Özgür Özel, Kocaeli'de Tarkan'a çağrı yaptı... Erdoğan'a seslendi
Özgür Özel, Kocaeli'de Tarkan'a çağrı yaptı... Erdoğan'a seslendi
Özgür Özel, Kocaeli'de Tarkan'a çağrı yaptı... Erdoğan'a seslendi
Özgür Özel, Kocaeli'de Tarkan'a çağrı yaptı... Erdoğan'a seslendi
İBB Başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasından bu yana 91'incisi düzenlenen 'Millet İradesine Sahip Çıkıyor' mitinginde bugün adres Kocaeli. Yurttaşlar erken saatte miting alanını doldurdu.
İMAMOĞLU'NUN MEKTUBU OKUNDU
CHP Kocaeli İl Başkanı Erdem Arcan, Ekrem İmamoğlu'nun Silivri Cezaevi'nden kaleme aldığı mektubu okudu.
İmamoğlu'nun mektubu bu şekilde:
"Güzel Kocaeli’nin koca yürekli güzel insanları, kıymetli hanımefendiler, saygıdeğer beyefendiler, yiğit gençler, güler yüzlü çocuklar; her birinizi saygıyla, sevgiyle, hasretle selamlıyorum, gönülden kucaklıyorum. Bugün bir arada olmamıza vesile olan örgütümüzün güçlü iradesini temsil eden kıymetli il başkanım Erdem Arcan’a teşekkür ediyorum. Ramazan ayımız mübarek olsun. Ramazan’ın ruhumuza sevgi, sabır ve hoşgörüyle doldurmasını temenni ediyorum. Evlerinize, işlerinize bereket getirmesini diliyorum.
''HERKES BEREKETSİZLİKTEN ŞİKAYETÇİ''
Maalesef ülkemizin dört bir yanında herkes bereketsizlikten şikayetçi. Az kazanan da çok kazanan da o eski bereketli günleri arıyor. Enerjisi tükenmiş, millete saygısı, sevgisi kalmamış bu iktidar, ülkenin bereketini kaçırıyor. Adaletten, faziletten o kadar uzaklaştılar ki hiçbir işleri vatandaşın hayrına olmuyor. Bereket kapısının iki anahtarı vardır: Gayret ve Adalet. Gayret göstermez, adaletli davranmazsanız hiçbir işinizde bereket olmaz. Gücünüz, zenginliğiniz size de başkasına da fayda getirmez.
İktidar işte tam bu durumda. Ülkenin sorunlarını çözmek için gayret gösterecek enerjisi de hevesi de kadrosu da kalmadı. Milletten o kadar uzaklaştılar ki kibir ve hırsa o kadar yenik düştüler ki vicdanlarını, adalet duygularını tamamen kaybettiler. Onlar artık ülkenin sorunlarını çözmek için iş başında değiller; onlar sadece iş peşindeler. Koltuklarını korumak için kirli ve karanlık işler peşindeler.
Demokratik koşullar altında asla seçimi kazanamayacaklarını bildikleri için milletin iradesini baskı altına alarak, zorbalıkla istediklerini elde etmeye uğraşıyorlar. Demokrasi tarihimizde rakibiyle adil bir seçim yarışına girmekten bu kadar çok korkan başka bir siyasetçi yoktur. Rakibini saf dışı etmek için devletin tüm imkanlarını bu kadar çok istismar eden başka bir yöneticiyi görmedi bu ülke.
''BENİ TAMAMEN TECRİT ETMEYE ÇALIŞIYORLAR''
Sosyal medya hesaplarımı, sesimi, görüntümü yasaklayan bu akıl şimdi de beni zindanda tamamen tecrit etmeye uğraşıyor. Yeni Adalet Bakanı göreve başladığından beri milletvekillerinin beni ziyaret etmesine izin vermiyorlar. Sırf beni tecrit etmek maksadıyla avukatların tutuklu müvekkillerini ziyaret etmesini zorlaştıracak düzenlemeler getirmeye çalışıyorlar.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi dedikleri bu rejimde bakanlar, devletin ve milletin değil sadece bir şahsın bakanı konumundalar. İşte bu bir şahsın adalet bakanı; beni ve arkadaşlarımı yargılama müsameresinde her türlü figüranlığı bizzat üstlenmiş durumda.
Bu yargılama müsameresini yazıp yöneten şahsa sesleniyorum: Vaktiyle sen de yargılandın. Bir gün bile tutuklanmadan, bir sanık olarak bütün haklarına riayet edilerek yargılandın. Ne ailenle tehdit edildin ne milletvekilleriyle, avukatlarınla görüşmen engellendi. O gün senin için hukukun gereği yerine getirildi. Bugün benim ve arkadaşlarım için hangi siyasi projenin, hangi koltuk hesabının gereği yerine getiriliyor?
Sevgili kardeşlerim; hukuktan, demokrasiden uzaklaşan iktidarlar milletten de uzaklaşırlar. Çünkü hukuk ve demokrasi; milletin adalet ve hürriyetinin teminatıdır. Hukuk ve demokrasi; insanca yaşam ve güvenli gelecek garantisidir. Milletin talebini duymazdan gelip yok saymaya çalıştıkları o sandık kurulacak ve milletçe hukuka, demokrasiye, cumhuriyete sahip çıkacağız.
''MERHAMETSİZ REJİMLERDEN BİRİ OLMAYACAK''
Türkiye bir daha asla hakkını arayanların yargı yoluyla bastırılıp zulme uğratıldığı baskıcı rejimlerden biri olmayacak. Türkiye bir daha asla gelir dağılımında utanç verici bir adaletsizliğin yaşandığı merhametsiz rejimlerden biri olmayacak.
Hukukun ve demokrasinin teminatı altında insanca ve hakça bir düzen kuracağız. Milletçe huzura, refaha, mutluluğa hasretimiz bitecek. Bu topraklarda artık sadece adalet, hürriyet, bolluk ve bereket, birlik ve kardeşlik hüküm sürecek.
Her şey çok güzel olacak."
"BU MEYDAN BİR PARTİYE AİT DEĞİLDİR"
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, mitingte yurttaşlara seslendi.
İşte Özel'in konuşmasından satırbaşları:
''Emeğin başkentinde bu güzel meydanı saygıyla selamlıyorum. Canım Kocaeli'nin yeşiline merhaba, denizine merhaba. Bu meydanı dolduran her görüşten ama iradesine sahip çıkan, haktan hukuktan adaletten yana olan Kocaeli'nin bütün demokratlarına merhaba.'
Kocaeli ile aramıza uzun yıllar girdi. 1999’dan bu yana Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ni kazanamadık. Ama burada kusuru Kocaeli’nde aramadık, kusuru kendimizde aradık ve hiç Kocaeli’ye küsmedik. Onun tercihine burun kıvırmadık, Kocaeli’ne sırtımızı dönmedik. İzmit Belediyesi’ni iki seçimdir kazanırken bu seçimde onun yanına Derince’yi ve Karamürsel’i ekledik. Derince’ye, Karamürsel’e, İzmit’e ve bütün Kocaeli’ne selam olsun. Bu güzel bu güzel meydan için ki bu meydan bir partiye ait değildir ama ev sahipliği için Kocaeli örgütümüze, il başkanımıza, tüm ilçe başkanlarımıza teşekkür ediyorum.
Kocaeli’nin birbirinden çalışkan üç değerli milletvekiline; Harun Yıldızlı’ya, Nail Çiler’e, Muhip Kanko’ya teşekkür ediyorum. İzmit’te İzmit’te verdiğiniz yetkiyi kullanıp bir dönem hizmet edip bir sonraki dönem iki kişiden birinin oyuyla seçilen ve çok değerli kardeşim Fatma Kaplan Hürriyet’e, Derince’de Sertif Gökçe’ye, Karamürsel’de Ahmet Çalık’a verdiğiniz destekler için bir kez daha hepinize teşekkür ediyorum.
"GARİBAN ANNEYE ARAÇ TAHSİS EDENLERE HELAL OLSUN"
Bugün burada İzmit’te Fatma Kaplan Hürriyet’in yaptıkları önümde. Geçmişte mecliste de birlikte çalıştık. Tabii Tahsin Tarhan’ı, Haydar Akar’ı, Kocaeli’nden birlikte çalıştığımız önceki dönem milletvekillerimizi de selamlayarak meclisten sıra arkadaşımın memleketinde yaptıklarını gördüm.
0-2 yaş bebeği olanlar için örnek bir uygulama Anne Taksi çalışıyor. Türkiye’de yapılan her hizmet bir başka belediyeye ilham oluyor. Anne Taksi uygulaması 2 yaşına kadar çocuğu olan annenin bir telefonuyla emrine amade bir belediye aracı tahsis ediliyor. İstanbul Büyükşehir’i AK Parti’den aldığımızda, İstanbul Büyükşehir’in kamunun parasıyla AK Parti ilçe başkanlığına, il başkanlığına, kadın kollarına tahsis ettiği araçlar koca bir meydana sığmamıştı. Listelerini gösteriyoruz tek birine itiraz edemiyorlar. Partisine, yandaşına değil doğum yapan gariban anneye araç tahsis edenlere helal olsun.
"BU KADAR YÜKSEK VERGİ VEREN BİR ŞEHİRDE YOK YOK OLMASI LAZIM"
Kocaeli vergi vermede, vergi sıralamasında bazen üçüncü bazen ikinci. Özellikle kişi başına vergide her zaman Türkiye birincisi. Ayrıca vergi sadakatinde, yani kesinleşen vergiyi ödemede yüzde 98’lik oranla açık ara her zaman birinci.
Öyle ki, bu kadar yüksek vergi veren bir şehirde yok yok olması lazım, her şeyin tam olması lazım ama söylediler inanmadım, "kontrol edin" dedim, baktım; sağlık hizmetlerinde 81 ilde sağlık yatırımında 61. sırada. Öyle ki, "nasıl olur?" diyorsunuz; mesela Darıca, 250 bin gece nüfusu olan, gündüz nüfusu bunun birkaç katına çıkan Darıca’da hastane var, tabelası yok. Bir başka hastanede şimdi metrolar yüzünden boşaltılması gündemde. Zaten 61. sırada olan yatırım daha da kötüye gidiyor her geçen gün.
Kocaeli gibi bir yer, en çok verginin kişi başına toplandığı yerde, örneğin 5 dönemdir bir metro bitirmediler, bir metroyu bitirmekten acizler. Bu konuda Adalet ve Kalkınma Partisi’ne bir karşılaştırma yapmıştım; hem şehrin çok hoşuna gitti hem de AK Partililerin sinirlerini bozdu. Trabzon’a gittim, aynı böyle; 5 dönemdir belediye AK Parti’de, bir tane metro yok. Dedim "Bu nasıl iş? Bu nasıl iş?" İstanbul’da bir tane Trabzonlu 10 tane metro yapıyor; Trabzon’da dördü milletvekili, dördü bakan, biri büyükşehir, biri Ortahisar belediyesi, 10 tane AK Partili bir tane metro yapamamış.
"KARTEPE’YE BİR DESTEK DE TARKAN’DAN BEKLİYOR KOCAELİ"
Ben de Tarkan’ı çok seviyorum, bizim ekip de çok seviyor da şurayı bir daha çek. "Oynama şıkıdım şıkıdım" çal bir yandan, ver müziği. Kartepe’yi Kansertepe, İzmit’i Kanserovası yaptırmayacağız. Hurda Demir Çelik Fabrikasına Hayır, Kartepe Çevre ve Yaşam Platformu. Tarkan da inşallah bunu duyar, bu akşam Kartepe’ye bir destek de Tarkan atar inşallah. Tarkan’a bir kocaman alkış. Yıllar sonra döndü geldi, harika konserler yapıyor. Atatürk’e çok saygısı var, bu ülkeyi seviyor, doğasını seviyor. Kartepe’ye bir destek de Tarkan’dan bekliyor Kocaeli."
''DİLOVASI'NDAN AK PARTİ'NİN KARA DÜZENİ ÇIKTI''
Bu şehir yakın tarihte bütün Türkiye’yi kahreden, çok üzen olaylar yaşadı. Bunlardan bir tanesi Dilovası’nda denetimsiz, kaçak bir iş yerinde 6 emekçimiz can verdi. Tuğba Taşdemir, Nisa Taşdemir ve Cansu Esatoğlu; 18 yaşından küçük çocuk işçilerdi. Asgari ücret dahi almıyorlardı. SGK girişleri işçilerin yangından sonra, yangın günü yapılmaya çalışıldı.
Ve öyle bir noktadayız ki Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında 36 bin 626 emekçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Diğer yandan 836 çocuk işçi sadece son 13 yılda hayatını kaybetti. Dilovası’ndaki 3 çocuk işçinin kaybı bir kez daha konuya dikkatleri çekti. Biliyorsunuz o facianın ardından da her zaman olduğu gibi AK Parti’nin kara düzeni çıktı. Niye? 14 Nisan 2022, pandemi. Grup Başkanvekiliyim, Meclis’te bir marka kolonya; Lakton, her yerde o. Dedim ki: "Bu kolonya nereden gelmiş? Bunun ihalesini kim yapmış?" İhale yok. Efendim firma Tekirdağlı, bunları hediye verdi. Eşeledikçe eşeledik, tek firmanın sokulduğu davet usulü bir ihale çıktı. O firmanın üzerine gittik; firma hakkında yurt dışından parfümeri ham maddesi getiriyoruz diye uyuşturucu getirdiği iddiaları çıktı. Yargılandılar, bir şekilde beraat ettiler ancak burada 6 işçinin yandığı o kaçak işletmenin ardından bu aynı firmanın akrabaları, aynı kişinin yeğenleri, kuzenleri çıktı.
O günlerde "Soruşturma nereye varırsa varsın" diyorlardı, 104 gün geçti, hâlâ daha kamu görevlisi yok. Yanan yerle ilgili kamu görevlilerinin yargılanmasına yönelik olarak yapılan başvuruların hiçbir tanesine cevap alınamıyor. Bina, İŞKUR binasının yanı başındaydı. 10 adım atılsa kaçak işçiler tespit edilirdi. Mahalleliler "Çocuklar çalışıyor" diye gördü, CİMER’e başvurdular ama buna göz yumdular. Bu durumda bile 104 gündür İŞKUR’un dibinde yaşanan bu felaket örtbas edilmeye çalışılıyor. Bir kez daha bunu buradan, Kocaeli’nden, o acının yaşandığı şehirden bütün Türkiye’ye haykırmak, bunu bir kez daha duyurmak istiyorum.
''GEBZE'DE DE BÜYÜK BİR ACI YAŞADIK''
Ayrıca Dilovası’nda yüreğimiz yandı yetmedi, Gebze’de de büyük bir acı yaşadık. Metro inşaatı sırasında, üstünde bu metro inşaatının yarattığı sarsıntıdan dolayı bir bina çöktü, 4 canımız, 4 insanımız hayatını kaybetti. Bakın, Makina Mühendisleri Odası, bu iktidarın en çok kızdıkları mühendisler, mimarlar, akademik odalar. Bunlar iktidarın arka odası değil, arka bahçesi değil. Doğruya doğru der, yanlışa yanlış. Bir zaman örneğin asansörlerle ilgili bizim parti bir yanlış karar vermiş bazı belediyeler, bizi de eleştirdiler. Çağırdık, dinledik, doğrusunu söyledik, doğruya döndük. Bunların işi doğruyu söylemek. Ve Makina Mühendisleri, bu iktidarın kızdığı, yetkilerini kıstığı Makina Mühendisleri bu faciadan önce demişler ki: "Bu metro inşaatı tehlikeli, evler çölebilir, hayati tehlike var". Onu dinlememişler. Yaşananlardan sonra biz bunları ifade edince meydana çıkıp ilk hemen hızlı Bakan, ilk açıklama; Ulaştırma Bakanı: "Bizimle ilgisi yok". Arkadan bu rapor çıktı: "Bizimle ilgisi yok". Ama arkadan ön inceleme raporu çıktı, bütün mahalleyi boşalttılar. Onlarla ilgisi var, yenileri de çökecek.
104 gün oldu, rapor yok ortada. Rapor yok ve bu Ulaştırma Bakanı hâlen daha görevde. Öyle bir memleket ki, kuvözdeki yeni doğan bebekleri öldürürler, göreve devam. Otel yanar Kartalkaya’da, sorumlu bakan göreve devam. Attığı her adım bir felaket, tarihteki en büyük rezalet, Milli Eğitim Bakanı göreve devam. İstanbul’daki seyyar giyotin gelmiş Ankara’ya, Türkiye’deki adaletin başını vurmaya.
''SANDIK GELECEK''
Elle tutulacak tarafları yok ama şu kadarını söyleyeyim şu meydana; artık biz Tayyip Erdoğan’dan bakan değişikliği istemiyoruz. Biz Tayyip Erdoğan’dan emekliye zam, asgari ücrete düzenleme, çiftçiye destek hiçbir şey istemiyoruz. Bir tek şey istiyoruz, ne istiyoruz? Sandığı istiyoruz! Sandık gelecek, AK Parti’nin kara düzeni bitecek; halkın, emekçinin, bu milletin iktidarı başlayacak.
"VERGİ ADALETSİZLİĞİNDE AVRUPA’DA BİRİNCİYİZ"
Ocak ayında faiz ödemeleri bir önceki yıla göre yüzde 180 arttı. Geçen sene Ocak’ta 163 milyar faiz ödemiştik, bu sene 456 milyar. İnanılmaz bir rakam! İnsan şöyle düşünüyor: 'İnşallah çok para buldular, çok faiz ödüyorlar, yatırımlar artmıştır.' Oysa ki yatırımlar geçen seneye göre Ocak ayında yüzde 37 azalmış.
Düşünün ki bu bir şirket olsa; çağırsan şirketi yöneteni, 'Gel bakalım müdür efendi, nedir durum? Faiz ödememiz ne oldu?' 'Efendim 160’tı, 456 oldu.' 'Üretim?' 'Üretim yüzde 37 azaldı.' Bunu diyen adamı aklı başında kimse şirketinin başında tutmaz! Bu hesaba Türkiye’yi getiren adamı bu memleketin başında tutacak mısınız? Faiz lobilerine çalışan, yatırım yapmayan, işçisini, emekçisini, emeklisini düşünmeyen, gençlerini hayata küstüren bu iktidarı ilk seçimde gönderecek miyiz? İşte bu kararlılık, bu azim, bu farkındalık her şeyden kıymetli. Bakın, vergi adaletsizliğinde biraz önce söyledim, Avrupa’da birinciyiz.
"KENDİSİNİ TEBRİK EDECEĞİM MÜSAADENİZLE"
Şimdi Ramazan başında demiştim; birazcık siyasetin dili sakinleşse iyi olur. Hakkımızı arayacağız ama çok ağır sözler falan söyleniyor, Ramazan’a yakışmaz. Dikkatli bir dille hem hak aramaya hem mücadele etmeye devam ediyoruz. Tayyip Bey’i, Sayın Erdoğan’ı biraz eleştirdik ama bir konuda kendisini tebrik edeceğim müsaadenizle. Karşı çıkmayın.
Bakın, Tayyip Bey gerçekten büyük bir mucit, mucit. Parayı kim bulmuş? Lidyalılar, benim hemşerilerim; Manisa’da, Sardes’te, Sart harabelerinde. Gerçi bu konuda şöyle bir hikâye var: Bundan önceki bir Belediye Başkanımız Manisa’nın övünülen şeylerini yazıyordu, az da yoktu; Mesir macunundan Fatih Sultan Mehmet’e. Böyle bir tane tak yaptırmışlar, 'Dünyanın ilk parasının Manisa’da bulunduğunu biliyor muydunuz?' diye. Bizim bir öğretmen abimiz var, komünist partili; altına geçmiş, basın açıklaması yapmış: 'Bu övünülecek değil, utanılacak bir şeydir' diye.
Lidyalılar Manisa’da, Sardes’te bulmuş; vergiyi kim bulmuş? Vergiyi Sümerler Mezopotamya’da, eski Mısır’da... İlk vergiyi onlar toplamış. Peki Tayyip Bey neyi buldu biliyor musunuz? Vergiden vergi almayı icat etti, vergiden vergi! Mesela cep telefonu alıyorsun, içinde çeşit çeşit para var: TRT kesintisi var, o Kültür Bakanlığı parası, o parası, bu parası... Toplama bir ÖTV koyuyor, bu toplamdan bir de KDV alıyor. Aldığı ÖTV’nin KDV’sini alıyor.
O yüzden gerçekten Tayyip Bey tarihe geçecek bir mucittir. Dünyada vergiden vergi alan ilk siyasetçi Tayyip Bey’dir. Biz de bu icadı yapanı derhal emekli etmeye karar vermiş bir milletiz.
"KARAR VERDİN Mİ VERMEDİN Mİ?"
Değerli Kocaelililer, eskiden ödediğimiz vergi bize yol olarak, köprü olarak dönüyordu. Şimdi vergilerimizle yapılan köprüleri satıyorlar. Öncelikle şunu söyleyeyim, en yakından biliyorsunuz: Normalde rahmetli Süleyman Demirel’in yaptığı, Özal’ın yaptığı ve şu anda 59 liraya geçilen köprüler var; ama eğer aynı köprüyü Tayyip Bey yapıyorsa en az yedi kat pahalıya. İşte şuracıkta 995 liraya geçilen bir köprü var. İzmir’den Çeşme’ye kadar 100 kilometre Özal’ın otoyolu 59 lira; Akhisar’a kadar 100 kilometre Tayyip Bey’in otoyolu 350 lira.
Şimdi iki Boğaz köprüsünü, hem birinci köprüyü hem ikinci köprüyü, yedi tane otoyolu özelleştirmek istiyorlar. 59 lira olan fiyat 350 liraya çıkacak herkes bilsin. Ama herkes bir şeyi daha bilsin: Bu köprüler ayda 600 milyon TL gelir getiriyor; köprüler ve otoyollar. Bu köprüleri bugün 3 milyar TL’ye satmaya çalışıyorlar ve 25 yıllık geliriyle. Yani şöyle olacak: Sen köprüyü 3 milyara satacaksın, sana parayı verecek kişi 5 yıllık geliri verecek, üstüne 20 yıl kendisi alıp cebine koyacak.
Tayyip Bey bu parayı seçim ekonomisi yapmak için yapıyor ancak altın yumurtlayan tavuğu satıyor. Hiçbir kişi 5 yıllık kirası karşılığında bir mülkü 25 yıllığına kimseye vermez. Babanın malını vermiyorsan bu milletin malını da veremezsin! Bakın açıkça söyleyeyim; bu köprüleri bundan 10 yıl önce yine satmak istemişti Tayyip Bey gönlünce. İtiraz etmiştik. Köprülere 5.7 milyar teklif gelmişti. Tayyip Bey’in kendi ifadesi: '7’den aşağıya vermek vatan hainliğidir' diye. O gün 7 milyara vermek, 7’den aşağıya vermek hainliktir diyordu; bugün 3,5 milyar liraya, 3 milyar liraya vermeye, vatan hıyanetini ikiyle çarpmaya niyetleniyor.
Ben bunu söyledikçe susuyorlar. Yurt dışında yayın yapan kuruluşlar yazdı çizdi, Bloomberg söyledi. 'Bir İngiliz firmasıyla anlaşmışsınız' dedim; ne inkar ediyor ne kabul ediyor. Ama dün elimize iki belge ulaştı. Bunlardan birisi 4 ay önce, 17 Kasım 2025; Ulaştırma Bakanlığı Karayolları Bölge Müdürlüğü’ne yazmış: 'Otoyolların bir kısmını özelleştirirseniz daha önce yapılan kiralama ve tahsisler kendiliğinden düşecektir.' Diyor ki: 'Sizin güzergahınızda birine tahsis verdin, kiralama yaptın otoyol üzerinde; ben bunları yakında özelleştireceğim, kendiliğinden düşecek. Bunu bilin, kiralama yaparsanız sözleşmeye bunu yazın.'
19 Kasım’da başka bir yazı yollamış köprülere: 'Yabancı bir danışmanlık firması gelecek, iki Boğaz köprüsünde, otoyollarda incelemede bulunacak; onlara yardımcı olun' diyor. Buradan bir kez daha soruyorum Kocaelinden, bu Ramazan mübarek günde Sayın Erdoğan’a soruyorum: İster iftarda yanıtla, ister yarın öğlende ama şunu yanıtla: Bu iki köprüyü, yedi otoyolun 25 yıllık gelirini, 5 yıllık kira karşılığında vermeye; bu milletin altın yumurtlayan tavuğunu yabancılara satmaya karar verdin mi vermedin mi? Buradan ifade ediyorum: Babasının malını böyle satmayana bu milletin malını bu şekilde sattırmam, sattırmam, sattırmam!
"9 MART’TAN TEZİ YOK O YARGILAMA BAŞLAYACAK"
Değerli Kocaelililer, maalesef Adalet ve Kalkınma Partisi de Erdoğan da artık siyaseten tükenmiştir. Bizimle mücadele edecek güçleri, azimleri, ülkeyi yönetecek enerjileri kalmamıştır. Bu yüzden; AK Parti’nin kadın kollarından umudu olmayan Erdoğan, gençlik kollarına güvenmeyen, ana kademesiyle seçime girip kazanamayacağını anlayan Erdoğan, bunun yerine yargı kollarını kurmuştur.
Bir siyasetçiyi başsavcı, sonra da o başsavcıyı tekrar siyasetçi yapmıştır. Yaptığı bu atamayla, Ekrem Başkan ve arkadaşlarımıza yönelttikleri hiçbir suçlamanın hukuki olmadığı, tamamının siyasi maksatla yapıldığı ortaya çıkmış; dünün, o günün Cumhuriyet Başsavcısı ertesi gün AK Parti İl Başkanları toplantısında 'Partimizin başarısı için çalışmaya devam edeceğim' demiştir. Yani bir gün önce de AK Parti’ye çalıştığını, ertesi gün de çalışacağını itiraf etmiştir.
Hatırlayın, kısaca hatırlayın; 19 Mart’tan bugüne neler yaşadık neler. Neler dediler... 'Ekrem İmamoğlu terör örgütü için çalışıyor, teröristtir, kayyum atayacağız' dediler, terörden soruşturma açtılar. Yetmedi, casuslukla suçladılar. Yetmedi, bir tane yalandan uçak buldular, 'Bu uçakta ayıp şeyler oldu' dediler. Uçağın sahibi AK Partili çıktı, kiralayan AK Partili çıktı; 'Ben Reisçiyim, Ekrem’den nefret ederim' dedi, bundan sonra bunların sesi kesildi. Hatırlıyor musunuz? Uçağın AK Partili olduğunu ben çıkarana, belgesini koyana, adam 'Ben Reisçiyim' diyene kadar İmamoğlu’nun uçakları... Hatırlıyor musunuz?
Hatırlıyor musunuz Ekrem İmamoğlu’nun lüks arabaları? Çıkardık ki ortaya, MHP’li bir milletvekilinin çıktı. Hatırlayın; 'Ekrem İmamoğlu’nun parkesinin altında, İBB’de 2 milyon Euro çıktı' dediler, 'görüntüsü var' dediler, iddianameye koyamadılar; 'Ben de başkasından duymuştum, yalanmış' dediler. 1.200 cep telefonunun faturası var dediler, bir tanesi bile çıkmadı. 'Gaziosmanpaşa Belediyesi’nde dolar bulduk' dediler, kasadan mühür çıktı; dolar görüntüleri TRT’nin yalanı çıktı. Gittik Ordu’da, 'Dağ evinde para bulduk' dediler; 48 tek ruhsatlı silahın mermisi çıktı. İddianame çıktı, millet sustu.
Hani canlı yayın yapacaktık? Canlı yayını konuşan yok, iddianameyi konuşan yok. Ama terörist dediler, ajan dediler, birtakım ahlaksızlıkları söylediler; hepsi yalan çıktı. Şimdi 9 Mart’ı bekliyoruz. Dedikleri yolsuzluklardan tek birine kanıt çıkmadı. Onun için buradan bir kez daha sesleniyoruz: 9 Mart’tan tezi yok o yargılama başlayacak. 'Yok, yetiştiremedik, Haziran’a kadar inşaatı sürecek, biz bir başka yere yer yapacağız, orada yargılayacağız' diyorsanız arkadaşlarımızı bırakacaksınız, tutuksuz yargılayacaksınız!
Yayınların televizyonlardan verilmesine biz korkmuyoruz, AK Parti korkuyor. Kardeşim, iddia 'İmamoğlu yolsuzluk yaptı'... Bunun cevabını ben canlı yayında vereyim diyorsun, 'Sen verme' diyorsun. O zaman ben korkmuyorsam, Ekrem Başkan korkmuyorsa, arkadaşlar korkmuyorsa bir enayilik var bu işte öyle değil mi? Bir enayilik var! Kardeşim, kendine güvenen, savcısına güvenen mahkemeyi yayınlar, bizi rezil eder. Biz diyoruz ki: O mahkemeyi yayınla, millet iftirayı da görsün namuslu evlatlarını da!"
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
