Cumartesi Anneleri, 1085. hafta: “Güçlükonak Katliamı’nın sorumluları yargılansın”

Gündem 11.01.2026 - 00:06, Güncelleme: 11.01.2026 - 00:06
 

Cumartesi Anneleri, 1085. hafta: “Güçlükonak Katliamı’nın sorumluları yargılansın”

Cumartesi Anneleri, 1085. hafta: “Güçlükonak Katliamı’nın sorumluları yargılansın”

Cumartesi Anneleri 1085. hafta eylemlerinde Galatasaray Meydanı’nda toplandı. “Güçlükonak Katliamı’nın sorumluları yargılansın” diyen Cumartesi Anneleri, bir basın açıklaması yaptı. Adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz Basın açıklamasını okuyan İnsan Hakları Derneği (İHD) üyesi Jiyan Kaya, şunları söyledi: Karakolda ağır işkenceye maruz bırakılan altı köylü; Abdullah İlhan, Ahmet Kaya, Ali Nas, Neytullah İlhan, Halit Kaya ve Ramazan Oruç yaşamını yitirdi. 15 Ocak 1996 tarihinde Koçyurdu Köy muhtarı ve aynı zamanda korucu olan Mehmet Öner’i arayan jandarma, gözaltındakilerin serbest bırakılacağını söyleyerek onları almak üzere tabura bir minibüs gönderilmesini istedi. Durumdan şüphelenen Öner, sürücüyü yalnız göndermek istemedi; korucular Hamit Yılmaz, Abdülhalim Yılmaz ve Lokman Özdemir’i de yanına alarak, Ramazan Nas’ın kullandığı 56 AH 320 plakalı minibüsle Taşkonak Jandarma Taburu’na gitti. Yalnızca minibüs ve sürücüsünü bekleyen askerler, tanık bırakmamak amacıyla korucuları da öldürdü. Daha önce öldürülen altı köylüyle birlikte toplam 10 kişinin cansız bedeni minibüsün koltuklarına bağlandı, başlarına çuval geçirildi. Minibüs, jandarmanın kontrolünde yola çıkarıldı; güzergâh askerler tarafından trafiğe kapatıldı. “JİTEM’in işiydi, söyleyemedik” Neredeyse kül olan bedenler ailelere teslim edilmedi, güvenlik güçleri tarafından toplu halde gömüldü. Buna karşın, yanan bedenlere ait kimlikler hiçbir zarar görmeden ailelere teslim edildi. Genelkurmay, Ankara’dan bir grup gazeteciyi Güçlükonak’a götürdü. Yapılan resmî açıklamada, köylerine gitmekte olan köylülerin PKK tarafından saldırıya uğradığı iddia edildi, öldürülenlerin gözaltında bulunan kişiler olduğu inkâr edildi. Ancak köylülerin yakınları ve olayın tanıkları, yaşanan katliamdan devleti sorumlu tutuyordu. Bu gelişmeler üzerine aydın ve sanatçılardan oluşan Barış İçin Bir Arada Çalışma Grubu, 13 Şubat’ta katliamı incelemek üzere Güçlükonak’a gitti. Heyet, yaptığı incelemelerin ardından katliamın devlet güçleri tarafından gerçekleştirildiğini açıkladı ve Genelkurmay Başkanlığı hakkında suç duyurusunda bulundu. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Adnan Ekmen’in olaydan 13 yıl sonra basına yansıyan açıklamasında ‘Olayı araştırınca arkasından devlet çıktı, JİTEM’in işiydi, söyleyemedik’ ve ‘Gerçeği bildiğim hâlde bunu kamuoyuyla paylaşamadığım için vicdanen rahatsızım’ dedi. Bu sözler, Güçlükonak Katliamı’nın devletin sorumluluğu dâhilinde gerçekleştiği ve üzerinin bilinçli biçimde örtüldüğü yönündeki iddiaları teyit etti. Tüm girişimlerine rağmen iç hukukta etkili bir başvuru yolu bulamayan aileler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdu. AİHM, davada Türkiye’yi; etkin soruşturma yükümlülüğünü yerine getirmediği ve ailelerin ulusal bir merci önünde etkili bir başvuru hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle mahkûm etti. Ancak AİHM kararına rağmen iç hukukta cezasızlık sürmeye devam etti. Bu durum, yalnızca Güçlükonak’ta yaşamını yitirenlerin ailelerinin adalet arayışını değil, toplumun hakikat ve adalet talebini ve hukuk devleti beklentisini de yok saydı. Devletin yükümlülüğü, suçun üzerini örtmek değil; hakikati tüm açıklığıyla ortaya çıkarmak, failleri tespit etmek, yargılamak ve cezalandırmaktır. Güçlükonak Katliamı’na ilişkin etkili bir soruşturma derhâl başlatılmalı, sorumlular yargı önüne çıkarılmalı ve bu katliamla ilgili olarak toplumun hakikati öğrenme hakkı güvence altına alınmalıdır. Kaç yıl geçerse geçsin, Abdullah İlhan, Ahmet Kaya, Ali Nas, Neytullah İlhan, Halit Kaya, Ramazan Oruç, Hamit Yılmaz, Abdülhalim Yılmaz, Lokman Özdemir, Mehmet Öner, Ramazan Nas ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.
Cumartesi Anneleri, 1085. hafta: “Güçlükonak Katliamı’nın sorumluları yargılansın”

Cumartesi Anneleri 1085. hafta eylemlerinde Galatasaray Meydanı’nda toplandı. “Güçlükonak Katliamı’nın sorumluları yargılansın” diyen Cumartesi Anneleri, bir basın açıklaması yaptı.

Adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz

Basın açıklamasını okuyan İnsan Hakları Derneği (İHD) üyesi Jiyan Kaya, şunları söyledi:

Karakolda ağır işkenceye maruz bırakılan altı köylü; Abdullah İlhan, Ahmet Kaya, Ali Nas, Neytullah İlhan, Halit Kaya ve Ramazan Oruç yaşamını yitirdi. 15 Ocak 1996 tarihinde Koçyurdu Köy muhtarı ve aynı zamanda korucu olan Mehmet Öner’i arayan jandarma, gözaltındakilerin serbest bırakılacağını söyleyerek onları almak üzere tabura bir minibüs gönderilmesini istedi. Durumdan şüphelenen Öner, sürücüyü yalnız göndermek istemedi; korucular Hamit Yılmaz, Abdülhalim Yılmaz ve Lokman Özdemir’i de yanına alarak, Ramazan Nas’ın kullandığı 56 AH 320 plakalı minibüsle Taşkonak Jandarma Taburu’na gitti. Yalnızca minibüs ve sürücüsünü bekleyen askerler, tanık bırakmamak amacıyla korucuları da öldürdü. Daha önce öldürülen altı köylüyle birlikte toplam 10 kişinin cansız bedeni minibüsün koltuklarına bağlandı, başlarına çuval geçirildi. Minibüs, jandarmanın kontrolünde yola çıkarıldı; güzergâh askerler tarafından trafiğe kapatıldı.

“JİTEM’in işiydi, söyleyemedik”

Neredeyse kül olan bedenler ailelere teslim edilmedi, güvenlik güçleri tarafından toplu halde gömüldü. Buna karşın, yanan bedenlere ait kimlikler hiçbir zarar görmeden ailelere teslim edildi. Genelkurmay, Ankara’dan bir grup gazeteciyi Güçlükonak’a götürdü. Yapılan resmî açıklamada, köylerine gitmekte olan köylülerin PKK tarafından saldırıya uğradığı iddia edildi, öldürülenlerin gözaltında bulunan kişiler olduğu inkâr edildi. Ancak köylülerin yakınları ve olayın tanıkları, yaşanan katliamdan devleti sorumlu tutuyordu. Bu gelişmeler üzerine aydın ve sanatçılardan oluşan Barış İçin Bir Arada Çalışma Grubu, 13 Şubat’ta katliamı incelemek üzere Güçlükonak’a gitti. Heyet, yaptığı incelemelerin ardından katliamın devlet güçleri tarafından gerçekleştirildiğini açıkladı ve Genelkurmay Başkanlığı hakkında suç duyurusunda bulundu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Adnan Ekmen’in olaydan 13 yıl sonra basına yansıyan açıklamasında ‘Olayı araştırınca arkasından devlet çıktı, JİTEM’in işiydi, söyleyemedik’ ve ‘Gerçeği bildiğim hâlde bunu kamuoyuyla paylaşamadığım için vicdanen rahatsızım’ dedi. Bu sözler, Güçlükonak Katliamı’nın devletin sorumluluğu dâhilinde gerçekleştiği ve üzerinin bilinçli biçimde örtüldüğü yönündeki iddiaları teyit etti. Tüm girişimlerine rağmen iç hukukta etkili bir başvuru yolu bulamayan aileler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdu. AİHM, davada Türkiye’yi; etkin soruşturma yükümlülüğünü yerine getirmediği ve ailelerin ulusal bir merci önünde etkili bir başvuru hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle mahkûm etti. Ancak AİHM kararına rağmen iç hukukta cezasızlık sürmeye devam etti. Bu durum, yalnızca Güçlükonak’ta yaşamını yitirenlerin ailelerinin adalet arayışını değil, toplumun hakikat ve adalet talebini ve hukuk devleti beklentisini de yok saydı.

Devletin yükümlülüğü, suçun üzerini örtmek değil; hakikati tüm açıklığıyla ortaya çıkarmak, failleri tespit etmek, yargılamak ve cezalandırmaktır. Güçlükonak Katliamı’na ilişkin etkili bir soruşturma derhâl başlatılmalı, sorumlular yargı önüne çıkarılmalı ve bu katliamla ilgili olarak toplumun hakikati öğrenme hakkı güvence altına alınmalıdır. Kaç yıl geçerse geçsin, Abdullah İlhan, Ahmet Kaya, Ali Nas, Neytullah İlhan, Halit Kaya, Ramazan Oruç, Hamit Yılmaz, Abdülhalim Yılmaz, Lokman Özdemir, Mehmet Öner, Ramazan Nas ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve medyakorkusuz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
aohbet islami sohbetler omegla türk sohbet cinsel sohbet dini chat