bizim mekan kurumsal web

Halkevleri, Sarıbal’ın pozisyonunu izahı, mazereti, kabul edilebilirliği olmayan bir işbirlikçilik olarak değerlendirdi

Gündem 25.05.2026 - 20:51, Güncelleme: 25.05.2026 - 20:51
 

Halkevleri, Sarıbal’ın pozisyonunu izahı, mazereti, kabul edilebilirliği olmayan bir işbirlikçilik olarak değerlendirdi

Halkevleri, Sarıbal’ın pozisyonunu izahı, mazereti, kabul edilebilirliği olmayan bir işbirlikçilik olarak değerlendirdi

Halkevleri, “mutlak butlan” kararı ve sonrasında yaşananlara dair yaptığı açıklamada Erdoğan’ın “Türkiye’yi çokuluslu şirketler için bölgesel yönetim merkezi olarak konumlandırmak için yoğun çaba sarfediyoruz” ifadelerini hatırlatarak, saldırı programının bu çaba doğrultusunda muhalefeti sınırları çizilmiş, kontrollü bir alana hapsetme gayesi taşıdığını vurguladı. Bu saldırı programına direnmenin yolunun ise halkın bağımsız politik hareketinin inşasından geçtiğini belirtti   Halkevleri, “mutlak butlan” kararı ve sonrasında yaşananlara dair açıklama yaptı. Açıklamada CHP’ye yönelik saldırıların ancak Saray iktidarının emperyalist merkezler ve onlarla işbirliği içindeki egemen sınıfların çıkarlarına dayanan bir saldırı programı çerçevesinde anlamlandırılabileceği vurgulandı. Erdoğan’ın “Türkiye’yi çokuluslu şirketler için bölgesel yönetim merkezi olarak konumlandırmak için yoğun çaba sarfediyoruz” ifadelerini hatırlatan Halkevleri, saldırı programının bu çaba doğrultusunda muhalefeti sınırları çizilmiş, kontrollü bir alana hapsetme gayesi taşıdığını vurguladı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in daha önce sar ettiği “Mısır’daki Tahrir Meydanı’nı izlediğiniz gibi TV’den izlersiniz” sözlerini hatırlatan Halkevleri, Özel’in sözünü ettiği halkın isyancı dinamiğine yaslanmadığı her anın bu saldırının önlenebilirliğini zayıflattığını ifade etti. Bunun Özel’in hatasından ziyade düzen siyasetini sınırlarıyla ilgili bir durum olduğunun da altını çizen Halkevleri, “Faşizmin saldırı programına direnebilecek tek güç; örgütlü bir halk ve halkın bağımsız politik hareketidir” dedi. Orhan Sarıbal açıklaması CHP milletvekili Orhan Sarıbal’ın “mutlak butlan” kararını destekleyen grupla birlikte hareket ettiği görüntüler kamuoyunun tepkisini çekmişti. Açıklamada aynı zamanda Halkevleri GYK üyesi olan Sarıbal’ın bu pozisyonuna da değinildi. Sarıbal’ın daha önce köylülerin ve tarım emekçilerinin mücadelelerinde, doğa ve yaşam savunmasında omuz omuza mücadele yürüttükleri için GYK listelerinde yer aldığını ifade eden Halkevleri, Sarıbal’ın pozisyonunu izahı, mazereti, kabul edilebilirliği olmayan bir “işbirlikçilik” olarak değerlendirdi. Mücadele ilkeleriyle çelişen kimsenin içlerinde varlığını sürdüremeyeceğini ifade eden Halkevleri, “Örgütümüz bu konuda gerekli süreçleri işletecek ve somut adımlar atacaktır” dedi. “Halk, Saray’dan büyüktür!” Açıklamanın tamamı şöyle: Faşizmin saldırı programına direnebilecek tek güç; örgütlü bir halk ve halkın bağımsız politik hareketidir “Mutlak butlan” kararı ve CHP Genel Merkezi önünde yaşananlar, fiili olarak var olan durumun simgesel ifadeleridir. Saray iktidarı, CHP’nin kurucusu olduğu devlete CHP’yi fiilen kapattıracak ölçüde yeni bir biçim vermiştir ve etkin muhalefet odaklarını etkisiz hale getirip kendisine uyumlu bir şekilde yeniden inşa etmeyi hedeflemektedir. Daha yakın zamanda “iç cephe tahkimatı” hedefinden boşuna bahsetmediler. Bahçeli’nin CHP’ye “Saraçhane’den çıkıp Ankara yolunda” siyaset yapması gerektiğini “tavsiye” etmesi de boşuna değildi. Sendikaların ve meslek örgütlerinin içinin boşaltılması, bürokratik yöneticilerle teslim alınması, icazetli alanlara sıkıştırılması boşuna değil. Kayyumlar, seçim iptalleri ve son olarak “butlan” kararı… Bunların hepsi, emperyalist-kapitalist sitemin ihtiyaçları doğrultusunda halkın en temel toplumsal-siyasal haklarını tasfiyeye yönelen ve halkın bu tasfiye karşısındaki direnme kapasitesini engellemeyi hedefleyen Saray iktidarının özel saldırı programının parçalarıdır. İktidar, halkın isyan ve direniş eğilimlerinden beslenen muhalefet dinamiklerini mümkünse bastırmayı, değilse kontrol altında tutmayı amaçlamaktadır. Yerel seçimlerde en yüksek oyu almış, düzen dışı hedefleri olmayan bir parti dahi, Saray’ın istediği kalıba girmediği ve halkta biriken öfkenin sandıktaki adresi haline geldiği için bu saldırıların hedefi olmaktadır. Saray’ın saldırı programı emperyalizm ve sermaye desteklidir Saray’ın saldırı programının esas temelini ise egemen sınıfların emperyalist merkezlere bağımlı ve onların ihtiyaçları doğrultusunda Türkiye’yi emperyalist hâkimiyet planlarının ve uluslararası sömürü zincirlerinin bir halkası olarak konumlandırma hedefidir. NATO zirvesine ev sahipliği yapmaya hazırlanan Saray iktidarı, ABD’nin ve Batı Avrupa’nın Karadeniz, Kafkasya, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki hakimiyet planlarına hizmet edecek yeni kolordular ve donanmalar kurmak üzere görev almıştır ve NATO ilişkileri çerçevesinde hizmet ettiği emperyalist güçlerin diplomatik, politik ve finansal desteğini arkasında bulmaktadır. 19 Mart 2025 ve 21 Mayıs 2026 operasyonlarının her ikisinin de Erdoğan-Trump görüşmelerinin akabinde gerçekleşmesi tesadüf değildir. Erdoğan’ın “Türkiye’yi çokuluslu şirketler için bölgesel yönetim merkezi olarak konumlandırmak için yoğun çaba sarfediyoruz” ifadesi de bir başka göstergedir. Bu hedefin somut karşılıkları bellidir: Türkiye’nin ticari bir geçiş hattı, ucuz emeğe dayalı bir üretim üssü haline gelmesi, doğal kaynaklarının maden ve enerji şirketlerinin yağmasına açılması, temel hakların uluslararası tekellerin kârlılık alanı haline gelmesidir. Bu tablo içinde halk, yoksulluk ve güvencesizlik kıskacında ve her türlü ekonomik-siyasal katılım ve itiraz hakkından soyutlanarak yaşamaya zorlanmaktadır. Saray sınırları çizilmiş, kontrollü muhalefet istiyor Bu saldırı programının hayata geçirilmesi ve sürdürülebilmesi için, egemen sınıflar açısından iktidar kadar muhalefetin niteliği de belirleyicidir. Programı sekteye uğratabilecek her muhalefet tasfiye edilmek zorundadır. Sınırlarını egemenlerin çizdiği, iktidarla değil kendi kendisiyle uğraşan, kontrollü bir muhalefet yaratmak, bir isyan bastırma rejimi olarak faşizmin işleyiş mantığının doğrudan sonucudur. Dolayısıyla yaşananlara karşı geliştirilecek her refleks, faşizme karşı mücadele bağlamında ele alınmalıdır. Halkevleri, 19 Mart operasyonu sonrasında da “butlan” kararı açıklandıktan sonra da meseleye bu doğrultuda yaklaşmış, faşizme karşı mücadelenin gereklilikleri dışında bir kaygı ve beklenti taşımadan aktif tavır almıştır. Çünkü yaşananlar göstermiştir ki, sandık hedeflerine ve düzen sınırlarına sıkışmış bir mücadele hattının başarı şansı yoktur. Esas olan, Saray iktidarının karşısına dikilecek direnişçi çizgi ve halkın isyancı hareketidir. Tek seçenek, tek yol halkın direniş ve isyanıdır Bu gerçeği ve iktidarın karakterini bilen, tam da bu yüzden “Mısır’daki Tahrir Meydanı’nı izlediğiniz gibi TV’den izlersiniz” diyerek faşizmin saldırganlığı karşısında halkın isyancı dinamiğine başvurmaktan söz eden Özgür Özel, böyle bir mücadeleyi hayata geçirmekte geciktiği her dakika “butlan” sonucunun önlenebilirlik imkânını kaçırmıştır. Elbette burada kişisel niyetlerden bağımsız, yapısal bir durum söz konusudur. Özel’in takıldığı nokta, düzen siyasetinin sınırlarıdır. CHP’nin pozisyonundaki kararsızlığın tarihsel, sınıfsal, toplumsal nedenleri vardır. En nihayetinde, emekle sermayeyi uzlaştırmaya dönük, halkı basit anlamda parti sempatizanı ve seçmene indirgeyen bir siyaset tarzı, halkın sermayeyi ürkütecek şekilde harekete geçmesine mesafe koyacaktır. Ancak halkın bağımsız örgütlülüğünden ve militan doğrudan eyleminden başka bir seçenek de iktidarı durdurabilecek ve geriletebilecek güçte değildir. Bugün CHP’ye yönelen saldırıya faşizme karşı mücadele bağlamında karşı çıkmak, bunu halkın örgütlenme ve direniş eğilimlerini geliştiren, genişleten ve kendi bağımsız hattında ilerleten bir tarzda ele almakla mümkündür. Halkın her düzeyde haklarına saldıran, iradesini gasp eden bir iktidara karşı mücadele, farklı alanlardaki hak mücadeleleri arasında bağ kurmayı gerektirir. Yoksulluğa ve güvencesizliğe karşı mücadele, aynı zamanda yargının siyasal bir araç olarak kullanılıp halkın üye olduğu partinin yönetimini belirleme hakkının dahi gasp edilmesine karşı mücadeleyle bir olarak ele alınmalıdır. Bu durumu teyit eden bir örnek olarak, Cumhurbaşkanlığı kararıyla faaliyet izni iptal edilen Bilgi Üniversitesi’nde akademisyenlerin ve üniversitelilerin ortak direniş kararlılığı, iktidara geri adım attırmış; hak kazandırıcı tek geçerli çizginin direniş çizgisi olduğunu bir kez daha göstermiştir. Temel kavga halk ile Saray arasındadır CHP Genel Merkezi’nin polis zoruyla boşaltılması, parti içi bir anlaşmazlığın uzantısı değil, Saray’ın halkı örgütsüz, savunmasız, siyasetsiz bırakmaya yönelik bütünsel saldırı planının bir parçasıdır. Bu durum, hem iktidar hem de toplumsal muhalefet açısından bir dönüm noktasıdır. Mesele ne CHP meselesidir ne de CHP içi rekabet meselesidir. Meselenin temelinde, halk ile Saray arasında çelişkinin giderek derinleşmesi ve bunun karşısında iktidarın ülkeyi muhalefetsiz bırakma çabası yatmaktadır. Bu saldırı karşısında esas olan da halkın direnişidir. Saray’ın saldırı planlarına alet olanların aramızda yeri yoktur! Daha önce köylülerin ve tarım emekçilerinin mücadelelerinde, doğa ve yaşam savunmasında omuz omuza verdiğimiz için GYK listemizde yer alan üyemiz CHP milletvekili Orhan Sarıbal’ın, dün yaşanan olaylar sırasında “mutlak butlan” kararını destekleyen grupla birlikte hareket ettiği görülmüştür. Saray iktidarının saldırılarının doğrudan ya da dolaylı parçası olmak tartışmasız “işbirlikçiliktir”; izahı, mazereti, kabul edilebilirliği yoktur. Bir demokratik kitle örgütü olarak Halkevleri’nin işleyişi, üyeliği ve kurullarının şekillenişi, mücadele ilkeleriyle hayata geçer. Mücadele ilkelerimizle çelişen hiçbir tutum, bu tutumları sergileyen hiçbir kişi Halkevleri’nde varlığını sürdüremez. Örgütümüz bu konuda gerekli süreçleri işletecek ve somut adımlar atacaktır. Halkın hareketi için halkın örgütüne ihtiyaç var! Bir kez daha altını çizmek gerekir: Saray iktidarına karşı sonuç alıcı mücadele, halkın kendi bağımsız çıkarları doğrultusunda en geniş hareket kapasitesi hedeflenerek ve “hayatı durduran” yöntemlerle mümkündür. Halkevleri, kendi örgütsel varlığını böyle bir direniş hareketinin inşasına vakfedecek, üzerine düşen sorumluluğu yerine getirecektir. Bir halk örgütü olma özelliklerini geliştirmek, halkın hak mücadelelerini büyütmek, düzen siyasetinden hiçbir beklentisi ve çıkarı olmadan bağımsız bir hattın gerekliliğini vurgulayarak direniş çizgisini güçlendirmek, somut olarak atılması gereken adımlardır. Şimdi tüm odağımız, Saray iktidarına karşı direniş kararlılığını büyütmek ve faşizme karşı harekete geçmiş halkın bağımsız bir siyasal özne ve hareket olarak kendini ortaya koymasını sağlamaktır. Bu halk, kendi kaderini eline alacak ve kurtuluşun yolunu açacaktır. Çünkü Halk, Saray’dan büyüktür! Sendika.Org
Halkevleri, Sarıbal’ın pozisyonunu izahı, mazereti, kabul edilebilirliği olmayan bir işbirlikçilik olarak değerlendirdi

Halkevleri, “mutlak butlan” kararı ve sonrasında yaşananlara dair yaptığı açıklamada Erdoğan’ın “Türkiye’yi çokuluslu şirketler için bölgesel yönetim merkezi olarak konumlandırmak için yoğun çaba sarfediyoruz” ifadelerini hatırlatarak, saldırı programının bu çaba doğrultusunda muhalefeti sınırları çizilmiş, kontrollü bir alana hapsetme gayesi taşıdığını vurguladı. Bu saldırı programına direnmenin yolunun ise halkın bağımsız politik hareketinin inşasından geçtiğini belirtti

 

Halkevleri, “mutlak butlan” kararı ve sonrasında yaşananlara dair açıklama yaptı. Açıklamada CHP’ye yönelik saldırıların ancak Saray iktidarının emperyalist merkezler ve onlarla işbirliği içindeki egemen sınıfların çıkarlarına dayanan bir saldırı programı çerçevesinde anlamlandırılabileceği vurgulandı. Erdoğan’ın “Türkiye’yi çokuluslu şirketler için bölgesel yönetim merkezi olarak konumlandırmak için yoğun çaba sarfediyoruz” ifadelerini hatırlatan Halkevleri, saldırı programının bu çaba doğrultusunda muhalefeti sınırları çizilmiş, kontrollü bir alana hapsetme gayesi taşıdığını vurguladı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in daha önce sar ettiği “Mısır’daki Tahrir Meydanı’nı izlediğiniz gibi TV’den izlersiniz” sözlerini hatırlatan Halkevleri, Özel’in sözünü ettiği halkın isyancı dinamiğine yaslanmadığı her anın bu saldırının önlenebilirliğini zayıflattığını ifade etti. Bunun Özel’in hatasından ziyade düzen siyasetini sınırlarıyla ilgili bir durum olduğunun da altını çizen Halkevleri, “Faşizmin saldırı programına direnebilecek tek güç; örgütlü bir halk ve halkın bağımsız politik hareketidir” dedi.

Orhan Sarıbal açıklaması

CHP milletvekili Orhan Sarıbal’ın “mutlak butlan” kararını destekleyen grupla birlikte hareket ettiği görüntüler kamuoyunun tepkisini çekmişti. Açıklamada aynı zamanda Halkevleri GYK üyesi olan Sarıbal’ın bu pozisyonuna da değinildi. Sarıbal’ın daha önce köylülerin ve tarım emekçilerinin mücadelelerinde, doğa ve yaşam savunmasında omuz omuza mücadele yürüttükleri için GYK listelerinde yer aldığını ifade eden Halkevleri, Sarıbal’ın pozisyonunu izahı, mazereti, kabul edilebilirliği olmayan bir “işbirlikçilik” olarak değerlendirdi. Mücadele ilkeleriyle çelişen kimsenin içlerinde varlığını sürdüremeyeceğini ifade eden Halkevleri, “Örgütümüz bu konuda gerekli süreçleri işletecek ve somut adımlar atacaktır” dedi.

“Halk, Saray’dan büyüktür!”

Açıklamanın tamamı şöyle:

Faşizmin saldırı programına direnebilecek tek güç; örgütlü bir halk ve halkın bağımsız politik hareketidir

“Mutlak butlan” kararı ve CHP Genel Merkezi önünde yaşananlar, fiili olarak var olan durumun simgesel ifadeleridir. Saray iktidarı, CHP’nin kurucusu olduğu devlete CHP’yi fiilen kapattıracak ölçüde yeni bir biçim vermiştir ve etkin muhalefet odaklarını etkisiz hale getirip kendisine uyumlu bir şekilde yeniden inşa etmeyi hedeflemektedir. Daha yakın zamanda “iç cephe tahkimatı” hedefinden boşuna bahsetmediler. Bahçeli’nin CHP’ye “Saraçhane’den çıkıp Ankara yolunda” siyaset yapması gerektiğini “tavsiye” etmesi de boşuna değildi. Sendikaların ve meslek örgütlerinin içinin boşaltılması, bürokratik yöneticilerle teslim alınması, icazetli alanlara sıkıştırılması boşuna değil. Kayyumlar, seçim iptalleri ve son olarak “butlan” kararı… Bunların hepsi, emperyalist-kapitalist sitemin ihtiyaçları doğrultusunda halkın en temel toplumsal-siyasal haklarını tasfiyeye yönelen ve halkın bu tasfiye karşısındaki direnme kapasitesini engellemeyi hedefleyen Saray iktidarının özel saldırı programının parçalarıdır. İktidar, halkın isyan ve direniş eğilimlerinden beslenen muhalefet dinamiklerini mümkünse bastırmayı, değilse kontrol altında tutmayı amaçlamaktadır. Yerel seçimlerde en yüksek oyu almış, düzen dışı hedefleri olmayan bir parti dahi, Saray’ın istediği kalıba girmediği ve halkta biriken öfkenin sandıktaki adresi haline geldiği için bu saldırıların hedefi olmaktadır.

Saray’ın saldırı programı emperyalizm ve sermaye desteklidir

Saray’ın saldırı programının esas temelini ise egemen sınıfların emperyalist merkezlere bağımlı ve onların ihtiyaçları doğrultusunda Türkiye’yi emperyalist hâkimiyet planlarının ve uluslararası sömürü zincirlerinin bir halkası olarak konumlandırma hedefidir. NATO zirvesine ev sahipliği yapmaya hazırlanan Saray iktidarı, ABD’nin ve Batı Avrupa’nın Karadeniz, Kafkasya, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki hakimiyet planlarına hizmet edecek yeni kolordular ve donanmalar kurmak üzere görev almıştır ve NATO ilişkileri çerçevesinde hizmet ettiği emperyalist güçlerin diplomatik, politik ve finansal desteğini arkasında bulmaktadır. 19 Mart 2025 ve 21 Mayıs 2026 operasyonlarının her ikisinin de Erdoğan-Trump görüşmelerinin akabinde gerçekleşmesi tesadüf değildir. Erdoğan’ın “Türkiye’yi çokuluslu şirketler için bölgesel yönetim merkezi olarak konumlandırmak için yoğun çaba sarfediyoruz” ifadesi de bir başka göstergedir. Bu hedefin somut karşılıkları bellidir: Türkiye’nin ticari bir geçiş hattı, ucuz emeğe dayalı bir üretim üssü haline gelmesi, doğal kaynaklarının maden ve enerji şirketlerinin yağmasına açılması, temel hakların uluslararası tekellerin kârlılık alanı haline gelmesidir. Bu tablo içinde halk, yoksulluk ve güvencesizlik kıskacında ve her türlü ekonomik-siyasal katılım ve itiraz hakkından soyutlanarak yaşamaya zorlanmaktadır.

Saray sınırları çizilmiş, kontrollü muhalefet istiyor

Bu saldırı programının hayata geçirilmesi ve sürdürülebilmesi için, egemen sınıflar açısından iktidar kadar muhalefetin niteliği de belirleyicidir. Programı sekteye uğratabilecek her muhalefet tasfiye edilmek zorundadır. Sınırlarını egemenlerin çizdiği, iktidarla değil kendi kendisiyle uğraşan, kontrollü bir muhalefet yaratmak, bir isyan bastırma rejimi olarak faşizmin işleyiş mantığının doğrudan sonucudur. Dolayısıyla yaşananlara karşı geliştirilecek her refleks, faşizme karşı mücadele bağlamında ele alınmalıdır. Halkevleri, 19 Mart operasyonu sonrasında da “butlan” kararı açıklandıktan sonra da meseleye bu doğrultuda yaklaşmış, faşizme karşı mücadelenin gereklilikleri dışında bir kaygı ve beklenti taşımadan aktif tavır almıştır. Çünkü yaşananlar göstermiştir ki, sandık hedeflerine ve düzen sınırlarına sıkışmış bir mücadele hattının başarı şansı yoktur. Esas olan, Saray iktidarının karşısına dikilecek direnişçi çizgi ve halkın isyancı hareketidir.

Tek seçenek, tek yol halkın direniş ve isyanıdır

Bu gerçeği ve iktidarın karakterini bilen, tam da bu yüzden “Mısır’daki Tahrir Meydanı’nı izlediğiniz gibi TV’den izlersiniz” diyerek faşizmin saldırganlığı karşısında halkın isyancı dinamiğine başvurmaktan söz eden Özgür Özel, böyle bir mücadeleyi hayata geçirmekte geciktiği her dakika “butlan” sonucunun önlenebilirlik imkânını kaçırmıştır. Elbette burada kişisel niyetlerden bağımsız, yapısal bir durum söz konusudur. Özel’in takıldığı nokta, düzen siyasetinin sınırlarıdır. CHP’nin pozisyonundaki kararsızlığın tarihsel, sınıfsal, toplumsal nedenleri vardır. En nihayetinde, emekle sermayeyi uzlaştırmaya dönük, halkı basit anlamda parti sempatizanı ve seçmene indirgeyen bir siyaset tarzı, halkın sermayeyi ürkütecek şekilde harekete geçmesine mesafe koyacaktır. Ancak halkın bağımsız örgütlülüğünden ve militan doğrudan eyleminden başka bir seçenek de iktidarı durdurabilecek ve geriletebilecek güçte değildir. Bugün CHP’ye yönelen saldırıya faşizme karşı mücadele bağlamında karşı çıkmak, bunu halkın örgütlenme ve direniş eğilimlerini geliştiren, genişleten ve kendi bağımsız hattında ilerleten bir tarzda ele almakla mümkündür.

Halkın her düzeyde haklarına saldıran, iradesini gasp eden bir iktidara karşı mücadele, farklı alanlardaki hak mücadeleleri arasında bağ kurmayı gerektirir. Yoksulluğa ve güvencesizliğe karşı mücadele, aynı zamanda yargının siyasal bir araç olarak kullanılıp halkın üye olduğu partinin yönetimini belirleme hakkının dahi gasp edilmesine karşı mücadeleyle bir olarak ele alınmalıdır. Bu durumu teyit eden bir örnek olarak, Cumhurbaşkanlığı kararıyla faaliyet izni iptal edilen Bilgi Üniversitesi’nde akademisyenlerin ve üniversitelilerin ortak direniş kararlılığı, iktidara geri adım attırmış; hak kazandırıcı tek geçerli çizginin direniş çizgisi olduğunu bir kez daha göstermiştir.

Temel kavga halk ile Saray arasındadır

CHP Genel Merkezi’nin polis zoruyla boşaltılması, parti içi bir anlaşmazlığın uzantısı değil, Saray’ın halkı örgütsüz, savunmasız, siyasetsiz bırakmaya yönelik bütünsel saldırı planının bir parçasıdır. Bu durum, hem iktidar hem de toplumsal muhalefet açısından bir dönüm noktasıdır. Mesele ne CHP meselesidir ne de CHP içi rekabet meselesidir. Meselenin temelinde, halk ile Saray arasında çelişkinin giderek derinleşmesi ve bunun karşısında iktidarın ülkeyi muhalefetsiz bırakma çabası yatmaktadır. Bu saldırı karşısında esas olan da halkın direnişidir.

Saray’ın saldırı planlarına alet olanların aramızda yeri yoktur!

Daha önce köylülerin ve tarım emekçilerinin mücadelelerinde, doğa ve yaşam savunmasında omuz omuza verdiğimiz için GYK listemizde yer alan üyemiz CHP milletvekili Orhan Sarıbal’ın, dün yaşanan olaylar sırasında “mutlak butlan” kararını destekleyen grupla birlikte hareket ettiği görülmüştür. Saray iktidarının saldırılarının doğrudan ya da dolaylı parçası olmak tartışmasız “işbirlikçiliktir”; izahı, mazereti, kabul edilebilirliği yoktur.

Bir demokratik kitle örgütü olarak Halkevleri’nin işleyişi, üyeliği ve kurullarının şekillenişi, mücadele ilkeleriyle hayata geçer. Mücadele ilkelerimizle çelişen hiçbir tutum, bu tutumları sergileyen hiçbir kişi Halkevleri’nde varlığını sürdüremez. Örgütümüz bu konuda gerekli süreçleri işletecek ve somut adımlar atacaktır.

Halkın hareketi için halkın örgütüne ihtiyaç var!

Bir kez daha altını çizmek gerekir: Saray iktidarına karşı sonuç alıcı mücadele, halkın kendi bağımsız çıkarları doğrultusunda en geniş hareket kapasitesi hedeflenerek ve “hayatı durduran” yöntemlerle mümkündür. Halkevleri, kendi örgütsel varlığını böyle bir direniş hareketinin inşasına vakfedecek, üzerine düşen sorumluluğu yerine getirecektir. Bir halk örgütü olma özelliklerini geliştirmek, halkın hak mücadelelerini büyütmek, düzen siyasetinden hiçbir beklentisi ve çıkarı olmadan bağımsız bir hattın gerekliliğini vurgulayarak direniş çizgisini güçlendirmek, somut olarak atılması gereken adımlardır.

Şimdi tüm odağımız, Saray iktidarına karşı direniş kararlılığını büyütmek ve faşizme karşı harekete geçmiş halkın bağımsız bir siyasal özne ve hareket olarak kendini ortaya koymasını sağlamaktır. Bu halk, kendi kaderini eline alacak ve kurtuluşun yolunu açacaktır. Çünkü Halk, Saray’dan büyüktür!

Sendika.Org

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve medyakorkusuz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
dini chat dini chat islami chat