Bir Ailenin Sanata Adanmış Yolculuğu: Taştan Tuvale, Gelenekten Geleceğe

Kültür-Sanat 07.09.2026 - 23:48, Güncelleme: 07.09.2026 - 23:48
 

Bir Ailenin Sanata Adanmış Yolculuğu: Taştan Tuvale, Gelenekten Geleceğe

Bir Ailenin Sanata Adanmış Yolculuğu: Taştan Tuvale, Gelenekten Geleceğe

Körfez’de yaklaşık 30 yıl önce başlayan bir sanat hikâyesi, bugün aynı ailenin dört ferdinin eserlerinde hayat bulmaya devam ediyor. Salih ve Şükran Cengiz çifti ile kızları Zeynep ve Büşra Dilara Cengiz, farklı sanat disiplinlerini aynı çatı altında buluşturarak sanatseverlere özgün ve etkileyici bir sergi deneyimi sunuyor. Her biri farklı bir hikâye anlatan eserler; kullanılan farklı materyaller, renklerin uyumu ve üç boyutlu perspektifleriyle ziyaretçilerini alışılmışın dışında bir sanat dünyasına davet ediyor. Eserlere dört farklı yönden bakıldığında anlamlarının değişmesi ise serginin en dikkat çekici özellikleri arasında yer alıyor. Matematik öğretmenliğinin yanı sıra ressam kimliğiyle de tanınan Salih Cengiz ile el sanatları öğretmeni Şükran Cengiz, yıllar önce yerleştikleri Körfez’de çocuklarını da sanatın içinde büyüttü. Anne ve babalarının çalışmalarından ilham alan kızları, zaman içerisinde kendi sanat anlayışlarını geliştirerek aile geleneğini farklı alanlara taşıdı. Özellikle sahillerde bulunan beyaz taşları adeta birer sanat eserine dönüştüren aile, taş, kum, iplik, kurdele, kumaş ve tuval gibi birbirinden farklı malzemeleri bir araya getirerek resim sanatına üç boyutlu ve özgün bir yorum kazandırdı. Ailenin küçük kızı Büşra Dilara, sanat yolculuğunu reklam ve ürün tanıtım fotoğrafçılığıyla taçlandırırken, büyük kız Zeynep ise takı tasarımına yönelerek kendi sanat alanını oluşturdu. Böylece aynı aile içerisinde resimden el sanatlarına, fotoğrafçılıktan takı tasarımına uzanan zengin bir sanat yelpazesi ortaya çıktı. Dört kişilik aileden ortak sanat şöleni Cengiz ailesinin özenle seçtiği eserler, Kardelen Kültür Derneği ailesi çatısı altında sanatseverlerle buluştu. Şükrü Tunar Kültür Merkezi Fuaye Alanı’nda gerçekleştirilen sergide anne, baba ve iki kız kardeşin eserleri aynı mekânda bir araya geldi. Serginin hazırlanmasında ailenin iki torunu Deniz ve Derya ile damatları Serkan Bey ve Uğur Bey de destekleriyle ailenin yanında yer aldı. Bu yönüyle sergi yalnızca bir sanat etkinliği olmanın ötesine geçerek, kuşakları birbirine bağlayan güçlü bir aile hikâyesine de dönüştü. Altınoluk’un sanatla buluştuğu günler Cengiz ailesinin sanat yolculuğunun bir başka önemli durağı ise Altınoluk oldu. Geçmişte Altınoluk Belediye Başkanı döneminde iki caddeyi birbirine bağlayan mini geçit sokağının “Sanat Sokağı” olarak değerlendirilmesine öncülük eden aile, ressam dostlarının eserlerini burada sanatseverlerle buluşturarak bölgede adeta bir sanat rüzgârı estirdi. Ancak bugün aynı sokağın eski işlevini ve ruhunu kaybetmiş olması sanatseverler açısından üzüntü verici bir tablo olarak değerlendiriliyor. Sanatın ötesinde bir aile tablosu Cengiz ailesinin sergisi, ortaya koydukları eserlerin yanı sıra aile bağları, dayanışma ve sevgi açısından da dikkat çekiyor. Sanatı yalnızca bir uğraş değil, nesilden nesile aktarılan bir yaşam biçimi olarak gören aile; anne, baba, iki kız kardeş, damatlar ve torunların dayanışmasıyla örnek bir aile tablosu ortaya koyuyor. Günümüzde giderek daha fazla özlenen geleneksel aile yapısının, sevgi ve dayanışma etrafında nasıl güçlü bir bütün oluşturabileceğini gösteren Cengiz ailesi, sanatın birleştirici gücünü de gözler önüne seriyor. Taştan kumaşa, iplikten tuvale, fotoğraftan takıya uzanan bu renkli sanat yolculuğu; aslında tek tek eserlerden çok daha fazlasını anlatıyor: Bir ailenin birlikte üretmenin, birbirine ilham olmanın ve sevgiyi sanatla çoğaltmanın hikâyesini…
Bir Ailenin Sanata Adanmış Yolculuğu: Taştan Tuvale, Gelenekten Geleceğe

Körfez’de yaklaşık 30 yıl önce başlayan bir sanat hikâyesi, bugün aynı ailenin dört ferdinin eserlerinde hayat bulmaya devam ediyor. Salih ve Şükran Cengiz çifti ile kızları Zeynep ve Büşra Dilara Cengiz, farklı sanat disiplinlerini aynı çatı altında buluşturarak sanatseverlere özgün ve etkileyici bir sergi deneyimi sunuyor.

Her biri farklı bir hikâye anlatan eserler; kullanılan farklı materyaller, renklerin uyumu ve üç boyutlu perspektifleriyle ziyaretçilerini alışılmışın dışında bir sanat dünyasına davet ediyor. Eserlere dört farklı yönden bakıldığında anlamlarının değişmesi ise serginin en dikkat çekici özellikleri arasında yer alıyor.

Matematik öğretmenliğinin yanı sıra ressam kimliğiyle de tanınan Salih Cengiz ile el sanatları öğretmeni Şükran Cengiz, yıllar önce yerleştikleri Körfez’de çocuklarını da sanatın içinde büyüttü. Anne ve babalarının çalışmalarından ilham alan kızları, zaman içerisinde kendi sanat anlayışlarını geliştirerek aile geleneğini farklı alanlara taşıdı.

Özellikle sahillerde bulunan beyaz taşları adeta birer sanat eserine dönüştüren aile, taş, kum, iplik, kurdele, kumaş ve tuval gibi birbirinden farklı malzemeleri bir araya getirerek resim sanatına üç boyutlu ve özgün bir yorum kazandırdı.

Ailenin küçük kızı Büşra Dilara, sanat yolculuğunu reklam ve ürün tanıtım fotoğrafçılığıyla taçlandırırken, büyük kız Zeynep ise takı tasarımına yönelerek kendi sanat alanını oluşturdu. Böylece aynı aile içerisinde resimden el sanatlarına, fotoğrafçılıktan takı tasarımına uzanan zengin bir sanat yelpazesi ortaya çıktı.

Dört kişilik aileden ortak sanat şöleni

Cengiz ailesinin özenle seçtiği eserler, Kardelen Kültür Derneği ailesi çatısı altında sanatseverlerle buluştu. Şükrü Tunar Kültür Merkezi Fuaye Alanı’nda gerçekleştirilen sergide anne, baba ve iki kız kardeşin eserleri aynı mekânda bir araya geldi.

Serginin hazırlanmasında ailenin iki torunu Deniz ve Derya ile damatları Serkan Bey ve Uğur Bey de destekleriyle ailenin yanında yer aldı.

Bu yönüyle sergi yalnızca bir sanat etkinliği olmanın ötesine geçerek, kuşakları birbirine bağlayan güçlü bir aile hikâyesine de dönüştü.

Altınoluk’un sanatla buluştuğu günler

Cengiz ailesinin sanat yolculuğunun bir başka önemli durağı ise Altınoluk oldu. Geçmişte Altınoluk Belediye Başkanı döneminde iki caddeyi birbirine bağlayan mini geçit sokağının “Sanat Sokağı” olarak değerlendirilmesine öncülük eden aile, ressam dostlarının eserlerini burada sanatseverlerle buluşturarak bölgede adeta bir sanat rüzgârı estirdi.

Ancak bugün aynı sokağın eski işlevini ve ruhunu kaybetmiş olması sanatseverler açısından üzüntü verici bir tablo olarak değerlendiriliyor.

Sanatın ötesinde bir aile tablosu

Cengiz ailesinin sergisi, ortaya koydukları eserlerin yanı sıra aile bağları, dayanışma ve sevgi açısından da dikkat çekiyor.

Sanatı yalnızca bir uğraş değil, nesilden nesile aktarılan bir yaşam biçimi olarak gören aile; anne, baba, iki kız kardeş, damatlar ve torunların dayanışmasıyla örnek bir aile tablosu ortaya koyuyor.

Günümüzde giderek daha fazla özlenen geleneksel aile yapısının, sevgi ve dayanışma etrafında nasıl güçlü bir bütün oluşturabileceğini gösteren Cengiz ailesi, sanatın birleştirici gücünü de gözler önüne seriyor.

Taştan kumaşa, iplikten tuvale, fotoğraftan takıya uzanan bu renkli sanat yolculuğu; aslında tek tek eserlerden çok daha fazlasını anlatıyor: Bir ailenin birlikte üretmenin, birbirine ilham olmanın ve sevgiyi sanatla çoğaltmanın hikâyesini…

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve medyakorkusuz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
dini chat dini chat islami chat