Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri sahiplerini buldu

Kültür-Sanat 11.04.2026 - 00:49, Güncelleme: 11.04.2026 - 00:49
 

Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri sahiplerini buldu

Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri sahiplerini buldu

Evrensel Muhabiri Metin Göktepe ve görevi başında yitirilen gazetecilerin anılarını yaşatmak, genç gazetecileri gerçekleri esas alan bir habercilik konusunda özendirmek amacıyla verilen 29. Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri töreni, İstanbul Hrant Dink Vakfı Agos Gazetesi binasında gerçekleşti. Ödüller, her yıl olduğu gibi bu yıl da Metin Göktepe’nin doğum günü olan 10 Nisan’da düzenlenen törenle sahiplerine takdim edildi. Kazananlar, Abdurrahman Gök, Çiğdem Toker, Gökçer Tahincioğlu, Nazım Alpman, Nurcan Bilge Gökdemir, Özlem Akarsu Çelik, Sultan Özer ve Timur Soykan’dan oluşan jüri tarafından belirlendi. Ödül törenine Metin Göktepe’nin annesi Fadime Göktepe, ablası Meryem Göktepe ve ailesinin yanı sıra sendika, gazetecilik örgütü, siyasi parti temsicileri de katıldı. Törenin sunuculuğunu evrensel.net Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Zeliha Irmak üstlendi. “Ekim 2025’te Hakan Tosun'u anarak başlıyoruz. Tüm tutuklu gazetecilere de selam gönderiyoruz”   Fotoğraf: Elif Turgut/Evrensel   Açılış konuşmasında Zeliha Irmak, 2025 Ekim ayında katledilen gazeteci Hakan Tosun’u anarak başladı. Gazetecilerin yoksulluk, işsizlik gibi birçok zorlukla karşı karşıya olduğu kadar ilan yasakları, erişim engelleri, soruşturmalarla da engellenmeye çalışıldığını belirten Irmak, buna rağmen gazetecilerin gerçeği duyurmanın bir yolunu bulmaya çalıştığını belirtti. TCK 217/A halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma iddiasıyla tutuklanan Alican Uludağ ve İsmail Arı’yı hatırlatan Irmak, “Metin’i örnek alan, onu kalemlerine kameralarına yansıtan gazetecilerin ödüllendirilmesi ve gazetecilikle kavga eden iktidara başaramadıklarını söylemek için buradayız” dedi. Özgür Özel’den mesaj: Suç olan halkın haber alma hakkını engellemektir CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ödül törenine mesaj gönderdi. “Hakikatin peşinden gittiği için katledilen gazeteci Metin Göktepe’nin adı bu ülkede gerçeğin bedelinin ne kadar ağır ödendiğinin en çarpıcı hatırlatmalarından biridir” denen mesajda Özel, gazetecilerin, aydınların, düşünürlerin her türlü sansürle mesleklerini yapamaz hale getirildiklerini belirtti. Cezaevinde bulunan Alican Uludağ, Merdan Yanardağ, İsmail Arı ve Pınar Gayıp başta olmak üzere tüm tutuklu gazetecilere selamlarını gönderdiği mesajda Özel, “Bilinmelidir ki; gerçeklerin üzeri örtüldükçe büyür, saklandıkça daha güçlü ortaya çıkar. Gazetecilik suç değildir. Suç olan; gerçeği gizlemek, halkın haber alma hakkını engellemektir. Bu karanlık tabloyu değiştirmek, gazetecilerin artık bedel ödemediği bir Türkiye’yi kurmak için mücadelemizi daha da güçlendireceğiz. Basın özgürlüğünün olmadığı bir yerde demokrasiden söz edilemez. Gazetecilerin özgür olmadığı bir ülkede toplum da özgür değildir. Bu ülkede; gazetecilerin, öldürülmediği, hapsedilmediği, susturulmadığı, baskı görmediği, özgürce yazabildiği ve emeklerinin sömürülmediği bir düzeni hep birlikte inşa edeceğiz” ifadelerini kullandı. Ödüller sahiplerini buldu   Akın Bodur ödülünü TGS Başakanı Gökhan Durmuş’tan aldı (Fotoğraf: Elif Turgut/Evrensel)   İskenderun SES gazetesinde yayınlanan, Hatay’da milyonları etkileyen göç dalgasının sağlık alanında yarattığı en görünmez ama en kritik sorunlardan biri olan dil sorunu ele alan üç günlük dosyasıyla Akın Bodur, Yerel Gazetecilik ödülüne layık görüldü. Bodur’a ödülünü Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Gökhan Durmuş verdi. Bodur, öldürülen ve 6 Şubat’ta hayatını kaybeden gazetecileri anarken cezaevindeki meslektaşlarını selamladı.   Adnan Bilen ödülünü DİSK Basın-İş’ten Zana Kaya'dan aldı (Fotoğraf: Elif Turgut/Evrensel)   Mezopotamya Ajansı’nda yayımlanan Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Temsilcisi Emrah Kertiş’in maruz kaldığı muameleyi yansıtan “Postal altında tanıklık!” adlı fotoğrafıyla Fotoğraf Ödülünü alan Adnan Bilen’e ödülünü DİSK Basın-İş’ten Zana Kaya teslim etti. Bilen, aldığı ödülün onur verici olduğunu belirterek, geçtiğimiz yıl da Van’dan gelen bir hak ihlali fotoğrafının ödülü kazandığını hatırlattı. Bilen, Van halkının direngenliğini ve direnişini selamladı, Rojava’da gerçekleri dünyaya duyuran gazetecileri ve hayatını kaybeden tüm gazetecileri andı. Daha sonra söz alan Kaya, sahada zulüm gören ve fotoğraflayan gazetecileri tebrik ederken, cezaevinde olan tüm tutuklu gazetecilere dayanışma duygularını gönderdi.   Elifcan Yüksel ödülünü Sultan Özer'in elinden aldı (Fotoğraf: Elif Turgut/Evrensel)   Görüntülü Haber dalında Halk TV’de “Barakalara sıkıştırılan hayatlar: Silivri Harmanlık Mahallesi” başlığıyla yayımlanan haber Elifcan Yüksel’e Jüri Özel Ödülü kazandırdı. Yüksel, ödülünü Sultan Özer’in elinden aldı. Yüksel, “Meselemiz gerçeği anlatabilmekti. Harmanlığa gittiğimizde başka bir manzarayla karşılaştık. Benim için yolun çok başı ama gerçeği gerçek gibi anlatabilmek benim için çok değerli” ifadelerini kullandı. Sultan Özer, “Bu ödüle karar verenler arasında olmak çok değerli, Metin ile birlikte çalışmış olmaktan gurur duyuyorum. O dönemler öldürüyorlardı şimdi hapsediyorlar. Ama gerçeği gizleyemezler. Ne olursa olsun gazetecilik devam edecek” dedi.   Emre Şimşek ödülünü, Nurcan Gökdemir’in elinden aldı (Fotoğraf: Elif Turgut/Evrensel)   Görüntülü Haber Ödülü’nü, T24’te “Hakan Tosun İstanbul'un orta yerinde nasıl öldürüldü?” başlığı ile yayınlanan haberiyle Emre Şimşek, Nurcan Gökdemir’in elinden aldı. T24 ekibine teşekkür eden Şimşek, Hakan Tosun’un ölümüne ilişkin iddianamenin hazırlandığı belirterek Öznur Tosun’u sahneye çağırdı. Tosun, Hakan Tosun’un soruşturma sürecindeki eksiklikleri dile getirirken 6 Mayıs 14.00’da Hakan Tosun’un davasına çağrı yaptı. Daha sonra söz alan Nurcan Gökdemir, “Öldürülen bir gazetecinin gazetesinin salonunda, öldürülen bir gazeteci adına verilen bir ödülü, öldürülen bir gazeteci hakkında yapılan bir habere verdik. Bu ülkede gazetecilik uzun süredir tehditlerle, cezalandırmalarla ve ölümlerle sınanır bir meslek oldu. Ama gazetecilik her dönem bir yol buldu ya da yol açtı. Metin’i öldürdüler ama yerine nice Metinler geldi. Bizi gazetecilik yapmaktan alıkoyamayacaklar. İnadına gazetecilik” dedi. Gökdemir sözünün ardından tutuklu gazeteci İsmail Arı’nın mesajını iletti. Arı mesajında tutuklu olmasının nedeninin mesleğini yapması olduğunu belirterek, gazetecilik yapmaktan vazgeçmeyeceğini dile getirdi.   Ayşegül Başar ödülünü Özlem Akarsu Çelik'in elinden aldı   Yazılı Haber kategorisinde verilen üç jüri özel ödülünü, Bianet’te “Nusaybin sınırında işkence gören D.K’ya 'bayrak indirme' iddiaları sorulmadı” başlığıyla yayımlanan haberiyle Ayşegül Başar; “Yeşilden Griye” başlık dosya haber ile Cemre Demircioğlu, Zeynep Şentek, Craig Shaw ve Vedat Örüç; “Cezaevindeki çocuklar: Islah mı işkence mi?” dosya haberiyle Gazetemiz muhabiri Eylem Nazlıer almaya hak kazandı. Ayşegül Başar’a ödülünü Özlem Akarsu Çelik verdi. Başar, “Diyar sınırda dayanışma eylemlerine katıldığı için ağır bir kolluk işkencesine de uğradı. Polisin tuttuğu tutanak da tanıdıktı" dedi. Diyar'ın uğradığı şiddet ve işkence hakkında gerçek dışı haberlerin çokça dikkat çektiğini ancak gerçekleri yazdıklarında o denli dikkat konusu olmadığını belirten Başar, "Jüriye bize gerçekleri burada anlatmamıza izin verdiği için teşekkür ediyorum. Bu haberin tek güzel tarafı Diyar’ın hâlâ yaşıyor olması ama bugün tutuklu" dedi. Metin Göktepe hakkında da konuşan Başar, "Metin Göktepe için iyi ki yaşamış, insan onuruna yaraşır bir gazetecilik öğretmiş diyoruz. Bu kadar ağır baskı koşullarında, tüm imkansızlıklara rağmen bu mesleği inatla yapıyor olmak bir mücadele. Aynı masayı paylaştığım tüm gazeteci arkadaşlarıma teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Özlem Akarsu Çelik ise son yıllarda iktidarın gazetecilere "yerli ve milli gazetecilik" adı altında dayatmalarda bulunduğunu söyleyerek, bunun karşısında genç bir gazetecinin gerçekleri ortaya çıkartmak için çabalamasının oldukça önemli olduğunu belirtti. İşsiz gazeteciler için de bir parantez açan Çelik, "Özellikle son süreçte mualif medya denen kişiler haklarını alamadan işten çıkartılıyor. O yüzden onlarla da dayanışmak gerekiyor" diyerek tüm gazetecileri sendikalı olmaya ve mücadele etmeye çağırdı.   Eylem Nazlıer ödülünü Meryem Göktepe'nin elinden aldı (Fotoğraf: Elif Turgut/Evrensel)   Eylem Nazlıer’e ödülünü Metin Göktepe’nin ablası Meryem Göktepe verdi. Gazetemiz muhabiri Eylem Nazlıer konuşmasında, sahada gazetecilerin yaşadığı baskı ve şiddet ortamından bahsetti. “Biz gazeteciliği büyük bir baskı altında yapmaya devam ediyoruz. Eylemlerde ilk müdahale edilenler biz oluyoruz; Polis tarafından ‘gazetecileri alandan çıkarın’, ‘gazetecileri süpürün’ deniliyor. ‘Burada durup çekim yaparsanız gözaltına alınırsınız’ diye tehdit ediliyor, kalkanlarla itilerek zorla alandan çıkarılıyoruz. Çünkü gözaltına alınanlara uygulanan şiddetin, darp ve işkencenin belgelenmesini istemiyorlar. Bizim işimizi yapmamız engelleniyor. Eve döndüğümüzde kolumuz, bacağımız mosmor; sabah ağrılarla uyanıyoruz. Tüm bunlara rağmen vazgeçmiyoruz; onların saklamaya çalıştığı her şeyi ortaya çıkarmaya devam ediyoruz. Çünkü biz cesaretimizi Metin’den alıyoruz” diye konuşan Nazlıer, doğasını savunup talanın karşısında durduğu için tutuklanan Esra Işık’tan, iş cinayetlerine karşı çıktığı için tutuklanan Mehmet Türkmen’den de bahsetti: “Doğaya da, insana da düşmanlar. Ama bir şeye düşman değiller: rant ve para. Sermayeden, patrondan yanalar. İşte tam da bu karanlıkta, Evrensel gazetesi bir ışık olmaya devam ediyor; emeğiyle geçinenlerin, yolsuzluklara direnenlerin yanında duruyor.” Nazlıer ödülünü Cumartesi Anneleri’ne ve geçen yıl sokak ortasında katledilen Gazeteci Hakan Tosun’a ithaf etti. Meryem Göktepe, umudunu genç gazetecilerle büyüttüğünü belirterek ödül alan tüm gazetecileri kutladı: “Metin hep bizimle, o büyük özlemimizle birlikte hep yanımızda olmaya devam edecek” dedi. "Yeşilden Griye” başlık dosya haber için ödülü teslim alan Vedat Örüç hazırladıkları haberden bahsederken son altı yılda 265 futbol sahası büyüklüğünde bir alanın betona gömüldüğünü belirtti. Örüç de tutuklu olan gazetecilere selam göndererek hakikatin özgürce savunulmasının suç olmadığı bir ülkenin umuduyla çalışmalarına devam edeceklerini söyledi. Bu sene Yazılı Haber Ödülü, Aposto’da “Yeni 'Türk Beşleri'yle tanışın: Kurusıkıdan dönüştürülmüş silah piyasasında Türkiye'nin rolü ne?” başlığıyla yayımlanan haberiyle Hazar Dost’a ve T24’te “AYM'den 10 Ekim Katliamı'nda ölen Veysel Atılgan hakkında tek cümlelik karar: Yaşam hakkı ihlal edilmedi” başlığıyla yayımlanan haberiyle Cengiz Anıl Bölükbaş’a verildi.   Hazar Dost ödülünü alırken (Fotoğraf: Elif Turgut/Evrensel)   Ödülü teslim alan Hazar Dost, gazeteciliğin bu dönemdeki en önemli mesleklerden biri olduğunu göstermek gerektiğini belirterek, jüriye teşekkürlerini iletti. Kişisel duyguların yanı sıra hepbirlikte ne yapmalı üzerine düşünülmesi gereken bir dönemin içinden geçtiğimizi belirten Dost, ödülü tutuklu gazetecilere itaf etti.   Cengiz Anıl Bölükbaş ödülünü alırken (Fotoğraf: Elif Turgut/Evrensel)   Cengiz Anıl Bölükbaş ise gazeteciliğe Evrensel gazetesinde başladığını dile getirerek, "Çalıştığımız ofiste iki resim vardı. Biri Musa Anter, biri de Metin Göktepe. O yüzden bu ödülleri almak benim için öncelikle onur verici" dedi. 10 Ekim'in ardından bir kadının "İnsan için en kıymetli şey yaşam hakkıdır" dediğini ifade eden Bölükbaş, o dönemden bu zamana kadar birçok katliamın yaşandığını ve bunların kanıksanarak hesap sorulamadığını belirtti. "Türkiye koca bir hesabı sorulamayan acılar ve tutulamayan yaslar ülkesi maalesef" diten Bölükbaş, aldığı ödülü başta Veysel Atılgan olmak üzere devlet dersinde öldürülmüş tüm çocuklara ve 10 Ekim'de hayatını kaybeden Ali Deniz Uzatmaz'a ithaf etti. Ödül Jürisi, bu kategoriler dışında, son dönemde gazetecilere yönelik gözaltı, tutuklama ve baskıların arttığına dikkat çekerek “Tutuklu gazeteciler ve saldırı altındaki gazetecilik” başlığıyla Jüri Özel Ödülü verilmesine karar verdi. Jüri, bu ödülün, hakikat peşinde koşan tüm gazetecileri “Benim için hepiniz Metin’siniz” diye tarif eden, Metin Göktepe’nin annesi Fadime Ana’ya verilmesini kararlaştırdı.   Fotoğraf: Elif Turgut/Evrensel   Etkinliğin sonunda Metin Göktrpe’nin doğumgünü için ödül alan gazeteciler Fadime Ana ile birlikte pasta kesti.
Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri sahiplerini buldu

Evrensel Muhabiri Metin Göktepe ve görevi başında yitirilen gazetecilerin anılarını yaşatmak, genç gazetecileri gerçekleri esas alan bir habercilik konusunda özendirmek amacıyla verilen 29. Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri töreni, İstanbul Hrant Dink Vakfı Agos Gazetesi binasında gerçekleşti. Ödüller, her yıl olduğu gibi bu yıl da Metin Göktepe’nin doğum günü olan 10 Nisan’da düzenlenen törenle sahiplerine takdim edildi. Kazananlar, Abdurrahman Gök, Çiğdem Toker, Gökçer Tahincioğlu, Nazım Alpman, Nurcan Bilge Gökdemir, Özlem Akarsu Çelik, Sultan Özer ve Timur Soykan’dan oluşan jüri tarafından belirlendi.

Ödül törenine Metin Göktepe’nin annesi Fadime Göktepe, ablası Meryem Göktepe ve ailesinin yanı sıra sendika, gazetecilik örgütü, siyasi parti temsicileri de katıldı. Törenin sunuculuğunu evrensel.net Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Zeliha Irmak üstlendi.

“Ekim 2025’te Hakan Tosun'u anarak başlıyoruz. Tüm tutuklu gazetecilere de selam gönderiyoruz”

 

Fotoğraf: Elif Turgut/Evrensel

Fotoğraf: Elif Turgut/Evrensel

 

Açılış konuşmasında Zeliha Irmak, 2025 Ekim ayında katledilen gazeteci Hakan Tosun’u anarak başladı. Gazetecilerin yoksulluk, işsizlik gibi birçok zorlukla karşı karşıya olduğu kadar ilan yasakları, erişim engelleri, soruşturmalarla da engellenmeye çalışıldığını belirten Irmak, buna rağmen gazetecilerin gerçeği duyurmanın bir yolunu bulmaya çalıştığını belirtti. TCK 217/A halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma iddiasıyla tutuklanan Alican Uludağ ve İsmail Arı’yı hatırlatan Irmak, “Metin’i örnek alan, onu kalemlerine kameralarına yansıtan gazetecilerin ödüllendirilmesi ve gazetecilikle kavga eden iktidara başaramadıklarını söylemek için buradayız” dedi.

Özgür Özel’den mesaj: Suç olan halkın haber alma hakkını engellemektir

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ödül törenine mesaj gönderdi. “Hakikatin peşinden gittiği için katledilen gazeteci Metin Göktepe’nin adı bu ülkede gerçeğin bedelinin ne kadar ağır ödendiğinin en çarpıcı hatırlatmalarından biridir” denen mesajda Özel, gazetecilerin, aydınların, düşünürlerin her türlü sansürle mesleklerini yapamaz hale getirildiklerini belirtti. Cezaevinde bulunan Alican Uludağ, Merdan Yanardağ, İsmail Arı ve Pınar Gayıp başta olmak üzere tüm tutuklu gazetecilere selamlarını gönderdiği mesajda Özel, “Bilinmelidir ki; gerçeklerin üzeri örtüldükçe büyür, saklandıkça daha güçlü ortaya çıkar. Gazetecilik suç değildir. Suç olan; gerçeği gizlemek, halkın haber alma hakkını engellemektir. Bu karanlık tabloyu değiştirmek, gazetecilerin artık bedel ödemediği bir Türkiye’yi kurmak için mücadelemizi daha da güçlendireceğiz. Basın özgürlüğünün olmadığı bir yerde demokrasiden söz edilemez. Gazetecilerin özgür olmadığı bir ülkede toplum da özgür değildir. Bu ülkede; gazetecilerin, öldürülmediği, hapsedilmediği, susturulmadığı, baskı görmediği, özgürce yazabildiği ve emeklerinin sömürülmediği bir düzeni hep birlikte inşa edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Ödüller sahiplerini buldu

 

Akın Bodur ödülünü TGS Başakanı Gökhan Durmuş’tan aldı (Fotoğraf: Elif Turgut/Evrensel)

Akın Bodur ödülünü TGS Başakanı Gökhan Durmuş’tan aldı (Fotoğraf: Elif Turgut/Evrensel)

 

İskenderun SES gazetesinde yayınlanan, Hatay’da milyonları etkileyen göç dalgasının sağlık alanında yarattığı en görünmez ama en kritik sorunlardan biri olan dil sorunu ele alan üç günlük dosyasıyla Akın Bodur, Yerel Gazetecilik ödülüne layık görüldü. Bodur’a ödülünü Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Gökhan Durmuş verdi. Bodur, öldürülen ve 6 Şubat’ta hayatını kaybeden gazetecileri anarken cezaevindeki meslektaşlarını selamladı.

 

Adnan Bilen ödülünü DİSK Basın-İş’ten Zana Kaya'dan aldı (Fotoğraf: Elif Turgut/Evrensel)

Adnan Bilen ödülünü DİSK Basın-İş’ten Zana Kaya'dan aldı (Fotoğraf: Elif Turgut/Evrensel)

 

Mezopotamya Ajansı’nda yayımlanan Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Temsilcisi Emrah Kertiş’in maruz kaldığı muameleyi yansıtan “Postal altında tanıklık!” adlı fotoğrafıyla Fotoğraf Ödülünü alan Adnan Bilen’e ödülünü DİSK Basın-İş’ten Zana Kaya teslim etti. Bilen, aldığı ödülün onur verici olduğunu belirterek, geçtiğimiz yıl da Van’dan gelen bir hak ihlali fotoğrafının ödülü kazandığını hatırlattı. Bilen, Van halkının direngenliğini ve direnişini selamladı, Rojava’da gerçekleri dünyaya duyuran gazetecileri ve hayatını kaybeden tüm gazetecileri andı.

Daha sonra söz alan Kaya, sahada zulüm gören ve fotoğraflayan gazetecileri tebrik ederken, cezaevinde olan tüm tutuklu gazetecilere dayanışma duygularını gönderdi.

 

Elifcan Yüksel ödülünü Sultan Özer'in elinden aldı (Fotoğraf: Elif Turgut/Evrensel)

Elifcan Yüksel ödülünü Sultan Özer'in elinden aldı (Fotoğraf: Elif Turgut/Evrensel)

 

Görüntülü Haber dalında Halk TV’de “Barakalara sıkıştırılan hayatlar: Silivri Harmanlık Mahallesi” başlığıyla yayımlanan haber Elifcan Yüksel’e Jüri Özel Ödülü kazandırdı. Yüksel, ödülünü Sultan Özer’in elinden aldı. Yüksel, “Meselemiz gerçeği anlatabilmekti. Harmanlığa gittiğimizde başka bir manzarayla karşılaştık. Benim için yolun çok başı ama gerçeği gerçek gibi anlatabilmek benim için çok değerli” ifadelerini kullandı.

Sultan Özer, “Bu ödüle karar verenler arasında olmak çok değerli, Metin ile birlikte çalışmış olmaktan gurur duyuyorum. O dönemler öldürüyorlardı şimdi hapsediyorlar. Ama gerçeği gizleyemezler. Ne olursa olsun gazetecilik devam edecek” dedi.

 

Emre Şimşek ödülünü, Nurcan Gökdemir’in elinden aldı (Fotoğraf: Elif Turgut/Evrensel)

Emre Şimşek ödülünü, Nurcan Gökdemir’in elinden aldı (Fotoğraf: Elif Turgut/Evrensel)

 

Görüntülü Haber Ödülü’nü, T24’te “Hakan Tosun İstanbul'un orta yerinde nasıl öldürüldü?” başlığı ile yayınlanan haberiyle Emre Şimşek, Nurcan Gökdemir’in elinden aldı. T24 ekibine teşekkür eden Şimşek, Hakan Tosun’un ölümüne ilişkin iddianamenin hazırlandığı belirterek Öznur Tosun’u sahneye çağırdı. Tosun, Hakan Tosun’un soruşturma sürecindeki eksiklikleri dile getirirken 6 Mayıs 14.00’da Hakan Tosun’un davasına çağrı yaptı.

Daha sonra söz alan Nurcan Gökdemir, “Öldürülen bir gazetecinin gazetesinin salonunda, öldürülen bir gazeteci adına verilen bir ödülü, öldürülen bir gazeteci hakkında yapılan bir habere verdik. Bu ülkede gazetecilik uzun süredir tehditlerle, cezalandırmalarla ve ölümlerle sınanır bir meslek oldu. Ama gazetecilik her dönem bir yol buldu ya da yol açtı. Metin’i öldürdüler ama yerine nice Metinler geldi. Bizi gazetecilik yapmaktan alıkoyamayacaklar. İnadına gazetecilik” dedi.

Gökdemir sözünün ardından tutuklu gazeteci İsmail Arı’nın mesajını iletti. Arı mesajında tutuklu olmasının nedeninin mesleğini yapması olduğunu belirterek, gazetecilik yapmaktan vazgeçmeyeceğini dile getirdi.

 

Ayşegül Başar ödülünü Özlem Akarsu Çelik'in elinden aldı

Ayşegül Başar ödülünü Özlem Akarsu Çelik'in elinden aldı

 

Yazılı Haber kategorisinde verilen üç jüri özel ödülünü, Bianet’te “Nusaybin sınırında işkence gören D.K’ya 'bayrak indirme' iddiaları sorulmadı” başlığıyla yayımlanan haberiyle Ayşegül Başar; “Yeşilden Griye” başlık dosya haber ile Cemre Demircioğlu, Zeynep Şentek, Craig Shaw ve Vedat Örüç; “Cezaevindeki çocuklar: Islah mı işkence mi?” dosya haberiyle Gazetemiz muhabiri Eylem Nazlıer almaya hak kazandı.

Ayşegül Başar’a ödülünü Özlem Akarsu Çelik verdi. Başar, “Diyar sınırda dayanışma eylemlerine katıldığı için ağır bir kolluk işkencesine de uğradı. Polisin tuttuğu tutanak da tanıdıktı" dedi. Diyar'ın uğradığı şiddet ve işkence hakkında gerçek dışı haberlerin çokça dikkat çektiğini ancak gerçekleri yazdıklarında o denli dikkat konusu olmadığını belirten Başar, "Jüriye bize gerçekleri burada anlatmamıza izin verdiği için teşekkür ediyorum. Bu haberin tek güzel tarafı Diyar’ın hâlâ yaşıyor olması ama bugün tutuklu" dedi. Metin Göktepe hakkında da konuşan Başar, "Metin Göktepe için iyi ki yaşamış, insan onuruna yaraşır bir gazetecilik öğretmiş diyoruz. Bu kadar ağır baskı koşullarında, tüm imkansızlıklara rağmen bu mesleği inatla yapıyor olmak bir mücadele. Aynı masayı paylaştığım tüm gazeteci arkadaşlarıma teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.

Özlem Akarsu Çelik ise son yıllarda iktidarın gazetecilere "yerli ve milli gazetecilik" adı altında dayatmalarda bulunduğunu söyleyerek, bunun karşısında genç bir gazetecinin gerçekleri ortaya çıkartmak için çabalamasının oldukça önemli olduğunu belirtti. İşsiz gazeteciler için de bir parantez açan Çelik, "Özellikle son süreçte mualif medya denen kişiler haklarını alamadan işten çıkartılıyor. O yüzden onlarla da dayanışmak gerekiyor" diyerek tüm gazetecileri sendikalı olmaya ve mücadele etmeye çağırdı.

 

Eylem Nazlıer ödülünü Meryem Göktepe'nin elinden aldı (Fotoğraf: Elif Turgut/Evrensel)

Eylem Nazlıer ödülünü Meryem Göktepe'nin elinden aldı (Fotoğraf: Elif Turgut/Evrensel)

 

Eylem Nazlıer’e ödülünü Metin Göktepe’nin ablası Meryem Göktepe verdi. Gazetemiz muhabiri Eylem Nazlıer konuşmasında, sahada gazetecilerin yaşadığı baskı ve şiddet ortamından bahsetti. “Biz gazeteciliği büyük bir baskı altında yapmaya devam ediyoruz. Eylemlerde ilk müdahale edilenler biz oluyoruz; Polis tarafından ‘gazetecileri alandan çıkarın’, ‘gazetecileri süpürün’ deniliyor. ‘Burada durup çekim yaparsanız gözaltına alınırsınız’ diye tehdit ediliyor, kalkanlarla itilerek zorla alandan çıkarılıyoruz. Çünkü gözaltına alınanlara uygulanan şiddetin, darp ve işkencenin belgelenmesini istemiyorlar. Bizim işimizi yapmamız engelleniyor. Eve döndüğümüzde kolumuz, bacağımız mosmor; sabah ağrılarla uyanıyoruz. Tüm bunlara rağmen vazgeçmiyoruz; onların saklamaya çalıştığı her şeyi ortaya çıkarmaya devam ediyoruz. Çünkü biz cesaretimizi Metin’den alıyoruz” diye konuşan Nazlıer, doğasını savunup talanın karşısında durduğu için tutuklanan Esra Işık’tan, iş cinayetlerine karşı çıktığı için tutuklanan Mehmet Türkmen’den de bahsetti: “Doğaya da, insana da düşmanlar. Ama bir şeye düşman değiller: rant ve para. Sermayeden, patrondan yanalar. İşte tam da bu karanlıkta, Evrensel gazetesi bir ışık olmaya devam ediyor; emeğiyle geçinenlerin, yolsuzluklara direnenlerin yanında duruyor.” Nazlıer ödülünü Cumartesi Anneleri’ne ve geçen yıl sokak ortasında katledilen Gazeteci Hakan Tosun’a ithaf etti.

Meryem Göktepe, umudunu genç gazetecilerle büyüttüğünü belirterek ödül alan tüm gazetecileri kutladı: “Metin hep bizimle, o büyük özlemimizle birlikte hep yanımızda olmaya devam edecek” dedi.

"Yeşilden Griye” başlık dosya haber için ödülü teslim alan Vedat Örüç hazırladıkları haberden bahsederken son altı yılda 265 futbol sahası büyüklüğünde bir alanın betona gömüldüğünü belirtti. Örüç de tutuklu olan gazetecilere selam göndererek hakikatin özgürce savunulmasının suç olmadığı bir ülkenin umuduyla çalışmalarına devam edeceklerini söyledi.

Bu sene Yazılı Haber Ödülü, Aposto’da “Yeni 'Türk Beşleri'yle tanışın: Kurusıkıdan dönüştürülmüş silah piyasasında Türkiye'nin rolü ne?” başlığıyla yayımlanan haberiyle Hazar Dost’a ve T24’te “AYM'den 10 Ekim Katliamı'nda ölen Veysel Atılgan hakkında tek cümlelik karar: Yaşam hakkı ihlal edilmedi” başlığıyla yayımlanan haberiyle Cengiz Anıl Bölükbaş’a verildi.

 

Hazar Dost ödülünü alırken (Fotoğraf: Elif Turgut/Evrensel)

Hazar Dost ödülünü alırken (Fotoğraf: Elif Turgut/Evrensel)

 

Ödülü teslim alan Hazar Dost, gazeteciliğin bu dönemdeki en önemli mesleklerden biri olduğunu göstermek gerektiğini belirterek, jüriye teşekkürlerini iletti. Kişisel duyguların yanı sıra hepbirlikte ne yapmalı üzerine düşünülmesi gereken bir dönemin içinden geçtiğimizi belirten Dost, ödülü tutuklu gazetecilere itaf etti.

 

Cengiz Anıl Bölükbaş ödülünü alırken (Fotoğraf: Elif Turgut/Evrensel)

Cengiz Anıl Bölükbaş ödülünü alırken (Fotoğraf: Elif Turgut/Evrensel)

 

Cengiz Anıl Bölükbaş ise gazeteciliğe Evrensel gazetesinde başladığını dile getirerek, "Çalıştığımız ofiste iki resim vardı. Biri Musa Anter, biri de Metin Göktepe. O yüzden bu ödülleri almak benim için öncelikle onur verici" dedi. 10 Ekim'in ardından bir kadının "İnsan için en kıymetli şey yaşam hakkıdır" dediğini ifade eden Bölükbaş, o dönemden bu zamana kadar birçok katliamın yaşandığını ve bunların kanıksanarak hesap sorulamadığını belirtti. "Türkiye koca bir hesabı sorulamayan acılar ve tutulamayan yaslar ülkesi maalesef" diten Bölükbaş, aldığı ödülü başta Veysel Atılgan olmak üzere devlet dersinde öldürülmüş tüm çocuklara ve 10 Ekim'de hayatını kaybeden Ali Deniz Uzatmaz'a ithaf etti.

Ödül Jürisi, bu kategoriler dışında, son dönemde gazetecilere yönelik gözaltı, tutuklama ve baskıların arttığına dikkat çekerek “Tutuklu gazeteciler ve saldırı altındaki gazetecilik” başlığıyla Jüri Özel Ödülü verilmesine karar verdi. Jüri, bu ödülün, hakikat peşinde koşan tüm gazetecileri “Benim için hepiniz Metin’siniz” diye tarif eden, Metin Göktepe’nin annesi Fadime Ana’ya verilmesini kararlaştırdı.

 

Fotoğraf: Elif Turgut/Evrensel

Fotoğraf: Elif Turgut/Evrensel

 

Etkinliğin sonunda Metin Göktrpe’nin doğumgünü için ödül alan gazeteciler Fadime Ana ile birlikte pasta kesti.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve medyakorkusuz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.