Çürüyen rejim dikiş tutmuyor
Çürüyen rejim dikiş tutmuyor
Çürüyen rejim dikiş tutmuyor
Çürüyen rejim dikiş tutmuyor
Toplumun geniş kesimlerinde rıza üretemeyen Saray yönetimi iktidarını korumak için tüm tuşlara bastı.
Rejim bir yandan muhalefeti yargı sopasıyla susturmak isterken diğer yanda ayak oyunlarıyla siyaseti konsolide etmeye çalışıyor. Buna karşı ses çıkaran, itiraz eden herkese sopa sallıyor.
Siyasiler, belediye başkanları, gazeteciler, öğrenciler, işçiler, sendikacılar kısacası rejime biat etmeyen her kesime gözdağı verilmek isteniyor. Haber yapan, gerçeği açığa çıkartan gazeteciler gözaltına alınıyor, hukuksuzca tutuklanıyor. Hazırlanan binlerce sayfalık iddianamelerin içinin boş olduğu görülürken mahkemelere itirafçı diye çıkarılan isimlerin bile yalanladığı ifadeler her şeyin bir gösteriden ibaret olduğunu kanıtlıyor. İddianameyi hazırlayan savcı Adalet Bakanı yapılırken hakkındaki mal varlığı iddialarına, kamuoyunu tatmin edecek yanıtlar veremiyor.
YARGI SOPASI
Rejimin ayakta kalmak için en büyük kozu elinde tuttuğu yargı sopası. İBB davasından Casusluk davasına, Mutlak Butlan davasından Meclis’e gönderilen fezlekelere dek muhalefet sürekli yargıyla karşı karşıya bırakılırken savunma pozisyonunda tutulmak isteniyor. İBB Davası henüz ikinci haftasını geride bırakmışken daha başlamadan biten duruşmalar, yer kavgaları, itirafçıların açıklamaları ve tüm yaşananlar her şeyin kötü bir kurgudan ibaret olduğunu gösteriyor.
Gerçeğin peşinde koşan gazeteciler mesleğini yapmanın bedelini gözaltına alınarak, cezaevine gönderilerek ödemek zorunda bırakılıyor. BirGün Muhabiri İsmail Arı’nın mesleğini yapmasına, gerçekleri ortaya çıkarmasına tahammül edemeyen rejim, onu bayram ziyaretinde apar topar gözaltına alarak Ankara’ya götürüyor. “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlaması, gerçeğin peşinde koşan tüm gazetecileri susturma aracına dönüşüyor. "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" ve "yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamalarıyla hakkında başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alıp tutuklanan Alican Uludağ ise 1 ayı aşkın süredir cezaevinde bulunuyor. TELE 1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ “casusluk” suçlamasıyla aylardır cezaevinde tutulurken TELE 1’e kayyum atanıyor.
Rejimin baskısı yalnızca gazetecilere yönelik değil, emek mücadelesi de kuşatma altına alındı. Antep’te ücretlerini alamadıkları için eylem yapan Sırma Halı işçilerine destek için katıldığı basın açıklamasındaki sözleri nedeniyle gözaltına alınan BİRTEK-SEN Başkanı Mehmet Türkmen, ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama’ suçlamasıyla mahkemeye sevk edilerek cezaevine gönderiliyor. Türkmen, tutuklama kararına, "Tutuklayın, belki böyle adaleti sağlarsınız. Neyi çözecekseniz? Şu memlekette her yıl on tane işçi ölüyor fabrikalarda, kolları elleri kopuyor. Bir tane patron ifade bile vermiyor ama bir sendikacı bunu dile getirdiği için patronun şikayetiyle tutuklanıyor” sözleriyle tepki gösterdi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının birinci yılı nedeniyle Saraçhane’de düzenlenen mitingin ardından polis müdahalesiyle de 35 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlardan 31 kişi serbest bırakıldı. İfadelerin ardından adliyeye sevk edilen 4 kişiden 2’si tutuklanırken, 2’si adli kontrolle serbest bırakıldı.
AYAK OYUNLARI
Rejimin ayakta kalmak için tek silahı baskı ve yargı sopası da değil. Ortadoğu’daki savaş ve ABD-İsrail eliyle yeniden dizayn rejimin içeride yitirdiği meşruiyetini dışarıdan tesis etme çabasının bir parçasına dönüştü. Beyaz Saray’da Trump ile verilen pozlar, ABD’ye tanınan ticari imtiyazlar da bu gelişmelerin yansıması oldu. Bölgedeki gelişmeler ekseninde önce “iç cephe” sonra “çözüm” süreci tartışmalarını başlatan iktidar muhalefet cephesini bölmek ve Erdoğan’ı bir kez daha Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturtmak istiyor. İktidar baskı mekanizmasının yanında siyaseti çözüm tartışmalarıyla domine etmeye çalışıyor.
Ancak çürüyen ve artık dikiş tutmayan rejim ne yaparsa yapsın milyonları sindirebilmiş değil. İBB Davalarına toplumun büyük bölümünü ikna olmadı. Onca baskıya rağmen mesleğini onuruyla yapan gazetecileri susmuyor. İşçinin hakları için direnen sendikacılar, 8 Mart’larda sokakları dolduran kadınlar, 19 Mart direnişinin fitilini ateşleyen öğrenciler, laikliğe sahip çıkanlar susmuyor.
kaynak birgün
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
