Muhammet karasu
Köşe Yazarı
Muhammet karasu
 

İmamoğlu ve Demirtaş’ın Siyasi Gücü, Bitmeyen Yargı Gölgesi

Sandık mı? Mahkeme mi? Türkiye Siyasetinin Kaderini Belirleyen Yeni Denklem Türkiye’de siyaset artık yalnızca meydanlarda, televizyon ekranlarında ya da sandık başında şekillenmiyor. Son yıllarda mahkeme salonları, en az seçim alanları kadar belirleyici bir siyasi zemine dönüşmüş durumda. Bu tablo, hem iktidarın siyasi stratejilerini hem de muhalefetin rolünü doğrudan etkiliyor. Altan Tan’ın “Terörsüz Türkiye” vizyonu çerçevesinde yaptığı son açıklamalar, 2019 seçimlerine dair kritik bir ayrıntıyı yeniden gündeme taşıdı. Abdullah Öcalan’ın Ali Kemal Özcan aracılığıyla gönderdiği ve “CHP’ye oy vermeyin” anlamına gelen mesajı ile Selahattin Demirtaş’ın “CHP’ye yüklenin” yönündeki tutumunun keskin karşıtlığı, o dönem olduğu gibi bugün de tartışmaların merkezinde. Ancak bu tartışmanın görünür yüzünün arkasında daha geniş bir denklem var. Üstelik iktidara yakın kalemlerin dillendirdiği “referandum hazırlığı yapılıyor” kulisleri de akılların bir köşesine not edilmeli. Demirtaş: Yargının Gölgesinde Güçlenen Lider Selahattin Demirtaş, cezaevinde olmasına rağmen siyasi etkisini kaybetmedi; aksine daha da artırdı. Kürt seçmen üzerindeki birleştirici gücü, genç kuşaktaki etkisi, demokrasi ve barış söylemine kattığı derinlik, onu hâlâ Türkiye siyasetinin en güçlü aktörlerinden biri hâline getiriyor. Kamuoyunda sıkça dile getirilen iddia şu: “Demirtaş’ın siyasi etkisi, hem iktidarın hem de Öcalan’ın dönemsel tutumlarının ötesine geçtiği için sürekli bir yargı sopası devrede tutuluyor.” Bu yorum, Türkiye’nin demokratikleşme meselesinde merkez bir noktaya oturuyor. Çünkü bir siyasetçinin seçim meydanlarında değil, mahkeme kararlarıyla sınırlandırılmaya çalışılması, toplumda ciddi bir demokrasi sorgulamasına neden oluyor. İmamoğlu: Sandığın Verdiği Gücün Yargı Duvarına Çarpması Ekrem İmamoğlu ise aylar süren yargı süreci, devam eden davalar ve siyasi yasak ihtimaliyle adeta bir hukuki kuşatma altında. Aylarca cezaevinde tutulması, toplumda güçlü bir algı oluşturdu: “İmamoğlu, elde ettiği siyasi güç nedeniyle yargı baskısına maruz kalıyor.” İmamoğlu’nun gücünü belirleyen birkaç temel unsur dikkat çekiyor: İstanbul’da üst üste iki seçim zaferi Türkiye’nin en yüksek onay alan siyasetçilerinden biri olması Genç kuşak tarafından doğal lider olarak görülmesi Kutuplaşmayı azaltma potansiyeli Erdoğan’ın karşısındaki en güçlü rakip olarak algılanması Bu tablo nedeniyle birçok yorumcu, Demirtaş ve İmamoğlu’nun aynı denklemin iki yüzü olduğunu belirtiyor: “Türkiye’de güçlü siyasi figürler sandıkta yenilemiyorsa, yargı süreçleriyle törpüleniyor.” Siyasetin Önündeki En Büyük Soru: Özgür Yarış Mümkün mü? DEM Parti’nin ittifak politikaları, CHP'nin yeni stratejileri, AK Parti’nin hesapları elbette siyasetin doğal tartışma konuları. Ancak daha temel bir soruyu göz ardı edemeyiz: Demirtaş yıllardır içeride, İmamoğlu ise uzun süredir yargı tehdidi altında ve cezaevinde. Bu durum, Türkiye’de siyasetin özgürce işleyip işlemediğine dair derin bir kuşku yaratıyor. Demokrasinin en temel şartı, siyasi aktörlerin eşit ve özgür bir şekilde yarışabilmesidir. Yargının siyasi alanı daraltmadığı, hukukun toplumun güvenliğine hizmet ettiği bir düzen ise bugün her zamankinden daha hayati. Sonuç: Türkiye Nereye Doğru Gidiyor? Türkiye’nin önünde kritik bir dönem var. Hem Demirtaş hem İmamoğlu örneği, siyasetin kaderinin yalnızca sandıkta değil, mahkeme salonlarında da belirlendiğini gösteriyor. Bu durum, demokratik rekabetin sınırlarını daraltıyor, toplumdaki adalet duygusunu zedeliyor. Eğer Türkiye güçlü bir demokrasi istiyorsa, çözüm bellidir: Siyaseti siyasetçiler, hukuku hukukçular yapmalı. Sandık, mahkeme kararlarının değil, millet iradesinin belirlediği bir alan olmalı. Bugün en çok ihtiyaç duyulan şey, özgür ve adil rekabetin mümkün olduğu bir siyasi atmosferdir.
Ekleme Tarihi: 29 Kasım 2025 -Cumartesi

İmamoğlu ve Demirtaş’ın Siyasi Gücü, Bitmeyen Yargı Gölgesi

Sandık mı?

Mahkeme mi?

Türkiye Siyasetinin Kaderini Belirleyen Yeni Denklem

Türkiye’de siyaset artık yalnızca meydanlarda, televizyon ekranlarında ya da sandık başında şekillenmiyor. Son yıllarda mahkeme salonları, en az seçim alanları kadar belirleyici bir siyasi zemine dönüşmüş durumda. Bu tablo, hem iktidarın siyasi stratejilerini hem de muhalefetin rolünü doğrudan etkiliyor.

Altan Tan’ın “Terörsüz Türkiye” vizyonu çerçevesinde yaptığı son açıklamalar, 2019 seçimlerine dair kritik bir ayrıntıyı yeniden gündeme taşıdı. Abdullah Öcalan’ın Ali Kemal Özcan aracılığıyla gönderdiği ve “CHP’ye oy vermeyin” anlamına gelen mesajı ile Selahattin Demirtaş’ın “CHP’ye yüklenin” yönündeki tutumunun keskin karşıtlığı, o dönem olduğu gibi bugün de tartışmaların merkezinde. Ancak bu tartışmanın görünür yüzünün arkasında daha geniş bir denklem var.

Üstelik iktidara yakın kalemlerin dillendirdiği “referandum hazırlığı yapılıyor” kulisleri de akılların bir köşesine not edilmeli.

Demirtaş: Yargının Gölgesinde Güçlenen Lider

Selahattin Demirtaş, cezaevinde olmasına rağmen siyasi etkisini kaybetmedi; aksine daha da artırdı.

Kürt seçmen üzerindeki birleştirici gücü, genç kuşaktaki etkisi, demokrasi ve barış söylemine kattığı derinlik, onu hâlâ Türkiye siyasetinin en güçlü aktörlerinden biri hâline getiriyor. Kamuoyunda sıkça dile getirilen iddia şu:

“Demirtaş’ın siyasi etkisi, hem iktidarın hem de Öcalan’ın dönemsel tutumlarının ötesine geçtiği için sürekli bir yargı sopası devrede tutuluyor.”

Bu yorum, Türkiye’nin demokratikleşme meselesinde merkez bir noktaya oturuyor. Çünkü bir siyasetçinin seçim meydanlarında değil, mahkeme kararlarıyla sınırlandırılmaya çalışılması, toplumda ciddi bir demokrasi sorgulamasına neden oluyor.

İmamoğlu: Sandığın Verdiği Gücün Yargı Duvarına Çarpması

Ekrem İmamoğlu ise aylar süren yargı süreci, devam eden davalar ve siyasi yasak ihtimaliyle adeta bir hukuki kuşatma altında. Aylarca cezaevinde tutulması, toplumda güçlü bir algı oluşturdu:

“İmamoğlu, elde ettiği siyasi güç nedeniyle yargı baskısına maruz kalıyor.”

İmamoğlu’nun gücünü belirleyen birkaç temel unsur dikkat çekiyor:

  • İstanbul’da üst üste iki seçim zaferi

  • Türkiye’nin en yüksek onay alan siyasetçilerinden biri olması

  • Genç kuşak tarafından doğal lider olarak görülmesi

  • Kutuplaşmayı azaltma potansiyeli

  • Erdoğan’ın karşısındaki en güçlü rakip olarak algılanması

Bu tablo nedeniyle birçok yorumcu, Demirtaş ve İmamoğlu’nun aynı denklemin iki yüzü olduğunu belirtiyor:

“Türkiye’de güçlü siyasi figürler sandıkta yenilemiyorsa, yargı süreçleriyle törpüleniyor.”

Siyasetin Önündeki En Büyük Soru: Özgür Yarış Mümkün mü?

DEM Parti’nin ittifak politikaları, CHP'nin yeni stratejileri, AK Parti’nin hesapları elbette siyasetin doğal tartışma konuları. Ancak daha temel bir soruyu göz ardı edemeyiz:

Demirtaş yıllardır içeride, İmamoğlu ise uzun süredir yargı tehdidi altında ve cezaevinde.

Bu durum, Türkiye’de siyasetin özgürce işleyip işlemediğine dair derin bir kuşku yaratıyor.

Demokrasinin en temel şartı, siyasi aktörlerin eşit ve özgür bir şekilde yarışabilmesidir.
Yargının siyasi alanı daraltmadığı, hukukun toplumun güvenliğine hizmet ettiği bir düzen ise bugün her zamankinden daha hayati.

Sonuç: Türkiye Nereye Doğru Gidiyor?

Türkiye’nin önünde kritik bir dönem var.

Hem Demirtaş hem İmamoğlu örneği, siyasetin kaderinin yalnızca sandıkta değil, mahkeme salonlarında da belirlendiğini gösteriyor. Bu durum, demokratik rekabetin sınırlarını daraltıyor, toplumdaki adalet duygusunu zedeliyor.

Eğer Türkiye güçlü bir demokrasi istiyorsa, çözüm bellidir:

Siyaseti siyasetçiler, hukuku hukukçular yapmalı.
Sandık, mahkeme kararlarının değil, millet iradesinin belirlediği bir alan olmalı.

Bugün en çok ihtiyaç duyulan şey, özgür ve adil rekabetin mümkün olduğu bir siyasi atmosferdir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve medyakorkusuz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
aohbet islami sohbetler omegla türk sohbet cinsel sohbet dini chat