Bursa'da 104 yıllık hastane için ortak çağrı: "Kapatılmasın"
Bursa'da 104 yıllık hastane için ortak çağrı: "Kapatılmasın"
Bursa'da 104 yıllık hastane için ortak çağrı: "Kapatılmasın"
Bursa'da 104 yıllık hastane için ortak çağrı: "Kapatılmasın"
5 Kasım 2026 Perşembe günü saat 12.30'da Bursa İl Sağlık Müdürlüğü önünde gerçekleştirilen basın açıklamasına; Bursa Tabip Odası, Türkiye Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Derneği, Aktif Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Hekimleri Derneği, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Bursa Şubesi, Genel Sağlık-İş Bursa Şubesi ve Nilüfer Kent Konseyi üyeleri katıldı.
Katılımcı kurumlar adına açıklama yapan Bursa Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ferda Firdin, İlker Çelikcan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi'nin 104 yıllık geçmişiyle Bursa'nın sağlık tarihinde önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, hastanenin yalnızca bir bina değil; uzmanlaşmış hekimleri, deneyimli sağlık çalışanları ve bilimsel birikimiyle köklü bir sağlık kurumu olduğunu vurguladı.

Hastanenin 150 olan yatak kapasitesinin planlanan taşınmayla 102'ye düşürüleceğine dikkat çeken Firdin, rehabilitasyon hizmetlerine duyulan gereksinimin giderek arttığı bir dönemde kapasitenin azaltılmasının özellikle dar gelirli hastaları, yaşlıları, engelli bireyleri ve uzun süreli tedaviye ihtiyaç duyan yurttaşları olumsuz etkileyeceğini ifade etti.
Firdin, hastanenin bilimsel ve teknik esaslara göre değerlendirilerek gerekli güçlendirme çalışmalarının yapılması, bu süreçte mevcut hizmet kapasitesinin korunması ve çalışmaların ardından hastanenin kendi tarihî yerleşkesinde bağımsız bir dal hastanesi olarak hizmet vermeye devam etmesi gerektiğini belirtti.

Açıklamada, Sağlık Bakanlığı ve Bursa İl Sağlık Müdürlüğünden hastanenin geleceğine ilişkin planların kamuoyuyla paylaşılması istenirken, geçici taşınmanın kalıcı kapatmaya dönüştürülmemesi gerektiği vurgulandı.
Basın metninin tamamı şu şekilde;
"Değerli basın mensupları, değerli Bursalılar, kıymetli meslektaşlarımız,
Bugün burada Bursa'nın köklü bir sağlık kurumunun geleceğine ve halkın sağlık hakkına sahip çıkmak için bir aradayız.
Bursa İlker Çelikcan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi, 104 yıllık geçmişi ve bulunduğu alandaki yaklaşık 700 yıllık şifa geleneğiyle kentimizin sağlık tarihinde özel bir yere sahiptir.
Yerleşkesindeki 1303 yılına tarihlendirilen tarihî hamamlar bu geleneğin tanıklarıdır. Kurtuluş Savaşı'nın ardından, 1922 yılında yaralı askerlerin iyileştirilmesi amacıyla kurulan hastane, 1926 yılında Mustafa Kemal Atatürk'ün de tedavi gördüğü bir kurumdur. Cumhuriyet'in ilk yıllarından itibaren fizik tedavi uygulamalarının gelişmesine katkı sağlamış, Bursa'nın ve Güney Marmara'nın önemli rehabilitasyon merkezlerinden biri hâline gelmiştir.
Bugün ise bu köklü kurumun hastane kimliğinin sona erdirilmesi planlanmaktadır.
Oysa bir hastanenin değeri yalnızca binalarında değil; uzmanlaşmış hekimlerinde, deneyimli sağlık çalışanlarında, bilimsel birikiminde ve kurumsal kültüründedir. Bu birikim, bir başka binaya taşınmakla kendiliğinden korunamaz.
Ancak mesele, tarihsel bir mirasın kaybından çok daha fazlasıdır.
Bursa'nın kamuya ait, ikinci basamakta hizmet veren tek müstakil fizik tedavi ve rehabilitasyon dal hastanesinin kapatılarak hizmetlerinin Ali Osman Sönmez Devlet Hastanesine taşınması planlanmaktadır.
Bursa ve Güney Marmara'ya hizmet veren bu hastanenin 150 olan yatak kapasitesi, planlanan taşınmayla 102'ye düşürülmektedir. Bu, mevcut yatakların yaklaşık üçte birinin kaybedilmesi anlamına gelmektedir.
Üstelik benzer bir kapasite kaybı, yine Güney Marmara'ya hizmet sunan Bursa Şehir Hastanesinin Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon bölümünde de yaşanmıştır.
Burada başlangıçta 150 olan yatak sayısı 100'e düşürülmüş, rehabilitasyon gereksinimlerine uygun tasarlanan tek kişilik odalar başka bölümlere alan açmak amacıyla iki kişilik hâle getirilmiştir. Bu düzenleme, özellikle ağır nörolojik hastaların tedavi ve transferlerini güçleştirirken, enfeksiyon nedeniyle izolasyon gerektiren hastalar için uygun yatak kullanımını da sınırlamıştır. Rehabilitasyon ünitelerinin fiziksel alanları da daraltılmıştır.
Oysa bütün bunlar, rehabilitasyon hizmetlerine duyulan gereksinimin giderek arttığı bir dönemde yaşanmaktadır.
Dünya nüfusu artarken yaşam süresi uzamakta, toplumlar yaşlanmakta ve kronik hastalıklara bağlı işlev kayıpları önemli bir halk sağlığı sorunu hâline gelmektedir. İnme, nörolojik hastalıklar ve yaşa bağlı engellilik durumları giderek daha fazla insanın uzun süreli rehabilitasyona ihtiyaç duymasına neden olmaktadır.
Bursa gibi büyük bir sanayi kentinde ise iş kazaları, travmatik yaralanmalar ve bunlara bağlı kalıcı işlev kayıpları rehabilitasyon gereksinimini daha da artırmaktadır.
Dünyada rehabilitasyon hizmetlerinin yaygınlaştırılması, erişilebilirliğinin ve niteliğinin geliştirilmesi hedeflenirken, Bursa'da mevcut yatak kapasitesinin ve tedavi alanlarının azaltılması kabul edilemez.
Artan gereksinime karşılık kapasiteyi küçültmek, yalnızca bugünün hastalarını değil, gelecekte bu hizmete ihtiyaç duyacak insanları da göz ardı etmektir.
Fiziksel tıp ve rehabilitasyon, insanların hareket edebilmesini, günlük yaşamlarını sürdürebilmesini, çalışma ve toplumsal yaşama yeniden katılabilmesini sağlayan temel bir sağlık hizmetidir.
Bu hizmetlerdeki daralma herkesi aynı ölçüde etkilemeyecektir. Özel sağlık hizmetlerine erişebilecek ekonomik gücü olanlarla kamu hastanelerinden hizmet alan yurttaşlar aynı koşullarda değildir. Dar gelirli hastalar, engelli bireyler, yaşlılar ve uzun süreli rehabilitasyon gereksinimi olanlar bu kararlardan daha ağır etkilenecektir.
Sağlık hizmetlerindeki her daralma, toplumda zaten var olan eşitsizlikleri derinleştirir.
Sağlık hakkı, devletin yurttaşlarına sunduğu bir lütuf değil, anayasal güvence altına alınmış temel bir insan hakkıdır. Devletin görevi bu hakkı korumak ve geliştirmektir; kendi eliyle daraltmak değil.
İl Sağlık Müdürlüğü, İlker Çelikcan Hastanesinin fiziki ömrünü tamamladığını belirtmektedir. Elbette hastaların, hekimlerin ve sağlık çalışanlarının güvenliği tartışılamaz. Ancak bir binanın güvenliğine ilişkin sorunlar, burada sunulan sağlık hizmetinin azaltılmasını veya hastanenin kalıcı olarak kapatılmasını haklı çıkarmaz.
Bizim talebimiz açıktır:
İlker Çelikcan Hastanesi bilimsel ve teknik esaslara göre değerlendirilmeli, güçlendirilmesi için gerekli çalışmalar yapılmalıdır. Bu süreçte hastaların tedaviye erişimi ve mevcut hizmet kapasitesi korunmalıdır.
Güçlendirme çalışmalarının ardından hastane, uzmanlaşmış hekim kadrosu, deneyimli sağlık çalışanları ve rehabilitasyon altyapısıyla kendi tarihî yerleşkesine dönmeli, bağımsız bir ikinci basamak dal hastanesi olarak hizmet vermeye devam etmelidir.
Geçici taşınma, kalıcı kapatmanın gerekçesine dönüştürülmemelidir.
Bir asrı aşkın süredir halkın sağlık hizmetine ayrılmış olan bu tarihî yerleşkenin, güçlendirme çalışmalarının ardından nasıl kullanılacağı ve hastanenin kendi yerinde hizmet vermesinin nasıl güvence altına alınacağı kamuoyuna açıklanmalıdır.
Buradan Sağlık Bakanlığına ve Bursa İl Sağlık Müdürlüğüne soruyoruz:
Bursa'nın ve Güney Marmara'nın bugünkü ve gelecekteki rehabilitasyon gereksinimine ilişkin hangi bilimsel değerlendirmeler yapılmıştır? Bu gereksinim giderek artarken her iki hastanede yatak ve tedavi alanları neden azaltılmaktadır? İlker Çelikcan Hastanesinin kendi yerleşkesine dönüşünü güvence altına alan bir plan bulunmakta mıdır?
Bu soruların yanıtlanmasını ve alınan kararların gerekçeleriyle birlikte kamuoyuna açıklanmasını istiyoruz.
Bizler, bu açıklamaya imza atan kurum ve kuruluşlar olarak; rehabilitasyon hizmetlerinin daraltılmasına, köklü bir kamu hastanesinin işlevsizleştirilmesine ve geleceğinin belirsiz bırakılmasına karşı çıkıyoruz.
Değerli Bursalılar,
Bu mesele yalnızca hekimlerin, sağlık çalışanlarının ya da bugün tedavi gören hastaların meselesi değildir. Yarın herhangi birimizin, bir yakınımızın, bir çocuğumuzun rehabilitasyon hizmetine ihtiyaç duyabileceğini unutmamalıyız.
Bir kentin gelişmişliği, yalnızca sağlıklı insanlara sunduğu olanaklarla değil, hastalandığında ve desteğe ihtiyaç duyduğunda insanını ne kadar güçlü koruyabildiğiyle ölçülür.
Yüz dört yıl önce savaşın yaralarını taşıyan insanları yeniden ayağa kaldırmak için kurulan bu hastane, bugün de hastalıkların ve kazaların yaşamdan kopardığı insanları yeniden hayata kazandırıyor.
Bir insanın yeniden yürüyebilmesi, kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmesi, ailesine, işine ve yaşamına dönebilmesi yalnızca kişisel bir kazanım değil, toplumun insana verdiği değerin göstergesidir.
Yüz dört yıl önce bu hastaneyi kuran irade, iyileşmeyi toplumsal bir sorumluluk olarak görmüştü. Bugün bizler de aynı sorumlulukla buradayız.
Çünkü bir hastaneyi korumak, yalnızca bir binayı korumak değildir. İnsanların yeniden ayağa kalkma umudunu, bağımsız yaşama hakkını ve toplumun ortak geleceğini korumaktır.
Bir toplumun gerçek gücü, en çok desteğe ihtiyaç duyan insanlarını ne ölçüde koruyabildiğinde saklıdır.
Biz bugün yalnızca 104 yıllık bir hastanenin geçmişine değil, bu toplumun geleceğine sahip çıkıyoruz.
Bütün Bursalıları bu ortak sorumluluğa sahip çıkmaya çağırıyoruz."
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.



