Özgür Özel: "Mustafa Bozbey'in sonuna kadar arkasındayız, sonuna kadar arkasındayız!"

Bursa 03.04.2026 - 22:08, Güncelleme: 03.04.2026 - 22:08
 

Özgür Özel: "Mustafa Bozbey'in sonuna kadar arkasındayız, sonuna kadar arkasındayız!"

Özgür Özel: "Mustafa Bozbey'in sonuna kadar arkasındayız, sonuna kadar arkasındayız!"

Bursa Büyükşehir Belediye binası önünde düzenlenen eylemde CHP Genel Başkanı Özgür Özel Bursalılara seslendi. Özgür Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde: Değerli Bursalılar; Cumhuriyete, bu ülkeye, bu bayrağa, Cumhuriyetin kazanımlarına ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten emanet sandığa sahip çıkan, iradesine sahip çıkan, seçtiğine sahip çıkan, seçme hakkına el uzatanlara karşı da dimdik ayakta duran Bursa'yı saygıyla selamlıyorum. Hepiniz hoş geldiniz. Bir yıl geçti, bir kuşatmanın altındayız. Bir kumpasla karşı karşıyayız ve darbecilere karşı adalet ve demokrasi mücadelesinin içindeyiz. Sizlerle daha önce Bursa iradesine çıkıyor, sahip çıkıyor mitinginde bir araya geldiğimizde İstanbul'un iradesine sahip çıkıyorduk. Hep beraber Cumhurbaşkanı adayımıza, bir sonraki Cumhurbaşkanımıza ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidar yürüyüşüne sahip çıkıyorduk. Darbeciler durmadılar, yorulmadılar, milletin tepkisini duymadılar, utanmadılar ve darbeyi yurt sathına yaymakta hiç tereddüt etmediler. Antalya'ya, Adana'ya, Adıyaman'a ve yurdun çeşitli bölgelerine bu darbeyi ulaştırmaya, bu darbeyle, bu darbe girişimiyle beraber sürekli insanları korkutmaya, sindirmeye çalıştılar. Sıra şimdi Bursa'ya, Bursa'nın iradesine geldi. Biz bugün bu tarihi kente, sizlerin, Bursalıların seçtiğine sahip çıkarken, Bursalıların, kimsenin hakkını yemeyen Bursa'nın hakkını yedirmeme iradesine de destek olmaya geldik. ÖZGÜR ÖZEL BOZBEY'İN GÖZALTINA ALINMA NEDENİNİ BÖYLE AÇIKLADI Bugün, bugün Bursa Büyükşehir Belediye Başkanımız Mustafa Bozbey gözaltındadır. Yarın sabah saatlerinde dördüncü gün dolacaktır. Kendisi görev yaptığı bu son dönem, büyükşehirdeki dönemle ilgili değil; arada beş yıl aday olarak çalıştığı, çırpındığı dönem de varken 7 yıl öncesinden bir iftira, bir kumpas bularak o Bursa'nın iradesine sahip çıkma... Bursa'nın iradesine el uzatanlar Mustafa Bozbey'i bugün dördüncü gün emniyette tutuyorlar. Yirmi saat süren acımasız, işkenceye varan bir sorguyla onu yormaya, onu teslim almaya, yirmi saat boyunca ifade alarak ona birtakım çelişkiler, yanlışlar yaptırmaya, adeta yorgunluğundan istifade ederek ona kumpas kurmaya çalışıyorlar. Buradan sonra da savcılık aşaması ve daha sonra umuyoruz olmaz ama mahkeme aşaması olacak. Günlerce uykusuz bırakılan, rahatsız edilen ve bir şekilde işkenceyle ona ifade sırasında hata yaptırmaya çalışanların ellerindeki bilgiye, ellerindeki ihbara güvenmedikleri; o iftiranın ne olduğunu, iftiracıların ne olduğunu bildikleri çok açık. Peki bunu niye yapıyorlar? İki yıllık büyükşehir döneminde sürekli 'Mustafa Bozbey AK Parti'ye geçecek' diye söylentiler yaydılar. Her seferinde reddetti. Sürekli kendisine hakkında operasyon yapılacağına ilişkin bilgiler ulaştırdılar, huzurunu bozdular. Sonra gelip dolaşıp 'Ya AK Parti'ye katılacaksın ya hapse atılacaksın' dediler. "İDDİA EDİYORUM KABUL ETSE BİR ANDA ÇIKAR" Bugün Mustafa Bozbey gözaltındaysa bunun sebebi AK Parti'den gelen tehditlere boyun eğmemiş olması, şantaja teslim olmamış olması ve Aydın'daki sözde topuklu, topuklayan efe gibi gidip de AK Parti'ye sığınmamış olmasıdır. Buradan vicdanı olan bütün Bursalılara soruyorum: Mustafa Bozbey çağırdıklarında AK Parti'ye gitseydi, tehdit edildiğinde korksaydı, sinseydi ve kendisine güvenmeseydi bugün bu halde olur muydu? İddia ediyorum, Mustafa Bozbey bu akşam AK Parti'ye katılmayı kabul etse bir anda bütün işleyiş değişir, savcının tutumu değişir, kararlar değişir. Ve bir anda Mustafa Bozbey'in suçsuz olduğu, iftiracıların yalan söylediği kabul edilir ve bir anda Mustafa Bozbey özgürlüğüne kavuşur. Şimdi bu yalana teslim olmayan, bu baskıya teslim olmayan, bu darbecilerin oyunlarına gelmeyen, onlara boynunu teslim etmeyen Mustafa Bozbey'in sonuna kadar arkasındayız, sonuna kadar arkasındayız! "YAZIKLAR OLSUN SİZİN DEMOKRASİ ANLAYIŞINIZA!" Burası Bursa. Burada Mustafa Bozbey %47 oy aldı geçtiğimiz seçimlerde. %30'lu oylarla bütün partiler baraj altı kalmışken iktidara gelen, tek başına iktidarı bulan o günden bugüne de iktidarda olanlara soruyorum: Üç kişiden bir kişinin oyu ile geldiniz, memlekette yıllarca iktidar oldunuz. İki kişiden birinin oyunu almış, memnuniyet anketlerinde %65'lere kadar tırmanmış, yaptığı hizmetlerle Bursa'nın gönlüne girmiş, oy vereni pişman etmemiş, vermeyeni pişman etmiş olan birisinin bu dönemine değil de 7 yıl önceden, o güne dair bir iftiracıyla onu içeri atmak, hapsetmek ve sonra meclis çoğunluğuyla 31 Mart 2024 günü alamadığın belediyeyi yani sandıkta alamadığın belediyeyi savcıyla almak, hâkimle almak. Yazıklar olsun sizin demokrasi anlayışınıza! Bursa bu kumpası görüyor mu? Yapılanı görüyor musunuz? İşte karşınızda, geçmişte hapse girince o mağduriyeti tepe tepe kullanan; aslında geçmişte bir gün bile gözaltına alınmayan, nezarette tutulmayan, tutuklu yargılanmayan, cezası birinci kademede görülünce bile görevinde tutulup Yargıtay'da kesinleşince telefonla hapishaneye davet edilen birisi, bugün daha üzerinde 7 yıl öncesinden bir iftiracının iddiasıyla onu tutuklatmaya ve meclisteki çoğunluğuyla belediye başkanlığını ele almaya, Bursalının vermediği yetkiyi zorbalıkla almaya çalışıyor. İşte rezaletin fotoğrafı budur. "BOZBEY'E İKİ KİŞİDEN BİRİNİN OYUNU ALACAK KADAR GÜVENDİLER" Erdoğan'a sesleniyorum: Cuntacısın, cunta başısın, darbecisin denince kızıyorsun. Bu yapılan, bu yapılan nedir? Bugün, bugün cümle alem biliyor ki eğer burada, belediye seçimlerinde belediye meclis çoğunluğu sende olmasaydı bu işe kalkışmayacaktın. Didik didik son iki yıl yapıldı, hiçbir şey bulunmadı. 7 yıl öncesindeki 5 yıllık Nilüfer Belediye Başkanlığı dönemi didik didik incelendi, hiçbir şey bulunmadı. Buluna buluna bir iftiracı bulundu, bir vakıf üzerinden bir kumpas kuruldu. Şimdi Bozbey hapishaneye, AK Parti Bursa Büyükşehir Belediyesi'ne. Buradan, buradan açıkça söylüyorum: Bu millet kimi seçerse görev ondadır. Bu millet kumpasa gelmez. Bu millet iradesini teslim etmez. Kısa sürede bir sonuç alırsın ama günü gelince bu yaptığının hesabını Bursa'ya verirsin. Bunun kurtuluşu yoktur. Erdoğan'a söylüyorum. Burada, belediye meclisinde çoğunluk sende de neden belediye başkanı sende değil? Çünkü Mustafa Bozbey, iki kişiden birinin oyunu alacak kadar Bursalıların güvendiği, inandığı, tercih ettiği bir isim oldu. Öyle olunca millet bir şey diyor, sen başka bir şey diyorsun. Millet kararım budur diyor, sen ona direniyorsun. Unutma, bu millet ne istersen yapar. Askere çağırırsın gider, evladını istersin verir. Evladı tabutla gelir bayrağa sarılı, vatan sağ olsun der ama Atatürk'ün emaneti Cumhuriyetin kazanımı sandığına el uzattın mı o eli ittirir, buna kalkışana haddini bildirir. "AKP'NİN BORÇLARININ YARISINI ÖDEDİK" Bakın kimden bahsediyorum, neden bahsediyorum? Bu belediye AK Parti'den alındığında 400 milyon dolar borçla alındı. 400 milyon dolar. Bunu duyan duymayan kalmasın. Bugünkü parayla 17,5 milyar lira borç. İki sene geçti, bu borcun yarısı bitti. 17,5 milyar borç bırakan AKP bir tarafa; hem de 'silkeleyin bunları, paralarını kesin, iflahlarını kesin, hizmet edemez, maaş ödeyemez, çöp toplayamaz hale getirin' talimatına rağmen 17,5 milyar borcun yarısını ödeyen bir belediyecilik yapmışız. "SGK BORÇLARINI FAİZİYLE BİTİRDİK" AK Parti'den kalan SGK borçlarının ve vergi borçlarının -bakın borcu bunlar yaptılar- faiziyle birlikte parayı biz ödedik. Tamamı bitti, tamamı bitti. İki yılda, iki yılda 4 milyar lirayı aşan ulaşım yatırımı yapıldı, gözünüzün önünde. 330 bin ton asfalt serildi, gözünüzün önünde. 600 kilometre yol kaplandı, gözünüzün önünde. Ulaşımda gece seferleri başladı, siz istediniz diye. 7 milyar liralık yatırımla 820 kilometre içme suyu hattı döşendi, evinizin önünde. 37 su deposu, 5 gölet, 8 sulama tesisi, 3 atık su arıtma tesisi yapıldı, gözünüzün önünde. 250 bin metrekare yeşil alan kazandırılarak Bursa'daki kişi başına yeşil alan miktarı 12.3 metrekareye çıktı. Karşılaştırma için söylüyorum: Esenyurt'u bunlar aldılar. 25-30 yıl yönettiler. Ancak aldık, şimdi kayyımla geri aldılar. Esenyurt'taki kişi başına yeşil alan yarım metrekaredir. Yanı başındaki Ekrem Başkan'ın, Murat Çalık Başkan'ın Beylikdüzü'sünde 10 metrekaredir. Bursa'da Mustafa Bozbey'in emekleriyle 12.3 metrekaredir. Soruyorum Bursalılara, Bursa yetmez. Memleketim Manisa'ya soruyorum, Trabzon'a soruyorum Ekrem Başkan'ın memleketine. Erdoğan'ın Rize'sine, Bahçeli'nin Osmaniye'sine soruyorum. Sayın Davutoğlu'nun Konya'sına soruyorum. Meral Akşener'in Kocaeli'sine soruyorum. Ve başkanımız, bütün başkanlarımızın memleketlerine teker teker soruyorum. Teker teker. Acaba bu kadar borç ödenip, bu kadar hizmet yapılırken yolsuzluk mu yapılmış? Yoksa 400 milyon dolar borç bırakılırken ve sigorta ödenmezken, vergi ödenmezken, 17,5 milyar borç yapılırken mi yolsuzluk yapılmış? Bir tarafta belediyeyi batıranlar, bir tarafta borcu kapatıp Bursa'yı ayağa kaldıranlar var. "BURSA'NIN DAMADIYIM; BİLİRİM. BURSA'DAKİ HİÇBİR VİCDAN BUNA SESSİZ KALMAZ" "O yüzden, o yüzden özellikle Bursa'da CHP'ye değil AK Parti'ye oy vermiş, MHP'ye oy vermiş ancak bu hizmetleri gören herkese sesleniyorum: Kent lokantaları, 10 binden fazla öğrenciye eğitim desteği, 9 yeni B kafe, geri dönüşüm malzemeleriyle damla sulama borularının üretimi, 15 milyon metre damla sulama borusunun çiftçiye dağıtılması, sütünden zeytinine yerel üreticinin elinde kalan bütün ürünlerin alınıp değerlendirilmesi, afet koordinasyon merkezleri, 42 mahalleye afet istasyonlarının kurulması, kentsel dönüşüm projeleri ve 62 özel gereksinimli bireyin istihdam edilmesi... Bunların hepsi AK Parti'li, MHP'li vatandaşların da gördüğü, belediyemizin tıkır tıkır çalıştığı, borç ödediği, asfalt yaptığı, hizmet ürettiği ve bütün Bursa'nın gördüğü işler. Şimdi bunları durduralım, seçmediklerinizi geri getirelim, yeniden borç yapsınlar, yeniden israf yapsınlar. Bursa'nın bıktığı işleri tekrar tekrar yapsınlar, Mustafa Bozbey de haksız yere hapiste yatsın... MHP'li, AK Parti'li Bursalılar, ben sizin Bursa'nın da evladıyım, Bursa'nın damadıyım. Bursalıları bilirim. Bursa'daki hiçbir vicdan bu alçaklığa sessiz kalmaz, hiçbir vicdan! Şimdi Mustafa Bozbey'in benden bir isteği vardı. Diyordu ki, "Nisan ayında bir gün gel Genel Başkanım, çünkü çok açılışım birikti. Bu açılışları birlikte yapalım." Geçen gün haber yollamış avukatlarıyla. Demiş ki: "Genel Başkan nisan ortasında gelecekti, açılış yapacaktık. Ama beni aldılar içeriye koydular. Ne olur ne olmaz, bir suçum yok ama sırf belediyeye çökmek için gelip de beni tutuklarlar. Sonra da üç beş ay yatırırlar, sonra çıkıp benim yaptığım işleri kendileri yapmış gibi anlatırlar, açılış yaparlar. Genel Başkanım gelsin, ben buradayım, o orada, açılışı yapsın. Bursalı kimin hizmet yaptığını görsün, kumpasa teslim olmasın." 29 PROJENİN AÇILIŞINI YAPTI Bugün Mustafa Bozbey'in beklediği, açılış için beni beklediği 29 hizmetin açılışını yapacağız. Bu otobüsün üstünde 103. kez iradeye sahip çıkıyoruz. Şiirler okuduk, şarkılar söyledik, gün oldu ağladık, gün oldu gülümsedik ama bu da nasipmiş ki dünya siyaset tarihinde ilk kez: Hizmetleri yapan, polis tarafından sorgudayken, savcı sorgusu beklerken; gecenin bir yarısında, ama hizmeti alanlarla birlikte hep toplu açılış töreni yapıyoruz. Bu da tarihe böyle geçsin. Bize bunu yaptıranlar yaptıklarından utansınlar, Bursa da bu hizmetlerle gurur duysun!" Sevgili Bursalılar, şimdi 29 eser için şöyle devam ediyoruz. Ben eserin, hizmetin, binanın adını söylüyorum; hizmetin esas sahipleri, 'açıyorum' diye destek veriyor. BUSKİ'deki 16 su deposunu... (Açıyorum!) Orhaneli Atık Su Arıtma Tesisi'ni... (Açıyorum!) Büyükorhan Atık Su Arıtma Tesisi'ni... (Açıyorum!) Doğu Atık Su Arıtma Tesisi'ni... (Açıyorum!) İznik Özekdere Sulama Göleti'ni... (Açıyorum!) Fidan üretim alanını... (Açıyorum!) Gemlik Termal Tesisleri'ni... (Açıyorum!) Atatepe Sosyal Tesisleri'ni... (Açıyorum!) Otobüs Kontrol Merkezi'ni... (Açıyorum!) Büyükorhan İtfaiye Binası'nı... (Açıyorum!) Büyükorhan Düğün Salonu'nu... (Açıyorum!) Merinos Olgun Gençlik Merkezi'ni... (Açıyorum!) Feyha Çelenk Sanat Kütüphanesi'ni... (Açıyorum!) 2 yeni gençlik merkezini... (Açıyorum!) Motor sporları merkezini... (Açıyorum!) 5 yeni spor tesisini... (Açıyorum!) 5 yeni B Kafe'yi... (Açıyorum!) Bursa Satış Mağazası'nı... (Açıyorum!) Fabrika silosunu... (Açıyorum!) "BİZZAT AÇTIM DERSİNİZ" Bu hizmetlerin her birisi Bursa'ya hayırlı olsun. "Kim açtı?" derseniz, "3 Nisan 2026 akşamı meydanda, belediyenin önünde bizzat açtım" dersiniz. Hepinize helal olsun! Ve bütün Türkiye duysun ki ne diye gözaltına aldılar ve hangi bahaneyle tutuklayıp içeri koyacaklar? Tuğrul Kutlay diye bir firari, Suat Sırrı diye bir sanık, Deniz Bozkurt diye bir iftiracı. Bunlar bir şirket kurmuşlar. Bursa'da olabilecek en büyük haksızlığı yapıp, aynı daireleri, olmayan daireleri Bursalılara senet sepetle satmışlar, Bursa'da 500 kişiyi dolandırmışlar. Şimdi birisi ellerinde, birisi firarda, birisini iftiracı yapmışlar, paçayı kurtarmak için Bozbey'i yakacaklar. Bu adamların evinin önünde bugün 500 tane Bursalı protesto yaptı. Yani bir tarafta suçsuz, sizin seçtiğinize atılan iftiralar; bir tarafta kendileri bizzat dolandırıcı olan bu üç kişi. Diğer taraftan firarda olan, Türkiye'ye getirildi, Edirne'de cezaevinde deniyor, resmi açıklama yok, Emin Adanur denen bir iftiracının -nasıl tanıyorsunuz- bir iftiracının da ifadeleriyle bu konular yıllarca gündemde soruşturulmuş, hiçbir şey çıkmamış. Şimdi Deniz Bozkurt'u iftiracı yaparak buradan sorgulama yapıyorlar. Başkanı, eşini, kızını, kardeşini alıp aileye de saldırarak Bursa'nın iradesine çökmeye çalışıyorlar. "Aileye dokunanın elleri kırılır, yuvası yıkılır" demiş büyüklerimiz. Bu gözü dönmüşlere diyorum ki İstanbul'daki ailelerden sonra Bursa'daki aileye dokunanın da ellerini bu millet kırar, yuvasını değilse iktidarını bu millet yıkar." "İki gündür memleketim Manisa'da 70 açılış yaptım. 24 temel attım Manisa'da ve İzmir'de. Bugünkülerle birlikte 95'e ulaştı ve Cumhuriyet Halk Partisi bütün bu saldırılara karşı çalışıyor, direniyor, didiniyor ve başarıyor. Buradan, bu meydandan sesleniyorum. Biz hesap vermekten kaçan insanlar değiliz. Bozbey'in avukatları bütün iddiaları çürüttüler. Bütün iftiracıların attığı iftiraları ortaya çıkardılar. Mahkeme görülecek, millet görecek. Bir eksiklik varsa o zaman hesap vermekten kaçmayız. Ama bu şartlar altında, kendisi 500 Bursalıyı dolandıranın ifadesiyle yapılacak tutuklama haksızlıktır, siyasi yankesiciliktir, kapkaççılıktır. Bursa'nın vermediği yetkiyi hileyle almaktır. Erdoğan'a sesleniyorum. Bu gece bir kere daha düşün. Yaptığın seçim iptalinde, İstanbul seçiminde 13 bin fark vardı. Bir buçuk ay sonra millet, 'sandığı çalmaya çalışıyorsun' diye 806 bine çıkardı. Yine aynı şey olacak. Bir yıldır yapmadığınız kalmadı ama Ekrem Başkan'a yapılanın kumpas olduğuna inanan %62, doğru olduğuna inanan %25, kararsızım diyen-konuşmayan %15. Milletin %62'sini bir yıldır inandıramadın. Şimdi Bursa'da bunu yaparsan Bursa'nın gönlünü kıracaksın ve Bursalı bunun hesabını çok ağır şekilde ödetecek. Denemesi bedava. Ama buradan Erdoğan'a çağrım şudur ki: Bu hakimlere, savcılara verdiğin talimattan vazgeç. Hak etmediğin bir şeye çökmekten vazgeç. Tutuksuz yargılama olsun, Mustafa Bozbey yargı önünde yargılansın. Televizyondan yayınlansın, kararı millet versin, Bursa versin, hodri meydan!" "Eğer bunu dinlemezse, Erdoğan sizin iradenize halel getirirse, Bursa Büyükşehir'e çökmeye kalkarsa, bunun hesabını soracak mısınız? Bunun hesabını soracak mıyız? Bir dahaki seçimde, bir dahaki seçimde bu darbenin bedelini AK Parti'ye en ağır şekilde ödetecek miyiz? Tercih senin Erdoğan. İşte milletin sesi, işte vicdanın sesi, işte senin kulağına fısıldayan o şeytanın sesi. Şeytana uyarsan milleti karşına alırsın kardeşim." "Ve, ve buradan şunu söylüyorum: Genç arkadaşlar sesleniyor. Bugün buraya gelmek tarihi bir iştir. Buraya gelmek, mitinge gelmek, otobüsün üstüne çıkmak, elde mikrofonla konuşmak; bu önemli değil. Bu bir partinin genel başkanının görevidir, yapacak. Milletvekillerinin görevidir, yapacak. İl başkanının görevidir, yapacak. Ama esas ne, biliyor musun? Bugün bu şartlarda kalkıp da evinden buraya geliyorsun ya... Verdiğin oyun arkasında duruyorsun ya... Siyasi bir kapkaça 'dur' diyorsun ya... Siyasi yankesiciye haddini bildiriyorsun ya... Sen var ya sen... İşte sen taşıyorsun cumhuriyeti sırtında! Sen taşıyorsun! Sensin hepimizin ümidi! Sensin! Ve herkes bunu bilsin ki, bu akşam Bursa'dan öğrenecek çok şey vardır. Bu meydana bakıp da şunu herkes görecek: Millettir efendi olan. Esas olan millettir. Millet ne diyorsa o olur, o olacak! Bu yolda hep beraber yürümeye devam edecek miyiz? Bozbey'e sahip çıkacak mısınız? İradenize sahip çıkacak mısınız? Günü gelince hesap soracak mısınız? Bu yolda birlikte yürüyelim mi? Hadi o zaman! Yolun açık olsun. Yolu sen açtın. Umudun meşalesini sen yaktın. Aslansın Bursa, aslansın! Yürüyelim arkadaşlar."
Özgür Özel: "Mustafa Bozbey'in sonuna kadar arkasındayız, sonuna kadar arkasındayız!"

Bursa Büyükşehir Belediye binası önünde düzenlenen eylemde CHP Genel Başkanı Özgür Özel Bursalılara seslendi.

Özgür Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:

Değerli Bursalılar; Cumhuriyete, bu ülkeye, bu bayrağa, Cumhuriyetin kazanımlarına ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten emanet sandığa sahip çıkan, iradesine sahip çıkan, seçtiğine sahip çıkan, seçme hakkına el uzatanlara karşı da dimdik ayakta duran Bursa'yı saygıyla selamlıyorum. Hepiniz hoş geldiniz.

Bir yıl geçti, bir kuşatmanın altındayız. Bir kumpasla karşı karşıyayız ve darbecilere karşı adalet ve demokrasi mücadelesinin içindeyiz. Sizlerle daha önce Bursa iradesine çıkıyor, sahip çıkıyor mitinginde bir araya geldiğimizde İstanbul'un iradesine sahip çıkıyorduk. Hep beraber Cumhurbaşkanı adayımıza, bir sonraki Cumhurbaşkanımıza ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidar yürüyüşüne sahip çıkıyorduk.

Darbeciler durmadılar, yorulmadılar, milletin tepkisini duymadılar, utanmadılar ve darbeyi yurt sathına yaymakta hiç tereddüt etmediler. Antalya'ya, Adana'ya, Adıyaman'a ve yurdun çeşitli bölgelerine bu darbeyi ulaştırmaya, bu darbeyle, bu darbe girişimiyle beraber sürekli insanları korkutmaya, sindirmeye çalıştılar. Sıra şimdi Bursa'ya, Bursa'nın iradesine geldi.

Biz bugün bu tarihi kente, sizlerin, Bursalıların seçtiğine sahip çıkarken, Bursalıların, kimsenin hakkını yemeyen Bursa'nın hakkını yedirmeme iradesine de destek olmaya geldik.

ÖZGÜR ÖZEL BOZBEY'İN GÖZALTINA ALINMA NEDENİNİ BÖYLE AÇIKLADI

Bugün, bugün Bursa Büyükşehir Belediye Başkanımız Mustafa Bozbey gözaltındadır. Yarın sabah saatlerinde dördüncü gün dolacaktır. Kendisi görev yaptığı bu son dönem, büyükşehirdeki dönemle ilgili değil; arada beş yıl aday olarak çalıştığı, çırpındığı dönem de varken 7 yıl öncesinden bir iftira, bir kumpas bularak o Bursa'nın iradesine sahip çıkma... Bursa'nın iradesine el uzatanlar Mustafa Bozbey'i bugün dördüncü gün emniyette tutuyorlar. Yirmi saat süren acımasız, işkenceye varan bir sorguyla onu yormaya, onu teslim almaya, yirmi saat boyunca ifade alarak ona birtakım çelişkiler, yanlışlar yaptırmaya, adeta yorgunluğundan istifade ederek ona kumpas kurmaya çalışıyorlar. Buradan sonra da savcılık aşaması ve daha sonra umuyoruz olmaz ama mahkeme aşaması olacak.

Günlerce uykusuz bırakılan, rahatsız edilen ve bir şekilde işkenceyle ona ifade sırasında hata yaptırmaya çalışanların ellerindeki bilgiye, ellerindeki ihbara güvenmedikleri; o iftiranın ne olduğunu, iftiracıların ne olduğunu bildikleri çok açık. Peki bunu niye yapıyorlar? İki yıllık büyükşehir döneminde sürekli 'Mustafa Bozbey AK Parti'ye geçecek' diye söylentiler yaydılar. Her seferinde reddetti. Sürekli kendisine hakkında operasyon yapılacağına ilişkin bilgiler ulaştırdılar, huzurunu bozdular. Sonra gelip dolaşıp 'Ya AK Parti'ye katılacaksın ya hapse atılacaksın' dediler.

"İDDİA EDİYORUM KABUL ETSE BİR ANDA ÇIKAR"

Bugün Mustafa Bozbey gözaltındaysa bunun sebebi AK Parti'den gelen tehditlere boyun eğmemiş olması, şantaja teslim olmamış olması ve Aydın'daki sözde topuklu, topuklayan efe gibi gidip de AK Parti'ye sığınmamış olmasıdır. Buradan vicdanı olan bütün Bursalılara soruyorum: Mustafa Bozbey çağırdıklarında AK Parti'ye gitseydi, tehdit edildiğinde korksaydı, sinseydi ve kendisine güvenmeseydi bugün bu halde olur muydu?

İddia ediyorum, Mustafa Bozbey bu akşam AK Parti'ye katılmayı kabul etse bir anda bütün işleyiş değişir, savcının tutumu değişir, kararlar değişir. Ve bir anda Mustafa Bozbey'in suçsuz olduğu, iftiracıların yalan söylediği kabul edilir ve bir anda Mustafa Bozbey özgürlüğüne kavuşur.

Şimdi bu yalana teslim olmayan, bu baskıya teslim olmayan, bu darbecilerin oyunlarına gelmeyen, onlara boynunu teslim etmeyen Mustafa Bozbey'in sonuna kadar arkasındayız, sonuna kadar arkasındayız!

"YAZIKLAR OLSUN SİZİN DEMOKRASİ ANLAYIŞINIZA!"

Burası Bursa. Burada Mustafa Bozbey %47 oy aldı geçtiğimiz seçimlerde. %30'lu oylarla bütün partiler baraj altı kalmışken iktidara gelen, tek başına iktidarı bulan o günden bugüne de iktidarda olanlara soruyorum: Üç kişiden bir kişinin oyu ile geldiniz, memlekette yıllarca iktidar oldunuz. İki kişiden birinin oyunu almış, memnuniyet anketlerinde %65'lere kadar tırmanmış, yaptığı hizmetlerle Bursa'nın gönlüne girmiş, oy vereni pişman etmemiş, vermeyeni pişman etmiş olan birisinin bu dönemine değil de 7 yıl önceden, o güne dair bir iftiracıyla onu içeri atmak, hapsetmek ve sonra meclis çoğunluğuyla 31 Mart 2024 günü alamadığın belediyeyi yani sandıkta alamadığın belediyeyi savcıyla almak, hâkimle almak. Yazıklar olsun sizin demokrasi anlayışınıza!

Bursa bu kumpası görüyor mu? Yapılanı görüyor musunuz? İşte karşınızda, geçmişte hapse girince o mağduriyeti tepe tepe kullanan; aslında geçmişte bir gün bile gözaltına alınmayan, nezarette tutulmayan, tutuklu yargılanmayan, cezası birinci kademede görülünce bile görevinde tutulup Yargıtay'da kesinleşince telefonla hapishaneye davet edilen birisi, bugün daha üzerinde 7 yıl öncesinden bir iftiracının iddiasıyla onu tutuklatmaya ve meclisteki çoğunluğuyla belediye başkanlığını ele almaya, Bursalının vermediği yetkiyi zorbalıkla almaya çalışıyor. İşte rezaletin fotoğrafı budur.

"BOZBEY'E İKİ KİŞİDEN BİRİNİN OYUNU ALACAK KADAR GÜVENDİLER"

Erdoğan'a sesleniyorum: Cuntacısın, cunta başısın, darbecisin denince kızıyorsun. Bu yapılan, bu yapılan nedir? Bugün, bugün cümle alem biliyor ki eğer burada, belediye seçimlerinde belediye meclis çoğunluğu sende olmasaydı bu işe kalkışmayacaktın. Didik didik son iki yıl yapıldı, hiçbir şey bulunmadı. 7 yıl öncesindeki 5 yıllık Nilüfer Belediye Başkanlığı dönemi didik didik incelendi, hiçbir şey bulunmadı. Buluna buluna bir iftiracı bulundu, bir vakıf üzerinden bir kumpas kuruldu. Şimdi Bozbey hapishaneye, AK Parti Bursa Büyükşehir Belediyesi'ne.

Buradan, buradan açıkça söylüyorum: Bu millet kimi seçerse görev ondadır. Bu millet kumpasa gelmez. Bu millet iradesini teslim etmez. Kısa sürede bir sonuç alırsın ama günü gelince bu yaptığının hesabını Bursa'ya verirsin. Bunun kurtuluşu yoktur.

Erdoğan'a söylüyorum. Burada, belediye meclisinde çoğunluk sende de neden belediye başkanı sende değil? Çünkü Mustafa Bozbey, iki kişiden birinin oyunu alacak kadar Bursalıların güvendiği, inandığı, tercih ettiği bir isim oldu. Öyle olunca millet bir şey diyor, sen başka bir şey diyorsun. Millet kararım budur diyor, sen ona direniyorsun. Unutma, bu millet ne istersen yapar. Askere çağırırsın gider, evladını istersin verir. Evladı tabutla gelir bayrağa sarılı, vatan sağ olsun der ama Atatürk'ün emaneti Cumhuriyetin kazanımı sandığına el uzattın mı o eli ittirir, buna kalkışana haddini bildirir.

"AKP'NİN BORÇLARININ YARISINI ÖDEDİK"

Bakın kimden bahsediyorum, neden bahsediyorum? Bu belediye AK Parti'den alındığında 400 milyon dolar borçla alındı. 400 milyon dolar. Bunu duyan duymayan kalmasın. Bugünkü parayla 17,5 milyar lira borç. İki sene geçti, bu borcun yarısı bitti. 17,5 milyar borç bırakan AKP bir tarafa; hem de 'silkeleyin bunları, paralarını kesin, iflahlarını kesin, hizmet edemez, maaş ödeyemez, çöp toplayamaz hale getirin' talimatına rağmen 17,5 milyar borcun yarısını ödeyen bir belediyecilik yapmışız.

"SGK BORÇLARINI FAİZİYLE BİTİRDİK"

AK Parti'den kalan SGK borçlarının ve vergi borçlarının -bakın borcu bunlar yaptılar- faiziyle birlikte parayı biz ödedik. Tamamı bitti, tamamı bitti. İki yılda, iki yılda 4 milyar lirayı aşan ulaşım yatırımı yapıldı, gözünüzün önünde. 330 bin ton asfalt serildi, gözünüzün önünde. 600 kilometre yol kaplandı, gözünüzün önünde. Ulaşımda gece seferleri başladı, siz istediniz diye. 7 milyar liralık yatırımla 820 kilometre içme suyu hattı döşendi, evinizin önünde. 37 su deposu, 5 gölet, 8 sulama tesisi, 3 atık su arıtma tesisi yapıldı, gözünüzün önünde.

250 bin metrekare yeşil alan kazandırılarak Bursa'daki kişi başına yeşil alan miktarı 12.3 metrekareye çıktı. Karşılaştırma için söylüyorum: Esenyurt'u bunlar aldılar. 25-30 yıl yönettiler. Ancak aldık, şimdi kayyımla geri aldılar. Esenyurt'taki kişi başına yeşil alan yarım metrekaredir. Yanı başındaki Ekrem Başkan'ın, Murat Çalık Başkan'ın Beylikdüzü'sünde 10 metrekaredir. Bursa'da Mustafa Bozbey'in emekleriyle 12.3 metrekaredir.

Soruyorum Bursalılara, Bursa yetmez. Memleketim Manisa'ya soruyorum, Trabzon'a soruyorum Ekrem Başkan'ın memleketine. Erdoğan'ın Rize'sine, Bahçeli'nin Osmaniye'sine soruyorum. Sayın Davutoğlu'nun Konya'sına soruyorum. Meral Akşener'in Kocaeli'sine soruyorum. Ve başkanımız, bütün başkanlarımızın memleketlerine teker teker soruyorum. Teker teker. Acaba bu kadar borç ödenip, bu kadar hizmet yapılırken yolsuzluk mu yapılmış? Yoksa 400 milyon dolar borç bırakılırken ve sigorta ödenmezken, vergi ödenmezken, 17,5 milyar borç yapılırken mi yolsuzluk yapılmış? Bir tarafta belediyeyi batıranlar, bir tarafta borcu kapatıp Bursa'yı ayağa kaldıranlar var.

"BURSA'NIN DAMADIYIM; BİLİRİM. BURSA'DAKİ HİÇBİR VİCDAN BUNA SESSİZ KALMAZ"

"O yüzden, o yüzden özellikle Bursa'da CHP'ye değil AK Parti'ye oy vermiş, MHP'ye oy vermiş ancak bu hizmetleri gören herkese sesleniyorum: Kent lokantaları, 10 binden fazla öğrenciye eğitim desteği, 9 yeni B kafe, geri dönüşüm malzemeleriyle damla sulama borularının üretimi, 15 milyon metre damla sulama borusunun çiftçiye dağıtılması, sütünden zeytinine yerel üreticinin elinde kalan bütün ürünlerin alınıp değerlendirilmesi, afet koordinasyon merkezleri, 42 mahalleye afet istasyonlarının kurulması, kentsel dönüşüm projeleri ve 62 özel gereksinimli bireyin istihdam edilmesi... Bunların hepsi AK Parti'li, MHP'li vatandaşların da gördüğü, belediyemizin tıkır tıkır çalıştığı, borç ödediği, asfalt yaptığı, hizmet ürettiği ve bütün Bursa'nın gördüğü işler.

Şimdi bunları durduralım, seçmediklerinizi geri getirelim, yeniden borç yapsınlar, yeniden israf yapsınlar. Bursa'nın bıktığı işleri tekrar tekrar yapsınlar, Mustafa Bozbey de haksız yere hapiste yatsın... MHP'li, AK Parti'li Bursalılar, ben sizin Bursa'nın da evladıyım, Bursa'nın damadıyım. Bursalıları bilirim. Bursa'daki hiçbir vicdan bu alçaklığa sessiz kalmaz, hiçbir vicdan!

Şimdi Mustafa Bozbey'in benden bir isteği vardı. Diyordu ki, "Nisan ayında bir gün gel Genel Başkanım, çünkü çok açılışım birikti. Bu açılışları birlikte yapalım." Geçen gün haber yollamış avukatlarıyla. Demiş ki: "Genel Başkan nisan ortasında gelecekti, açılış yapacaktık. Ama beni aldılar içeriye koydular. Ne olur ne olmaz, bir suçum yok ama sırf belediyeye çökmek için gelip de beni tutuklarlar. Sonra da üç beş ay yatırırlar, sonra çıkıp benim yaptığım işleri kendileri yapmış gibi anlatırlar, açılış yaparlar. Genel Başkanım gelsin, ben buradayım, o orada, açılışı yapsın. Bursalı kimin hizmet yaptığını görsün, kumpasa teslim olmasın."

29 PROJENİN AÇILIŞINI YAPTI

Bugün Mustafa Bozbey'in beklediği, açılış için beni beklediği 29 hizmetin açılışını yapacağız. Bu otobüsün üstünde 103. kez iradeye sahip çıkıyoruz. Şiirler okuduk, şarkılar söyledik, gün oldu ağladık, gün oldu gülümsedik ama bu da nasipmiş ki dünya siyaset tarihinde ilk kez: Hizmetleri yapan, polis tarafından sorgudayken, savcı sorgusu beklerken; gecenin bir yarısında, ama hizmeti alanlarla birlikte hep toplu açılış töreni yapıyoruz. Bu da tarihe böyle geçsin. Bize bunu yaptıranlar yaptıklarından utansınlar, Bursa da bu hizmetlerle gurur duysun!"

Sevgili Bursalılar, şimdi 29 eser için şöyle devam ediyoruz. Ben eserin, hizmetin, binanın adını söylüyorum; hizmetin esas sahipleri, 'açıyorum' diye destek veriyor.

BUSKİ'deki 16 su deposunu... (Açıyorum!)

Orhaneli Atık Su Arıtma Tesisi'ni... (Açıyorum!)

Büyükorhan Atık Su Arıtma Tesisi'ni... (Açıyorum!)

Doğu Atık Su Arıtma Tesisi'ni... (Açıyorum!)

İznik Özekdere Sulama Göleti'ni... (Açıyorum!)

Fidan üretim alanını... (Açıyorum!)

Gemlik Termal Tesisleri'ni... (Açıyorum!)

Atatepe Sosyal Tesisleri'ni... (Açıyorum!)

Otobüs Kontrol Merkezi'ni... (Açıyorum!)

Büyükorhan İtfaiye Binası'nı... (Açıyorum!)

Büyükorhan Düğün Salonu'nu... (Açıyorum!)

Merinos Olgun Gençlik Merkezi'ni... (Açıyorum!)

Feyha Çelenk Sanat Kütüphanesi'ni... (Açıyorum!)

2 yeni gençlik merkezini... (Açıyorum!)

Motor sporları merkezini... (Açıyorum!)

5 yeni spor tesisini... (Açıyorum!)

5 yeni B Kafe'yi... (Açıyorum!)

Bursa Satış Mağazası'nı... (Açıyorum!)

Fabrika silosunu... (Açıyorum!)

"BİZZAT AÇTIM DERSİNİZ"

Bu hizmetlerin her birisi Bursa'ya hayırlı olsun. "Kim açtı?" derseniz, "3 Nisan 2026 akşamı meydanda, belediyenin önünde bizzat açtım" dersiniz. Hepinize helal olsun!

Ve bütün Türkiye duysun ki ne diye gözaltına aldılar ve hangi bahaneyle tutuklayıp içeri koyacaklar? Tuğrul Kutlay diye bir firari, Suat Sırrı diye bir sanık, Deniz Bozkurt diye bir iftiracı. Bunlar bir şirket kurmuşlar. Bursa'da olabilecek en büyük haksızlığı yapıp, aynı daireleri, olmayan daireleri Bursalılara senet sepetle satmışlar, Bursa'da 500 kişiyi dolandırmışlar. Şimdi birisi ellerinde, birisi firarda, birisini iftiracı yapmışlar, paçayı kurtarmak için Bozbey'i yakacaklar. Bu adamların evinin önünde bugün 500 tane Bursalı protesto yaptı. Yani bir tarafta suçsuz, sizin seçtiğinize atılan iftiralar; bir tarafta kendileri bizzat dolandırıcı olan bu üç kişi. Diğer taraftan firarda olan, Türkiye'ye getirildi, Edirne'de cezaevinde deniyor, resmi açıklama yok, Emin Adanur denen bir iftiracının -nasıl tanıyorsunuz- bir iftiracının da ifadeleriyle bu konular yıllarca gündemde soruşturulmuş, hiçbir şey çıkmamış. Şimdi Deniz Bozkurt'u iftiracı yaparak buradan sorgulama yapıyorlar. Başkanı, eşini, kızını, kardeşini alıp aileye de saldırarak Bursa'nın iradesine çökmeye çalışıyorlar. "Aileye dokunanın elleri kırılır, yuvası yıkılır" demiş büyüklerimiz. Bu gözü dönmüşlere diyorum ki İstanbul'daki ailelerden sonra Bursa'daki aileye dokunanın da ellerini bu millet kırar, yuvasını değilse iktidarını bu millet yıkar."

"İki gündür memleketim Manisa'da 70 açılış yaptım. 24 temel attım Manisa'da ve İzmir'de. Bugünkülerle birlikte 95'e ulaştı ve Cumhuriyet Halk Partisi bütün bu saldırılara karşı çalışıyor, direniyor, didiniyor ve başarıyor.

Buradan, bu meydandan sesleniyorum. Biz hesap vermekten kaçan insanlar değiliz. Bozbey'in avukatları bütün iddiaları çürüttüler. Bütün iftiracıların attığı iftiraları ortaya çıkardılar. Mahkeme görülecek, millet görecek. Bir eksiklik varsa o zaman hesap vermekten kaçmayız. Ama bu şartlar altında, kendisi 500 Bursalıyı dolandıranın ifadesiyle yapılacak tutuklama haksızlıktır, siyasi yankesiciliktir, kapkaççılıktır. Bursa'nın vermediği yetkiyi hileyle almaktır.

Erdoğan'a sesleniyorum. Bu gece bir kere daha düşün. Yaptığın seçim iptalinde, İstanbul seçiminde 13 bin fark vardı. Bir buçuk ay sonra millet, 'sandığı çalmaya çalışıyorsun' diye 806 bine çıkardı. Yine aynı şey olacak. Bir yıldır yapmadığınız kalmadı ama Ekrem Başkan'a yapılanın kumpas olduğuna inanan %62, doğru olduğuna inanan %25, kararsızım diyen-konuşmayan %15. Milletin %62'sini bir yıldır inandıramadın. Şimdi Bursa'da bunu yaparsan Bursa'nın gönlünü kıracaksın ve Bursalı bunun hesabını çok ağır şekilde ödetecek. Denemesi bedava.

Ama buradan Erdoğan'a çağrım şudur ki: Bu hakimlere, savcılara verdiğin talimattan vazgeç. Hak etmediğin bir şeye çökmekten vazgeç. Tutuksuz yargılama olsun, Mustafa Bozbey yargı önünde yargılansın. Televizyondan yayınlansın, kararı millet versin, Bursa versin, hodri meydan!"

"Eğer bunu dinlemezse, Erdoğan sizin iradenize halel getirirse, Bursa Büyükşehir'e çökmeye kalkarsa, bunun hesabını soracak mısınız? Bunun hesabını soracak mıyız? Bir dahaki seçimde, bir dahaki seçimde bu darbenin bedelini AK Parti'ye en ağır şekilde ödetecek miyiz? Tercih senin Erdoğan. İşte milletin sesi, işte vicdanın sesi, işte senin kulağına fısıldayan o şeytanın sesi. Şeytana uyarsan milleti karşına alırsın kardeşim."

"Ve, ve buradan şunu söylüyorum: Genç arkadaşlar sesleniyor. Bugün buraya gelmek tarihi bir iştir. Buraya gelmek, mitinge gelmek, otobüsün üstüne çıkmak, elde mikrofonla konuşmak; bu önemli değil. Bu bir partinin genel başkanının görevidir, yapacak. Milletvekillerinin görevidir, yapacak. İl başkanının görevidir, yapacak.

Ama esas ne, biliyor musun? Bugün bu şartlarda kalkıp da evinden buraya geliyorsun ya... Verdiğin oyun arkasında duruyorsun ya... Siyasi bir kapkaça 'dur' diyorsun ya... Siyasi yankesiciye haddini bildiriyorsun ya... Sen var ya sen... İşte sen taşıyorsun cumhuriyeti sırtında! Sen taşıyorsun! Sensin hepimizin ümidi! Sensin!

Ve herkes bunu bilsin ki, bu akşam Bursa'dan öğrenecek çok şey vardır. Bu meydana bakıp da şunu herkes görecek: Millettir efendi olan. Esas olan millettir. Millet ne diyorsa o olur, o olacak!

Bu yolda hep beraber yürümeye devam edecek miyiz? Bozbey'e sahip çıkacak mısınız? İradenize sahip çıkacak mısınız? Günü gelince hesap soracak mısınız? Bu yolda birlikte yürüyelim mi?

Hadi o zaman! Yolun açık olsun. Yolu sen açtın. Umudun meşalesini sen yaktın. Aslansın Bursa, aslansın! Yürüyelim arkadaşlar."

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve medyakorkusuz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.