar boyunca içine kapalı, temas etmekten çekinen, sınırları sert bir yapı olarak algılandı.

Bugün CHP bu algıyı bilinçli biçimde kırmaya çalışıyor.

Elbette hâlâ direnç var. CHP’nin davet ettiği isimler hâlâ kendi tabanına “ihbar” ediliyor. “Bunlar altı okla nasıl yan yana gelir?” tepkileri sürüyor. Ama tam da bu yüzden, CHP’nin yıllarca yüzde 25–30 bandına sıkışıp kalmasının sebebi daha net görülüyor: kapsayıcılıktan duyulan korku.

Özgür Özel’in liderliğindeki CHP, bu korkuyla yüzleşmeye çalışıyor. “Dedelerinizin partisi” vurgusu herkes için ikna edici olmayabilir; özellikle Kürt seçmen açısından sınırlı bir anlam taşıyabilir. Ancak bu sempozyum, söylemden çok pratik bir siyaset dili sundu.

Siyasette bazen en güçlü mesajlar, yüksek sesle verilen demeçler değil; kimleri yan yana getirebildiğinizdir.

Bu masayı kurabilmek, bugün için CHP’nin hanesine yazılır.
Kuramamak ise, yıllarca “çözümü ben yönettim” diyen AK Parti’nin hanesine bir eksik olarak kaydedilir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve medyakorkusuz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
dini chat giftcardmall/mygift bizim mekan cinsel chat mobil chat sohbet izmir chat sohbet dini chat islami chat