Bazen insan, en çok sevdiği şeyi anlatmakta zorlanır. Çünkü sevgi, sloganlarla değil; yaşanmışlıklarla, hatıralarla ve yürekte taşınan duygularla anlatılır. Kürtlerin Türkiye'ye olan bağlılığı da böyledir. Ne bir siyasi tartışmanın konusu olacak kadar yüzeyseldir ne de birkaç cümleyle açıklanabilecek kadar basittir.
Bu toprakların her karışında bir hatıramız vardır. Bir dağ başında söylenmiş türküde, bir köy çeşmesinin başında edilen duada, bir şehit mezarının sessizliğinde, bir annenin gözyaşında hep aynı hikâye saklıdır. O hikâyenin içinde Türk de vardır, Kürt de. Çünkü bu ülkenin tarihi, birbirine omuz vermiş insanların ortak hikâyesidir.
Kurtuluş Savaşı yıllarına dönüp baktığımızda cephelerde yalnızca bir milletin evlatlarını değil, bu ülkenin bütün renklerini görürüz. Aynı siperde kurşuna göğüs gerenler, aynı bayrağın altında can verenler arasında Kürtler de vardı. Cumhuriyet'in kuruluşunda alın teri dökenler arasında da onlar vardı. Fabrikada çalışan işçi, tarlada çalışan çiftçi, sınırda nöbet tutan asker, okul sıralarında geleceğini kurmaya çalışan genç... Hepsi bu ülkenin ortak emeğinin bir parçasıdır.
Bugün birileri hâlâ Kürtlerin bu vatana olan sevgisini sorguluyorsa, dönüp Anadolu'nun herhangi bir sokağına bakmalıdır. Çünkü artık aileler birbirine karışmıştır. Aynı evde Türkçe de konuşulur, Kürtçe de. Aynı sofrada farklı kültürler buluşur. Aynı düğünde aynı halay çekilir, aynı ağıt yakılır. Gelinlerimiz, damatlarımız, torunlarımız birbirine karışmışken hangi çizgiyle ayırabilirsiniz insanları?
Bu bayrak yalnızca bir kumaş parçası değildir. Onun kırmızısında Türk'ün de kanı vardır, Kürt'ün de. Bu nedenle hiç kimsenin, hiçbir topluluğun diğerine dönüp “Sen bu ülkeyi ne kadar seviyorsun?” diye hesap sormaya hakkı yoktur. Çünkü vatan sevgisi ölçülmez; yaşanır.
Elbette geçmişte acılar yaşandı. Yanlışlar yapıldı, kırgınlıklar birikti. Kimi zaman insanlar kendilerini dışlanmış hissetti, kimi zaman devlet ile vatandaş arasında mesafeler oluştu. Fakat büyük milletler geçmişin yaralarıyla kavga ederek değil, onları sararak büyürler. Kin geleceği kurmaz; ancak adalet ve kardeşlik kurar.
Bugün Türkiye'nin ihtiyacı olan şey, yeni ayrılıklar üretmek değil, ortak değerleri büyütmektir. Çünkü Türk de bu ülkenin sahibidir, Kürt de. Bu ülkenin dağları da bizimdir, ovaları da. Sevinçleri de bizimdir, acıları da. Birimizin gözyaşı diğerimizin yüreğine düşüyorsa, aramızdaki bağ siyasetçilerin kurduğu cümlelerden çok daha güçlüdür.
Ben inanıyorum ki bu ülkenin geleceği ayrılıkta değil, kardeşliktedir. Birlikte yaşama iradesindedir. Birbirimizin acısını anlamakta, birbirimizin mutluluğunu paylaşmaktadır. Çünkü yüzyıllardır aynı gökyüzüne bakmış, aynı toprağa basmış insanların kaderi de ortaktır.
Bu vatan hepimizin.
Ne yalnızca Türklerin, ne yalnızca Kürtlerin...
Bu vatan; çocuklarımızın gülüşlerinde, annelerimizin dualarında, şehitlerimizin hatıralarında yaşayan ortak yuvamızdır.
Ve inanıyorum ki kardeşlik kazandığında, bu topraklarda yaşayan herkes kazanacaktır.
