Ve şu basit ama rahatsız edici soruyu kendimize sormaya cesaret edelim.
Bir an duralım. Alkışları, sloganları, kürsüleri, afişleri bir kenara bırakalım. Ve şu basit ama rahatsız edici soruyu kendimize sormaya cesaret edelim: CHP’de gerçekten herkesin kazanma ihtimali var mı?
Eğer bu soruya dürüstçe “evet” diyemiyorsak, orada demokrasi değil, alışkanlık vardır. Orada halk iradesi değil, yerleşik güç vardır.
Sıradan Üye Nerede?
CHP’de birinci derecede demokrasi mücadelesi verdiğini söyleyenler kimler?
Milletvekilleri, belediye başkanları, il ve ilçe başkanları, yönetim kurulu üyeleri.
Peki sıradan üye nerede? Halk nerede?
Varsayalım ki bunlar var. O zaman sormak zorundayız: Parti içinde gerçek, eşit ve adil bir seçim yapılsa kimler seçilir?
CHP’nin imkânlarını yıllardır sınırsızca kullananlar mı?
Makamın, görünürlüğün ve örgütsel gücün avantajıyla yürüyenler mı?
Afişi hazır, kadrosu hazır, tanınırlığı hazır olanlar mı?
Yoksa Kendi cebinden harcayan, kendi emeğiyle var olmaya çalışan, kendini anlatacak bir kürsü bile bulamayan sıradan üye mi?
Eşitsizliğin Kurumsallaşması
Dürüst olalım. Bu iki taraf eşit mi? Hayır.
Bu eşitsizliği inkâr etmek, aklı inkâr etmektir.
Sıradan üyenin; ne maddi gücü var, ne örgütsel ağı, ne de adil bir yarış zemini.
Bir tarafta yıllarca; parti gücünü, kamu gücünü, makam gücünü kullananlar. Diğer tarafta; sadece inancı, emeği ve sadakati olan üyeler. Ve biz buna hâlâ “demokrasi” mi diyoruz?
Açık konuşalım: Eşit olmayan koşullarda yapılan hiçbir seçim demokratik değildir. Bu, demokrasi değil; gücün kendini yeniden üretme düzenidir.
Sloganla Değil, Eşitlikle...
Parti içi demokrasi; sloganla kurulmaz, nutukla savunulmaz, afişle süslenmez. Parti içi demokrasi, eşitlik yaratılarak kurulur.
Bir seçim süreci boyunca; maddi ve manevi tüm olanaklara sahipsiniz. Bu olanakları yeniden seçilmek için kullanıyorsunuz. Sonra seçim bitiyor. Yeni bir seçim süreci başlıyor. Ve bu kez diyorsunuz ki: “Buyurun, yarışalım.”
Ama karşınızdakiler; hiçbir olanağı olmayan üyeler. Sonra da hak, hukuk, adalet, eşitlik diyorsunuz.
Ben buna demokrasi demiyorum. Ben buna adaletsizliğin sürekliliği diyorum. Ben buna eşitsizliğin kurumsallaşması diyorum. Bin kere yerin dibine batsın bu anlayış, bu zihniyet, bu uygulama!
Son söz
Bu soruları sormak CHP’ye zarar vermez. Asıl zarar, bu soruları hiç sormamaktır. Çünkü demokrasi, kendi içinde cesareti olmayan bir yapıda asla yaşayamaz.
CHP, üyesine rağmen değil; üyesiyle ve üyesi kadar demokratik olursa CHP’dir.
